Savcılığa Suç Duyurusu

Bu makaleler, toplumsal faydayı gözeten bilimsel bir yaklaşım çerçevesinde hazırlanmış olup, ileride referans teşkil etmesi amacıyla kurumsal arşivimizi oluşturmak için yazılmaktadır. Avukat meslektaşlarımız kaynak göstermek şartıyla kullanabilirler.

Toplam 9 konu bulundu

18 Yaşından Küçük Biriyle Cinsel İlişkinin Cezası — TCK m.104

18 Yaşından Küçük Biriyle Cinsel İlişkinin Cezası

18 yaşından küçük biriyle cinsel ilişkinin cezası, çocuğun 15 yaşını tamamlayıp tamamlamadığına, fiilin rızaya dayanıp dayanmadığına ve taraflar arasındaki ilişkiye göre değişir. Her olay doğrudan TCK m.104 kapsamında değerlendirilmez.

Yaşa Göre Hangi Kanun Maddesi Uygulanır?

Durum Uygulanabilecek hüküm Temel sonuç
Çocuk 15 yaşını tamamlamamışsa TCK m.103 Rıza bulunduğu iddiası fiili hukuka uygun hâle getirmez.
Çocuk 15 yaşını tamamlamış ancak fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemişse TCK m.103 Çocuğun açıkladığı rıza geçerli kabul edilmez.
Çocuk 15 yaşını tamamlamış fakat 18 yaşını doldurmamışsa; cebir, tehdit veya hile yoksa TCK m.104 Şikâyet üzerine 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gündeme gelir.
15–17 yaş grubundaki çocuğa karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden varsa TCK m.103 Çocuğun cinsel istismarı hükümleri uygulanır.
Kişi 18 yaşını doldurmuşsa TCK m.104 uygulanmaz Fiilin özelliklerine göre başka suçlar oluşabilir.

İlgili düzenlemeler 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 ve 104. maddelerinde bulunmaktadır.

TCK m.104 Kapsamında Suçun Cezası Nedir?

TCK m.104/1’e göre cebir, tehdit ve hile olmaksızın, 15 yaşını tamamlamış fakat 18 yaşını doldurmamış çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Bu suçun oluşabilmesi için:

  • Mağdurun 15 yaşını tamamlamış ve 18 yaşını doldurmamış olması,
  • Kanundaki anlamıyla cinsel ilişkinin gerçekleşmesi,
  • Cebir, tehdit veya hile bulunmaması gerekir.

Sadece sevgili olmak, buluşmak, mesajlaşmak veya flört etmek tek başına TCK m.104’teki suçu oluşturmaz. Bununla birlikte cinsel içerikli mesajlar, görüntüler veya başka davranışlar olayın özelliklerine göre TCK m.103, 105, 134 ya da 226 kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.

15 Yaşından Küçük Çocuğun Rızası Geçerli midir?

TCK m.103 bakımından 15 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, çocuğun cinsel istismarı kapsamında değerlendirilir. Çocuğun:

  • İlişkiye rıza gösterdiğini söylemesi,
  • Tarafların sevgili olması,
  • Ailenin ilişkiyi bilmesi veya onaylaması,
  • Tarafların daha sonra evlenmek istemesi

fiili hukuka uygun hâle getirmez.

TCK m.103’te cinsel istismarın temel cezası 8 yıldan 15 yıla kadar hapis, davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde ise 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıdır. Mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması durumunda cezanın alt sınırı ayrıca yükselmektedir.

Fiilin vücuda organ veya başka bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde ceza 16 yıldan az olamaz. Mağdur 12 yaşını tamamlamamışsa ceza 18 yıldan az olamaz.

15–17 Yaş Arasındaki Çocuğun Rızası Cezayı Kaldırır mı?

Hayır. TCK m.104’ün temel şekli zaten cebir, tehdit ve hile bulunmayan cinsel ilişkiyi düzenlemektedir. Bu nedenle çocuğun ilişkiye rıza göstermiş olması, fiilin otomatik olarak cezasız kalmasını sağlamaz.

Ancak 15–17 yaş grubundaki çocuğun iradesi;

  • Cebir,
  • Tehdit,
  • Hile,
  • Alkol veya uyuşturucu etkisi,
  • Uyku veya bilinç kaybı,
  • Baskı, korku ya da bağımlılık ilişkisi,
  • İradeyi etkileyen başka bir nedenle

ortadan kaldırılmış veya etkilenmişse olay TCK m.104 yerine daha ağır cezalar öngören TCK m.103 kapsamında çocuğun cinsel istismarı olarak değerlendirilebilir.

Ayrıca çocuk 15 yaşını tamamlamış olsa bile fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemişse yine TCK m.103 uygulanır.

Evlenme Yasağı Bulunan Kişiyle İlişkinin Cezası

TCK m.104/2’ye göre suçun, mağdurla arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde ceza 10 yıldan 15 yıla kadar hapistir. Bu durumda mağdurun şikâyeti aranmaz.

Türk Medeni Kanunu m.129 kapsamında evlenme yasağı bulunan kişiler arasında özellikle şunlar yer alır:

  1. Üstsoy ile altsoy,
  2. Kardeşler,
  3. Amca, dayı, hala veya teyze ile yeğen,
  4. Evlat edinen ile evlatlık ve kanunda belirtilen yakınlar,
  5. Evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu.

Bu kişiler bakımından “çocuk rıza gösterdi” savunması şikâyet şartını veya cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Bakım ve Gözetim Yükümlülüğü Bulunan Kişinin Cezası

Suçun;

  • Evlat edinme öncesinde çocuğun bakımını üstlenen kişi veya
  • Koruyucu aile ilişkisi kapsamında çocuğu koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi

tarafından işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz. TCK m.104/3 gereğince 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası uygulanır.

Fail de 18 Yaşından Küçükse Ne Olur?

TCK m.104’te failin mutlaka yetişkin olması gerektiğine ilişkin açık bir şart bulunmamaktadır. Bu nedenle tarafların ikisinin de 18 yaşından küçük olması, olayın kendiliğinden cezasız kalacağı anlamına gelmez.

Bununla birlikte çocukların ceza sorumluluğu TCK m.31’e göre ayrıca değerlendirilir:

  1. Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur.
  2. 12–15 yaş grubunda algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği araştırılır.
  3. 15–18 yaş grubunda çocuklara özgü ceza indirimi uygulanır.

Her iki tarafın da çocuk olduğu olaylarda tarafların yaşları, fiilin niteliği, kimin hangi davranışı gerçekleştirdiği ve iradeyi etkileyen bir durum bulunup bulunmadığı birlikte incelenir.

“Yaşını 18 Söyledi” Savunması Cezayı Kaldırır mı?

Mağdurun yaşını büyük söylediği iddiası tek başına otomatik olarak cezasızlık sağlamaz. TCK m.30’daki hata hükümleri kapsamında failin yaş konusunda gerçekten hataya düşüp düşmediği ve bu hatanın kastı etkileyip etkilemediği somut delillerle değerlendirilir.

Mesaj kayıtları, tarafların tanışma şekli, okul bilgileri, sosyal medya paylaşımları ve failin mağdurun gerçek yaşını öğrenebileceği koşullar dikkate alınabilir.

Şikâyet Süresi Ne Kadardır?

TCK m.104/1 kapsamındaki temel suçun soruşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır. TCK m.73’e göre şikâyet süresi, şikâyet hakkı bulunan kişinin fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır.

Mağdur çocuk olduğunda şikâyet hakkının kullanılması ve kanuni temsil konusu; çocuğun yaşı, temsil ilişkisi ve olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.

TCK m.104/2 ve m.104/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde ise şikâyet aranmaz. Savcılık suçu öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma başlatabilir. TCK m.103 kapsamındaki çocukların cinsel istismarı suçu da kural olarak resen soruşturulur.

Şikâyetten Vazgeçilirse Dava Düşer mi?

TCK m.104/1 kapsamında şikâyetten vazgeçme, TCK m.73’teki şartlar doğrultusunda soruşturma veya davanın sonucunu etkileyebilir. Ancak hüküm kesinleştikten sonra yapılan vazgeçme cezanın infazını durdurmaz.

Şikâyet aranmayan TCK m.104/2, m.104/3 ve TCK m.103 kapsamındaki suçlarda şikâyetin geri alınması soruşturmayı veya davayı kendiliğinden sona erdirmez.

Bu Suçta Uzlaştırma Olur mu?

Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu m.253/3 uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma uygulanmaz.

Bu nedenle TCK m.104/1 şikâyete bağlı olmasına rağmen tarafların uzlaştırma bürosunda uzlaşması mümkün değildir.

Şikâyet Nereye Yapılır?

CMK m.158 gereğince şikâyet veya ihbar:

  • Cumhuriyet başsavcılığına,
  • Polis merkezine,
  • Jandarma karakoluna

yapılabilir. Mağdur doğrudan ceza davası açmaz. Cumhuriyet savcısı CMK m.160 kapsamında soruşturma yürütür; yeterli şüpheye ulaşılması hâlinde CMK m.170 uyarınca iddianame düzenler.

Hangi Deliller İncelenebilir?

Bu tür soruşturmalarda özellikle şu deliller değerlendirilebilir:

  • Nüfus ve doğum kayıtları,
  • Hukuka uygun şekilde elde edilmiş mesajlar,
  • Sosyal medya ve telefon kayıtları,
  • Hastane ve adli tıp raporları,
  • Kamera görüntüleri,
  • Tanık anlatımları,
  • Tarafların ifadeleri,
  • Gebelik ve DNA incelemeleri.

Çocuğa ait özel veya cinsel içerikli görüntülerin başkalarına gönderilmesi, yayımlanması ya da çoğaltılması ayrıca suç oluşturabilir. Bu tür içerikler sosyal medyada paylaşılmamalı; mevcut deliller doğrudan soruşturma makamlarına teslim edilmelidir.

18 yaşından küçük biriyle cinsel ilişkinin cezası yalnızca “18 yaşından küçüktü” bilgisine bakılarak belirlenemez. Çocuk 15 yaşını tamamlamamışsa veya fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemişse TCK m.103; 15 yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını doldurmamışsa ve cebir, tehdit ya da hile bulunmuyorsa TCK m.104 gündeme gelir.

TCK m.104’ün temel şeklinde ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapis, evlenme yasağı bulunan veya kanunda belirtilen bakım ve gözetim yükümlülüğüne sahip kişiler bakımından ise 10 yıldan 15 yıla kadar hapistir. Kesin hukuki nitelendirme; yaş kayıtları, rıza ve irade durumu, taraflar arasındaki ilişki ve olayın gerçekleşme biçimi incelenerek yapılır.

Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın hukuki değerlendirmesi yerine geçmez.

Trafik Kazasında Birini Yaralamanın Cezası Nedir? — TCK m.89

Trafik Kazasında Birini Yaralamanın Cezası Nedir?

Trafik kazasında bir kişinin yaralanmasına neden olmak, sürücünün trafik kurallarına ve dikkat yükümlülüğüne aykırı davranması hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçunu oluşturabilir.

Verilecek ceza; yaralanmanın ağırlığına, kazada kaç kişinin yaralandığına, sürücünün kusuruna ve eylemin basit taksirle mi yoksa bilinçli taksirle mi gerçekleştirildiğine göre değişir.

Taksirle Yaralama Suçu Nedir?

TCK m.22’ye göre taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle suçun kanuni tanımında belirtilen sonucun öngörülmeden gerçekleştirilmesidir.

Trafik kazasında sürücünün;

  1. Hız sınırına uymaması,
  2. Geçiş önceliğini ihlal etmesi,
  3. Kırmızı ışıkta geçmesi,
  4. Takip mesafesini korumaması,
  5. Dönüş kurallarına uymaması,
  6. Telefonla ilgilenmesi,
  7. Yol ve hava şartlarına uygun davranmaması,

nedeniyle bir kişinin yaralanması taksirle yaralama suçunu gündeme getirebilir.

Sürücünün yalnızca trafik kuralını ihlal etmesi yeterli değildir. Kural ihlaliyle meydana gelen yaralanma arasında nedensellik bağlantısı bulunması gerekir.

Trafik Kazasında Yaralamanın Temel Cezası

TCK m.89/1’e göre taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi hakkında:

  • Üç aydan bir yıla kadar hapis veya
  • Adli para cezası

uygulanabilir.

Bu fıkrada hapis ve adli para cezası seçimlik olarak düzenlenmiştir. Mahkeme, olayın özelliklerine göre hapis cezasına veya adli para cezasına hükmedebilir.

Yaralanma Ağırsa Ceza Artar mı?

Trafik kazası sonucunda meydana gelen yaralanmanın niteliği cezayı doğrudan etkiler.

TCK m.89/2’ye göre yaralanma mağdurun;

  1. Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
  2. Vücudunda kemik kırılmasına,
  3. Konuşmasında sürekli zorluğa,
  4. Yüzünde sabit ize,
  5. Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
  6. Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

neden olmuşsa temel ceza yarı oranında artırılır.

Kemik kırığının bulunup bulunmadığı, kırığın hayati fonksiyonlara etkisi ve diğer yaralanmalar sağlık kuruluşlarınca düzenlenen adli raporlarla belirlenir.

Kalıcı Sakatlık veya Organ Kaybında Ceza

TCK m.89/3’e göre trafik kazasındaki yaralanma mağdurun;

  • İyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
  • Duyularından veya organlarından birinin işlevini kaybetmesine,
  • Konuşma ya da çocuk yapma yeteneğini kaybetmesine,
  • Yüzünün sürekli değişmesine,
  • Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,

neden olmuşsa temel ceza bir kat artırılır.

Bu sonuçların bulunup bulunmadığı yalnızca ilk hastane raporuna göre değil, gerekli durumlarda kesin adli rapor ve sağlık kurulu değerlendirmelerine göre belirlenir.

Birden Fazla Kişinin Yaralandığı Kazanın Cezası

TCK m.89/4’e göre taksirli bir davranış sonucunda birden fazla kişinin yaralanmasına neden olunması hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilir.

Örneğin sürücünün kontrolünü kaybettiği aracın başka araca çarpması ve araçtaki birden fazla kişinin yaralanması bu fıkra kapsamında değerlendirilebilir.

Kaç kişinin yaralandığı, yaralanmaların ağırlığı ve sürücünün kusuru cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.

Trafik Kazasında Bilinçli Taksir Nedir?

TCK m.22/3’e göre kişi meydana gelebilecek sonucu öngörmesine rağmen sonucun gerçekleşmesini istememiş fakat riskli davranışına devam etmişse bilinçli taksir gündeme gelir.

Bilinçli taksir hâlinde taksirli suç için belirlenecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

Trafik kazalarında;

  • Yoğun trafikte aşırı hızlı araç kullanmak,
  • Tehlikeli şekilde araç sollamak,
  • Trafik ışığını bilerek ihlal etmek,
  • Uykusuz olduğunu bilmesine rağmen araç kullanmaya devam etmek,
  • Yolun ve havanın tehlikeli olduğunu görmesine rağmen hız kesmemek,

somut olayın şartlarına göre bilinçli taksir yönünden değerlendirilebilir.

Her trafik kuralı ihlali otomatik olarak bilinçli taksir değildir. Sürücünün yaralanma sonucunu öngörüp öngörmediği ayrıca belirlenir.

Alkollü Araçla Birini Yaralamanın Cezası

Alkollü araç kullanırken bir kişinin yaralanmasına neden olunması, TCK m.89 kapsamında taksirle yaralama suçunu oluşturabilir. Alkol oranı, sürücünün araç kullanma yeteneği, kazanın meydana geliş şekli ve yapılan diğer kural ihlalleri dikkate alınır.

Alkollü araç kullanmak her olayda otomatik olarak bilinçli taksir kabul edilmez. Ancak sürücünün riski öngördüğünü gösteren diğer koşullarla birlikte bilinçli taksir hükümleri uygulanabilir.

Ayrıca sürücünün güvenli şekilde araç kullanamayacak durumda olmasına rağmen araç kullanması TCK m.179’daki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu da gündeme getirebilir. Karayolları Trafik Kanunu kapsamında idari para cezası ve sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması gibi yaptırımlar da ayrıca uygulanabilir.

Ehliyetsiz Sürücünün Kazada Birini Yaralaması

Ehliyetsiz araç kullanmak idari yaptırım gerektirebilir. Ancak sürücünün ehliyetsiz olması tek başına trafik kazasında yaralanmadan dolayı ceza verilmesi için yeterli değildir.

Taksirle yaralama yönünden sürücünün dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı, kazaya etkisi ve yaralanmayla nedensellik bağlantısı araştırılır. Ehliyetsizliğin yanında hız, geçiş önceliği, şerit kullanımı ve diğer trafik kuralları da değerlendirilir.

Yayaya Çarpmanın Cezası Nedir?

Bir sürücünün yaya geçidinde, kaldırımda veya yol üzerinde yayaya çarparak yaralanmasına neden olması TCK m.89 kapsamında değerlendirilebilir.

Sürücünün kusuru belirlenirken;

  • Yaya geçidinin bulunup bulunmadığı,
  • Trafik ışıkları,
  • Aracın hızı,
  • Görüş mesafesi,
  • Fren ve manevra imkânı,
  • Yayanın hareketleri,
  • Yol ve hava koşulları,

birlikte incelenir.

Yayanın da trafik kuralını ihlal etmiş olması sürücünün otomatik olarak cezasız kalmasını sağlamaz. Her iki tarafın davranışlarının kazaya etkisi ayrı ayrı belirlenir.

Motosiklet Kazasında Yaralamanın Cezası

Motosiklet sürücüsünün, yolcusunun, yayanın veya başka araçtaki kişinin yaralanması hâlinde TCK m.89 uygulanabilir.

Kask kullanılmaması, koruyucu donanım eksikliği veya yaralanan kişinin başka bir kural ihlali zararın artmasına etki edebilir. Ancak bu durum sürücünün kazaya neden olan kusurunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Kazanın oluşumu ile yaralanmanın ağırlaşmasına etki eden davranışlar ayrı ayrı değerlendirilir.

Trafik Kazasında Kusur Oranı Ceza Davasını Nasıl Etkiler?

Ceza sorumluluğu yalnızca kaza tespit tutanağında yazılı kusur oranına göre belirlenmez. Ceza soruşturması ve yargılamasında;

  1. Kaza tespit tutanağı,
  2. Kamera görüntüleri,
  3. Tanık anlatımları,
  4. Araçların hasar durumları,
  5. Fren ve çarpışma izleri,
  6. Yol ile hava koşulları,
  7. Bilirkişi incelemesi,
  8. Trafik kuralları,

birlikte değerlendirilir.

Sürücünün mutlaka yüzde yüz kusurlu olması gerekmez. Yaralanmaya neden olan kusurlu bir davranışının bulunması cezai sorumluluk için yeterli olabilir. Buna karşılık kazanın tamamen mağdurun veya başka bir kişinin davranışından kaynaklandığı belirlenirse sürücünün taksirli sorumluluğu oluşmayabilir.

Kazadan Sonra Yaralıya Yardım Etmemek

Kazaya karışan sürücünün olay yerini terk etmesi, yaralıya yardım etmemesi veya yetkili makamlara haber vermemesi ayrıca hukuki sonuçlar doğurabilir.

Yaralının kendisini idare edemeyecek durumda olmasına rağmen yardım edilmemesi veya durumun yetkili makamlara bildirilmemesi hâlinde TCK m.98’deki yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu gündeme gelebilir.

Ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndaki kazaya karışan sürücülerin yükümlülükleri ve idari yaptırımlar uygulanabilir.

Yaralama Kasten Gerçekleştirilirse TCK m.89 Uygulanır mı?

Sürücü aracı bir kişiye bilerek çarpmak amacıyla kullanmışsa olay taksirle yaralama olarak değerlendirilmez. Eylemin amacı ve meydana gelen sonuca göre;

  1. TCK m.86 kapsamında kasten yaralama,
  2. TCK m.87 kapsamında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama,
  3. TCK m.81 ve m.35 kapsamında kasten öldürmeye teşebbüs,

hükümleri gündeme gelebilir.

TCK m.89, sürücünün yaralama sonucunu istemediği ancak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kazaya neden olduğu durumlarda uygulanır.

Yaralı Sonradan Hayatını Kaybederse Ne Olur?

Kazayla ölüm arasında nedensellik bağlantısı bulunuyorsa olay TCK m.89 kapsamında taksirle yaralama olarak değil, TCK m.85 kapsamında taksirle öldürme olarak değerlendirilebilir.

TCK m.85’e göre bir kişinin ölümüne taksirle neden olmanın cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Birden fazla kişinin ölümü veya bir kişinin ölümüyle birlikte başka kişilerin yaralanması hâlinde iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası uygulanabilir.

Taksirle Yaralama Suçu Şikâyete Bağlı mı?

TCK m.89/5’e göre taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır.

TCK m.73 uyarınca şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır.

Ancak TCK m.89/1’deki temel yaralama hâli hariç olmak üzere, suçun bilinçli taksirle işlenmesi durumunda şikâyet aranmaz. Başka bir ifadeyle ağırlaşmış yaralanma sonuçları veya birden fazla kişinin yaralanması bilinçli taksirle meydana gelmişse soruşturma kendiliğinden yürütülebilir.

Temel yaralama TCK m.89/1 kapsamında kalıyorsa bilinçli taksir bulunsa dahi kanundaki istisna nedeniyle şikâyet gerekir.

Şikâyet Nereye Yapılır?

Ceza Muhakemesi Kanunu m.158 kapsamında şikâyet;

  1. Cumhuriyet başsavcılığına,
  2. Polis merkezine,
  3. Jandarma karakoluna,

yapılabilir. Cumhuriyet savcılığı CMK m.160 kapsamında kazanın oluşumunu, kusuru ve yaralanmanın niteliğini araştırır.

Yaralamalı Trafik Kazasında Hangi Deliller Kullanılır?

Hukuka uygun şekilde elde edilen şu bilgiler delil olarak değerlendirilebilir:

  1. Trafik kazası tespit tutanağı,
  2. Hastane ve adli muayene raporları,
  3. Güvenlik ve araç kamerası görüntüleri,
  4. Tanık anlatımları,
  5. Alkol ve uyuşturucu ölçüm sonuçları,
  6. Araçların hasar fotoğrafları,
  7. Yol ve hava durumuna ilişkin kayıtlar,
  8. Fren ve çarpışma izleri,
  9. Bilirkişi kusur raporları,
  10. Araç takip ve takograf kayıtları,
  11. Telefon kullanımına ilişkin hukuka uygun kayıtlar.

İlk kaza tutanağındaki değerlendirme ceza mahkemesini tek başına bağlamaz. Bütün deliller birlikte incelenir.

Yaralamalı Trafik Kazasında Uzlaştırma Var mı?

TCK m.89’da düzenlenen taksirle yaralama suçu CMK m.253 kapsamında uzlaştırmaya tabidir.

Uzlaştırmanın sağlanması, kanundaki şartlar çerçevesinde ceza soruşturmasının veya davasının sona ermesini sağlayabilir. Uzlaştırma ile trafik sigortası veya tazminat sorumluluğu aynı süreç değildir.

Trafik Kazasında Tazminat ve Sigorta

Ceza sorumluluğu ile maddi ve manevi tazminat sorumluluğu birbirinden farklıdır. Sürücü hakkında ceza verilmemesi, her durumda tazminat sorumluluğunun bulunmadığı anlamına gelmez.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi kapsamında motorlu aracın işletilmesi nedeniyle meydana gelen zararlardan işletenin hukuki sorumluluğu doğabilir. Tıbbi giderler, geçici veya sürekli iş göremezlik, bakıcı giderleri ve manevi zararlar olayın şartlarına göre ayrıca talep konusu olabilir.

Zorunlu trafik sigortası kapsamında yapılacak ödemeler, sürücünün ceza sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Sürücü Belgesi Geri Alınabilir mi?

TCK m.53/6’ya göre trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde mahkeme, sürücü belgesinin üç aydan üç yıla kadar geri alınmasına karar verebilir.

Bu tedbir her yaralamalı trafik kazasında otomatik olarak uygulanmaz. Mahkeme, olayın niteliğine ve sürücünün kusuruna göre değerlendirme yapar.

Trafik kazasında bir kişinin yaralanmasına taksirle neden olmanın temel cezası üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Kemik kırığı, yaşam tehlikesi veya kalıcı organ zayıflaması gibi sonuçlarda ceza yarı oranında; organ kaybı, bitkisel hayat veya sürekli yüz değişikliği gibi daha ağır sonuçlarda bir kat artırılır.

Birden fazla kişinin yaralanması hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezası uygulanabilir. Kaza bilinçli taksirle meydana gelmişse belirlenen ceza ayrıca üçte birden yarısına kadar artırılır.

Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Cezai sorumluluk; sürücünün kusuru, kazayla yaralanma arasındaki nedensellik bağlantısı, adli sağlık raporu ve olayın basit ya da bilinçli taksir kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilerek belirlenir.

Başkasının Banka veya Kredi Kartını Kullanmanın Cezası — TCK m.245

Başkasının Banka veya Kredi Kartını Kullanmanın Cezası

Başkasına ait banka veya kredi kartını, kart sahibinin izni olmadan alışverişte kullanmak, ATM’den para çekmek ya da kart bilgileriyle internet üzerinden ödeme yapmak suç oluşturabilir. Bu eylemler Türk Ceza Kanunu’nun 245. maddesinde banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu olarak düzenlenmiştir.

Kartın çalınmış, bulunmuş veya daha önce kart sahibi tarafından verilmiş olması tek başına sonucu değiştirmez. Önemli olan kullanım sırasında geçerli rızanın bulunup bulunmadığı ve kullanımla bir menfaat sağlanıp sağlanmadığıdır.

Banka veya Kredi Kartının Kötüye Kullanılması Suçu Nedir?

TCK m.245/1’e göre başkasına ait banka veya kredi kartını herhangi bir şekilde ele geçiren ya da elinde bulunduran kişinin, kart sahibinin veya kartın verilmesi gereken kişinin rızası olmadan kartı kullanarak veya kullandırtarak kendisine ya da başkasına menfaat sağlaması suçtur.

Suçun oluşabilmesi için genel olarak;

  • Kartın veya kart bilgilerinin başkasına ait olması,
  • Kart sahibinin geçerli rızasının bulunmaması,
  • Kartın kullanılması veya başkasına kullandırılması,
  • Kullanım sonucunda maddi bir menfaat sağlanması,

gerekir.

Başkasının Kartını Kullanmanın Cezası Nedir?

Başkasına ait gerçek bir banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması sonucunda menfaat sağlanmasının cezası:

  • Üç yıldan altı yıla kadar hapis,
  • Beş bin güne kadar adli para cezasıdır.

Hapis cezası ile adli para cezası birlikte uygulanır. Adli para cezasının toplam tutarı TCK m.52 kapsamında gün birimi ve kişinin ekonomik durumu dikkate alınarak mahkeme tarafından belirlenir.

Hangi Davranışlar TCK m.245 Kapsamına Girebilir?

Aşağıdaki eylemler, şartları bulunuyorsa banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunu oluşturabilir:

  1. Bulunan banka kartıyla alışveriş yapmak,
  2. Çalınan kredi kartını kullanmak,
  3. Kart sahibinin izni olmadan ATM’den para çekmek,
  4. Kart bilgileriyle internet alışverişi yapmak,
  5. Kartı dijital cüzdana ekleyerek ödeme yapmak,
  6. Temassız özelliğini kullanarak alışveriş yapmak,
  7. Kart bilgilerini başka kişiye kullandırmak,
  8. Kayıtlı kart üzerinden uygulama içi satın alma yapmak,
  9. Kart sahibinin izin verdiği tutardan daha fazla harcama yapmak,
  10. Kartı yalnızca belirli bir işlem için alan kişinin başka alışverişler yapması.

Kullanılan miktarın düşük olması suçun oluşmasını engellemez. Temassız yöntemle küçük tutarlı bir alışveriş yapılması da menfaat sağlanmışsa ceza sorumluluğu doğurabilir.

Kredi Kartı Bilgileriyle İnternetten Alışveriş Yapmak Suç mu?

Fiziksel kart ele geçirilmeden yalnızca;

  • Kart numarası,
  • Son kullanma tarihi,
  • Güvenlik kodu,
  • Kart sahibinin adı,
  • SMS veya mobil uygulama doğrulama kodu,

kullanılarak internet üzerinden alışveriş yapılması da TCK m.245/1 kapsamında değerlendirilebilir.

Kartın fiziksel olarak failin elinde bulunmaması, kart bilgilerinin ödeme aracı olarak izinsiz kullanılmasını kendiliğinden cezasız hâle getirmez.

Kart bilgilerinin hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesi sırasında TCK m.136’daki kişisel verileri ele geçirme veya TCK m.243’teki bilişim sistemine girme suçları da gündeme gelebilir.

Kayıp Banka Kartını Kullanmak Suç mu?

Yerde, ATM’de, iş yerinde veya başka bir yerde bulunan banka kartıyla alışveriş yapmak TCK m.245/1 kapsamında suç oluşturabilir.

Kartın bulunmuş olması, bulan kişiye kartı kullanma hakkı vermez. Kartın;

  1. Temassız ödeme yöntemiyle kullanılması,
  2. İnternet alışverişinde kullanılması,
  3. Başkasına verilerek kullandırılması,
  4. ATM’den para çekmek için kullanılması,

hâlinde üç yıldan altı yıla kadar hapis ve adli para cezası gündeme gelebilir.

Kart yalnızca bulunmuş ancak hiç kullanılmamışsa TCK m.245/1’de aranan yarar sağlama sonucu gerçekleşmemiş olabilir. Bununla birlikte kartın saklanması veya iade edilmemesi başka kanun hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.

Kart Sahibinin Verdiği Kartı İzin Dışında Kullanmak Suç mu?

Kart sahibinin kartı gönüllü olarak vermiş olması, kartın her amaçla ve sınırsız şekilde kullanılabileceği anlamına gelmez.

Örneğin kart sahibi;

  • Yalnızca market alışverişi yapılması,
  • Belirli bir borcun ödenmesi,
  • Belirli tutarda para çekilmesi,
  • Tek seferlik alışveriş yapılması,

için izin vermiş olabilir.

Kartın verilen yetkiyi aşarak başka alışverişlerde kullanılması veya izin verilen miktardan daha fazla harcama yapılması, rızanın kapsamı dışında kalan bölüm bakımından TCK m.245’i gündeme getirebilir.

Kart Sahibinin Sonradan Onay Vermesi Suçu Ortadan Kaldırır mı?

Kullanım sırasında rıza bulunmuyorsa kart sahibinin daha sonra harcamayı kabul etmesi, gerçekleşmiş eylemi her durumda kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.

Bununla birlikte kart sahibinin önceden izin verip vermediği, taraflar arasındaki ilişki, kartın hangi amaçla teslim edildiği ve sonraki beyanlar somut olayın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Eşin Banka veya Kredi Kartını Kullanmak Suç mu?

TCK m.245/4, yalnızca maddenin birinci fıkrasındaki gerçek kartın izinsiz kullanılması suçu bakımından belirli yakınlar için şahsi cezasızlık nedeni düzenlemiştir.

Suçun;

  • Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
  • Üstsoy veya altsoyun,
  • Bu derecede kayın hısımlarından birinin,
  • Evlat edinenin veya evlatlığın,
  • Aynı konutta birlikte yaşayan kardeşlerden birinin,

zararına işlenmesi hâlinde ilgili akraba hakkında ceza verilmez.

Bu düzenleme her akrabayı kapsamaz. Sevgili, nişanlı, eski eş, kuzen, arkadaş veya aynı evi paylaşan fakat kardeş olmayan kişi bakımından otomatik cezasızlık bulunmamaktadır.

Ayrıca bu şahsi cezasızlık nedeni, TCK m.245/2 ve m.245/3’teki sahte kart üretme ve kullanma suçları için uygulanmaz.

Eski Eşin Kartını Kullanmak Suç mu?

Boşanılan eş, TCK m.245/4’teki şahsi cezasızlık kapsamına girmez. Haklarında ayrılık kararı verilmiş eşler bakımından da bu cezasızlık hükmü uygulanmaz.

Eski eşe ait kartın veya kart bilgilerinin rıza olmadan kullanılması durumunda TCK m.245/1 kapsamında üç yıldan altı yıla kadar hapis ve adli para cezası gündeme gelebilir.

Kart şifresinin evlilik sırasında öğrenilmiş olması, boşanma veya ayrılık sonrasında kartı kullanma yetkisi sağlamaz.

Çocuğun Anne veya Babasının Kartını Kullanması Suç mu?

Üstsoy ve altsoy arasındaki TCK m.245/1 kapsamındaki eylemlerde TCK m.245/4 uyarınca şahsi cezasızlık nedeni bulunabilir.

Ancak bu hüküm yalnızca gerçek karta ilişkin birinci fıkra bakımından uygulanır. Sahte kart üretme, sahte kart kullanma veya başka kişilerin zarar gördüğü farklı suçlar ayrıca değerlendirilir.

Fiili gerçekleştiren kişi çocuksa TCK m.31’deki yaş küçüklüğüne ilişkin ceza sorumluluğu hükümleri de dikkate alınır.

İş Yerine Ait Kartı Kişisel Harcamalarda Kullanmak Suç mu?

Çalışana şirket giderleri için verilen kartın kişisel alışverişlerde veya yetki sınırının dışında kullanılması TCK m.245 kapsamında değerlendirilebilir.

Kartın çalışana teslim edilmiş olması, kart üzerinde sınırsız tasarruf hakkı sağlamaz. İşverenin verdiği yetki;

  • Belirli harcamalar,
  • Belirli tutar,
  • Belirli süre,
  • İş amacı,

ile sınırlı olabilir.

Eylemin özelliklerine göre güveni kötüye kullanma veya başka malvarlığı suçları da ayrıca gündeme gelebilir.

Temassız Kartla Alışveriş Yapmanın Cezası

Bulunan veya izinsiz alınan kartın temassız özelliği kullanılarak alışveriş yapılması da kartın kullanılması suretiyle menfaat sağlanmasıdır.

İşlem sırasında şifre sorulmaması, harcamayı hukuka uygun hâle getirmez. Önemli olan kart sahibinin işleme rıza gösterip göstermediğidir.

Kısa aralıklarla birden fazla temassız işlem yapılması durumunda her işlem ve TCK m.43’teki zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilir.

ATM’den İzinsiz Para Çekmenin Cezası

Başkasına ait banka kartı ve şifre kullanılarak ATM’den para çekilmesi TCK m.245/1 kapsamında suç oluşturabilir.

Şifrenin daha önce kart sahibi tarafından açıklanmış olması, her para çekme işlemi için izin verildiği anlamına gelmez. Verilen izin sona ermiş veya belirli tutarla sınırlandırılmışsa yetki dışındaki para çekme işlemi hukuka aykırı olabilir.

ATM görüntüleri, işlem saati, kart hareketleri ve paranın daha sonra nasıl kullanıldığı soruşturmada değerlendirilebilir.

Sahte Banka veya Kredi Kartı Üretmenin Cezası

TCK m.245/2’ye göre başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı;

  • Üreten,
  • Satan,
  • Devreden,
  • Satın alan,
  • Kabul eden,

kişi hakkında üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası uygulanabilir.

Sahte kartın alışverişte kullanılması şart değildir. Kartın üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi suçun tamamlanması için yeterli olabilir.

Sahte Kredi Kartı Kullanmanın Cezası

TCK m.245/3’e göre sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan banka ya da kredi kartını kullanarak kendisine veya başkasına menfaat sağlayan kişi hakkında:

  • Dört yıldan sekiz yıla kadar hapis,
  • Beş bin güne kadar adli para cezası

uygulanabilir.

Bu hüküm, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması şartıyla uygulanır.

Kart Kopyalamak veya Klonlamak Suç mu?

Başkasının banka hesabıyla ilişkilendirilmiş sahte kart oluşturulması TCK m.245/2 kapsamında değerlendirilebilir. Kartın manyetik şerit veya çip bilgilerinin kopyalanması, bu bilgilerle yeni bir kart hazırlanması ve kartın başkasına verilmesi cezai sorumluluk doğurabilir.

Kart bilgilerini ele geçirmek amacıyla cihaz, program, parola veya güvenlik kodu üretilmesi, bulundurulması ya da başkasına verilmesi durumunda TCK m.245/A hükümleri de gündeme gelebilir.

Karttan İşlem Denenip Ödeme Gerçekleşmezse Ne Olur?

Kart limiti yetersiz olduğu, banka işlemi reddettiği veya kart sahibi işlemi zamanında durdurduğu için menfaat sağlanamamışsa tamamlanmış TCK m.245/1 suçu oluşmayabilir.

Ancak kişi doğrudan kartı kullanarak menfaat sağlamaya yönelik işlemlere başlamışsa TCK m.35 kapsamında suça teşebbüs hükümleri değerlendirilebilir.

Harcanan Paranın Geri Ödenmesi Suçu Ortadan Kaldırır mı?

Kart sahibinin zararı sonradan karşılanırsa tamamlanmış suç kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ancak TCK m.245/5 uyarınca yalnızca maddenin birinci fıkrasındaki gerçek kartın kötüye kullanılması suçu bakımından TCK m.168’deki etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.

Buna göre;

  • Kovuşturma başlamadan önce zarar tamamen giderilirse cezada üçte ikisine kadar indirim yapılabilir.
  • Kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce zarar tamamen giderilirse cezada yarısına kadar indirim yapılabilir.
  • Zararın kısmen giderilmesi hâlinde etkin pişmanlık uygulanması için mağdurun rızası gerekir.

Sahte kart üretme ve sahte kart kullanma suçlarını düzenleyen TCK m.245/2 ve m.245/3 bakımından TCK m.245/5’teki etkin pişmanlık hükmü uygulanmaz.

Kartın İzinsiz Kullanılması Şikâyete Bağlı mı?

TCK m.245 kapsamındaki suçlar şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı suçtan haberdar olduğunda kendiliğinden soruşturma başlatabilir.

Bu nedenle TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz. Kart sahibinin sonradan şikâyetinden vazgeçmesi de soruşturmayı veya kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez.

TCK m.245/4’te sayılan yakınlar bakımından ise koşulları varsa şahsi cezasızlık hükmü ayrıca değerlendirilir.

Kartı İzinsiz Kullanılan Kişi Nereye Başvurabilir?

İzinsiz işlem fark edildiğinde kartın kullanıma kapatılması ve bankaya bildirim yapılması yeni işlemleri önleyebilir. Ceza soruşturması için CMK m.158 kapsamında ihbar veya şikâyet;

  • Cumhuriyet başsavcılığına,
  • Polis merkezine,
  • Jandarma karakoluna,

yapılabilir.

Bankaya yapılan harcama itirazı ile ceza soruşturması birbirinden farklı süreçlerdir.

İzinsiz Kart Kullanımı Nasıl İspatlanabilir?

Hukuka uygun şekilde elde edilmesi şartıyla şu bilgiler delil olarak değerlendirilebilir:

  • Banka hesap ve kart hareketleri,
  • İşlem tarihleri ve saatleri,
  • ATM veya iş yeri kamera görüntüleri,
  • POS cihazı kayıtları,
  • İnternet alışverişi sipariş bilgileri,
  • İşlem yapılan cihaz ve bağlantı bilgileri,
  • Teslimat adresi,
  • SMS ve mobil uygulama bildirimleri,
  • Doğrulama kodu kayıtları,
  • Taraflar arasındaki mesajlaşmalar,
  • Satın alınan ürünlerin kime teslim edildiğine ilişkin bilgiler.

Kartın failin eline nasıl geçtiği, kullanım için izin verilip verilmediği ve elde edilen menfaatin kime ait olduğu birlikte incelenir.

TCK m.245 Uzlaştırma Kapsamında mı?

TCK m.245 kapsamındaki banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçları şikâyete bağlı değildir ve CMK m.253 kapsamında uzlaştırmaya tabi suçlar arasında sayılmamıştır.

Bu nedenle TCK m.245 kapsamındaki suçlarda uzlaştırma uygulanmaz.

Başkasına ait banka veya kredi kartını rıza olmadan kullanarak menfaat sağlamanın cezası üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Kartın fiziksel olarak kullanılması şart değildir; kart bilgileriyle internet alışverişi yapılması da somut olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir.

Başkalarının hesaplarıyla ilişkilendirilmiş sahte kart üretmenin, satmanın, devretmenin, satın almanın veya kabul etmenin cezası üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıdır. Sahte kartı kullanarak menfaat sağlamanın cezası ise dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.

Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Uygulanacak hüküm; kartın nasıl elde edildiğine, kullanım izninin kapsamına, menfaat sağlanıp sağlanmadığına ve kartın gerçek veya sahte olmasına göre belirlenir.

İnternetten Ürün Satıp Göndermemek Dolandırıcılık mı? — TCK m.157, 158/1-f

İnternetten Ürün Satıp Göndermemek Dolandırıcılık mı?

İnternetten ürün sattığını söyleyerek ödeme almak ve ürünü göndermemek, satıcının başlangıçtaki amacına göre dolandırıcılık suçu oluşturabilir. Satıcı gerçekte bulunmayan bir ürün için ilan vermiş, başkasına ait fotoğrafları kullanmış veya başından itibaren ürünü gönderme niyeti olmadan para almışsa Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. maddeleri uygulanabilir.

Ancak siparişin gecikmesi, kargoda kaybolması veya taraflar arasında sonradan çıkan her uyuşmazlık otomatik olarak dolandırıcılık değildir. Dolandırıcılık için ödeme alınırken hileli davranış ve haksız menfaat sağlama amacı bulunmalıdır.

İnternetten Ürün Satıp Göndermemek Ne Zaman Dolandırıcılık Olur?

TCK m.157’ye göre dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için kişinin;

  1. Hileli davranışta bulunması,
  2. Bu davranışla karşı tarafı aldatması,
  3. Mağdurun veya başka bir kişinin zararına neden olması,
  4. Kendisine veya başkasına menfaat sağlaması,

gerekir.

İnternet satışlarında satıcının gerçekte sahip olmadığı bir ürünü satıyormuş gibi göstermesi, alıcıyı sahte bilgi ve belgelerle ikna etmesi ve ödeme sonrasında ürünü göndermemesi dolandırıcılık oluşturabilir.

Hangi Davranışlar Dolandırıcılık Şüphesi Doğurabilir?

Aşağıdaki davranışlar, diğer delillerle birlikte dolandırıcılık suçunun değerlendirilmesinde dikkate alınabilir:

  • Gerçekte bulunmayan ürün için ilan verilmesi,
  • Başka sitelerden alınan fotoğrafların kullanılması,
  • Sahte fatura veya garanti belgesi gönderilmesi,
  • Gerçek dışı kargo takip numarası verilmesi,
  • Ürünün piyasa değerinin çok altında satılması,
  • “Son ürün” veya “Başka alıcı var” denilerek acele ödeme istenmesi,
  • Ödemenin farklı kişiye ait IBAN’a gönderilmesinin istenmesi,
  • Para alındıktan sonra alıcının engellenmesi,
  • Hesabın veya ilanın hemen kapatılması,
  • Aynı ürünün birden fazla kişiye satılması,
  • Satıcının kimlik ve adres bilgileri hakkında yalan söylemesi.

Bu davranışlardan birinin bulunması tek başına kesin olarak dolandırıcılık anlamına gelmez. İlan, yazışmalar, ödeme kayıtları ve satıcının başlangıçtaki amacı birlikte değerlendirilir.

Basit Dolandırıcılığın Cezası Nedir?

TCK m.157 kapsamında dolandırıcılık suçunun temel şeklinin cezası:

  • Bir yıldan beş yıla kadar hapis,
  • Beş bin güne kadar adli para cezasıdır.
  • Suçun internet, sosyal medya veya başka bir bilişim sistemi kullanılarak işlenmesi durumunda ise eylem TCK m.158/1-f kapsamındaki nitelikli dolandırıcılığa dönüşebilir.

İnternet Alışverişi Dolandırıcılığının Cezası Nedir?

TCK m.158/1-f, dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenlemiştir.

İnternet ilanı, sosyal medya hesabı, alışveriş uygulaması veya mesajlaşma sistemi mağdurun aldatılmasında araç olarak kullanılmışsa ceza:

  1. Dört yıldan on yıla kadar hapis,
  2. Beş bin güne kadar adli para cezasıdır.
  3. Bu bent kapsamında adli para cezasının miktarı, suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

Banka Havalesi Yapılması Suçu Nitelikli Hâle Getirir mi?

Paranın banka havalesi veya EFT yoluyla gönderilmesi tek başına her dolandırıcılığı TCK m.158/1-f kapsamına sokmaz. Banka veya bilişim sisteminin suçun gerçekleştirilmesinde araç olarak kullanılması gerekir.

Örneğin internet üzerinde hazırlanan sahte ilan, ürün fotoğrafları ve mesajlar alıcının aldatılmasında kullanılmışsa bilişim sistemi hileli davranışın bir parçasıdır. Buna karşılık taraflar arasında yüz yüze gerçekleşen bir olayda paranın yalnızca banka üzerinden gönderilmesi, tek başına nitelikli hâlin oluştuğunu göstermeyebilir.

Instagram’dan Ürün Satıp Göndermemek Dolandırıcılık mı?

Instagram üzerinden ürün sattığını söyleyen kişinin gerçekte ürünü bulunmuyorsa veya başından itibaren gönderme niyeti olmadan ödeme alıyorsa nitelikli dolandırıcılık oluşabilir.

Özellikle;

  1. Başkasına ait ürün fotoğraflarının kullanılması,
  2. Sahte müşteri yorumları oluşturulması,
  3. Gerçek dışı takipçi veya satış bilgileri paylaşılması,
  4. Sahte kargo belgesi gönderilmesi,
  5. Para alındıktan sonra alıcının engellenmesi,
  6. Hesabın kapatılıp yeni hesap açılması,
  7. hileli davranışların değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Instagram hesabının sonradan silinmesi veya kullanıcı adının değiştirilmesi, daha önce gerçekleştirilen eylemi ortadan kaldırmaz.

İkinci El Ürünü Satıp Göndermemek Suç mu?

İkinci el satış sitesinde veya sosyal medya grubunda ürün sattığını belirten kişinin parayı aldıktan sonra ürünü göndermemesi dolandırıcılık oluşturabilir. Bunun için satıcının ödeme sırasında gerçek satış iradesinin bulunmadığının belirlenmesi gerekir.

Ürünün gerçekten mevcut olması da her durumda dolandırıcılığı engellemez. Satıcı aynı ürünü birden fazla kişiye satmış veya ürünü göndermeyeceğini bildiği hâlde ödeme almışsa cezai sorumluluk doğabilir.

Farklı veya Değersiz Ürün Göndermek Dolandırıcılık mı?

Sipariş edilen ürün yerine farklı, sahte, bozuk veya ekonomik değeri bulunmayan bir ürün gönderilmesi de olayın şartlarına göre dolandırıcılık oluşturabilir.

Örneğin;

  1. Telefon yerine boş kutu gönderilmesi,
  2. Markalı ürün yerine bilerek sahte ürün yollanması,
  3. Çalışır durumda olduğu söylenen cihazın parçalarının eksik gönderilmesi,
  4. Sipariş edilen değerli eşya yerine değersiz bir nesne gönderilmesi,
  5. başlangıçtan itibaren planlanmışsa hileli davranış olarak değerlendirilebilir.

Buna karşılık ürünün ayıplı çıkması, yanlış ürünün sehven gönderilmesi veya kalite konusunda çıkan her anlaşmazlık ceza suçu değildir. Böyle durumlarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki hukuki sorumluluklar gündeme gelebilir.

Ürünün Geç Gönderilmesi Dolandırıcılık mı?

Ürünün kararlaştırılan tarihten geç gönderilmesi tek başına dolandırıcılık oluşturmaz. Kargo yoğunluğu, stok sorunu, tedarik gecikmesi veya beklenmeyen başka bir durum nedeniyle teslimat gecikebilir.

Ancak satıcı;

  • Gerçekte bulunmayan kargo bilgisi veriyorsa,
  • Sürekli yeni ve gerçek dışı bahaneler ileri sürüyorsa,
  • Göndermediği ürünü göndermiş gibi gösteriyorsa,
  • İade yapacağını söyleyerek zaman kazanmaya çalışıyorsa,
  • Aynı yöntemle birçok kişiden ödeme alıyorsa,
  • başlangıçtaki satış iradesi ve hileli davranışlar yönünden soruşturma yapılabilir.

Para İadesi Yapılmaması Dolandırıcılık mı?

Satıcının parayı iade etmemesi tek başına dolandırıcılık suçunun oluştuğunu göstermez. Para iadesi yapılmaması sözleşmeye aykırılık veya borç ilişkisi niteliğinde olabilir.

Dolandırıcılık suçunun oluşması için satıcının ödeme alınmadan önce veya ödeme sırasında alıcıyı hileli davranışlarla aldatması gerekir. Satış işlemi gerçek şekilde başlamış ancak sonradan taraflar arasında iade anlaşmazlığı çıkmışsa olay özel hukuk veya tüketici uyuşmazlığı olarak değerlendirilebilir.

Dolandırıcılık ile Hukuki Uyuşmazlık Arasındaki Fark

Temel fark, satıcının ödeme aldığı andaki niyetidir.

Satıcı ödeme alırken ürünü gerçekten göndermeyi planlıyor ancak daha sonra sözleşmeyi yerine getiremiyorsa olay her durumda dolandırıcılık değildir. Buna karşılık satıcı ürünü hiç göndermeyeceğini bildiği hâlde sahte bilgilerle para alıyorsa dolandırıcılık gündeme gelir.

Değerlendirmede şu hususlar önemlidir:

  • Ürünün gerçekten bulunup bulunmadığı,
  • Satıcının ürünü temin etme imkânı,
  • Aynı ilanın kaç kişiye yönelik kullanıldığı,
  • Ödeme sonrasında iletişimin kesilip kesilmediği,
  • Sahte kargo veya fatura düzenlenip düzenlenmediği,
  • Satıcının önceki ve sonraki davranışları,
  • Paranın nasıl kullanıldığı,
  • İade girişiminde bulunulup bulunulmadığı.

Başkasının IBAN’ına Para Gönderilmesi Durumunda Kim Sorumlu Olur?

Ödemenin ilanı veren kişiden farklı birine ait banka hesabına yapılması, hesap sahibinin otomatik olarak dolandırıcılıktan sorumlu olacağı anlamına gelmez.

Ancak hesap sahibi;

  1. Hesabını dolandırıcılık amacıyla bilerek kullandırmışsa,
  2. Gelen parayı çekmiş veya başka hesaba aktarmışsa,
  3. Hesabı karşılığında komisyon almışsa,
  4. Diğer kişilerle birlikte hareket etmişse,
  5. TCK m.37 veya TCK m.39 kapsamında müşterek faillik ya da yardım etme hükümleri uygulanabilir.

Banka hesabının kimin adına olduğu, para hareketleri, mobil bankacılık girişleri ve taraflar arasındaki yazışmalar birlikte incelenir.

Ürün Parası Gönderilmezse Teşebbüs Oluşur mu?

Alıcı sahte ilanı fark ettiği için ödeme yapmamışsa dolandırıcılık tamamlanmamış olabilir. Ancak satıcı doğrudan suçun gerçekleştirilmesine yönelik hareketlere başlamış ve ödeme kendi iradesi dışındaki bir nedenle gerçekleşmemişse TCK m.35 kapsamında dolandırıcılığa teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir.

Yalnızca ilan hazırlamak veya ürün satmayı düşünmek her durumda teşebbüs sayılmaz. Hileli davranışların uygulanmaya başlanıp başlanmadığı değerlendirilir.

Birden Fazla Kişiye Ürün Satıp Göndermemenin Cezası

Aynı sahte ilan kullanılarak birden fazla kişiden ödeme alınması hâlinde her mağdura yönelik eylem ayrı ayrı değerlendirilebilir. Mağdur sayısı, ödeme tarihleri ve kullanılan hileli yöntemler suç ve ceza sayısını etkileyebilir.

TCK m.43’teki zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Farklı mağdurlardan alınan ödemelerin otomatik olarak tek suç sayılması mümkün değildir.

Ürün Sonradan Gönderilirse veya Para İade Edilirse Ne Olur?

Dolandırıcılık tamamlandıktan sonra ürünün gönderilmesi veya paranın iade edilmesi suçu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak TCK m.168 kapsamında etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.

Buna göre;

  • Kovuşturma başlamadan önce zarar tamamen giderilirse cezada üçte ikisine kadar indirim yapılabilir.
  • Kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce zarar tamamen giderilirse cezada yarısına kadar indirim yapılabilir.
  • Zararın yalnızca bir kısmı karşılanırsa etkin pişmanlık uygulanabilmesi için mağdurun rızası gerekir.
  • Zararın karşılanması otomatik beraat veya cezasızlık anlamına gelmez.

İnternet Dolandırıcılığı Şikâyete Bağlı mı?

TCK m.157’deki basit dolandırıcılık ve TCK m.158’deki nitelikli dolandırıcılık suçları şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma başlatabilir.

Bu nedenle TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi de soruşturmayı veya kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez.

Ürünü Gelmeyen Kişi Nereye Başvurabilir?

Ceza Muhakemesi Kanunu m.158 kapsamında ihbar veya şikâyet;

  • Cumhuriyet başsavcılığına,
  • Polis merkezine,
  • Jandarma karakoluna,
  • yapılabilir.

Satışın yapıldığı platforma ve ödeme kuruluşuna da bildirimde bulunulabilir. Ancak platform veya bankaya yapılan bildirim, adli makamlara yapılacak suç bildiriminden farklıdır.

Olay yalnızca tüketici uyuşmazlığı niteliğindeyse 6502 sayılı Kanun kapsamındaki tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi yolları da gündeme gelebilir.

İnternet Alışverişi Dolandırıcılığı Nasıl İspatlanabilir?

Hukuka uygun şekilde elde edilmesi şartıyla aşağıdaki bilgiler delil olarak sunulabilir:

  1. Ürün ilanının ekran görüntüsü,
  2. İlan bağlantısı ve ilan numarası,
  3. Satıcıyla yapılan mesajlaşmalar,
  4. Telefon numarası ve kullanıcı adı,
  5. Banka dekontu ve IBAN bilgisi,
  6. Satıcının gönderdiği kimlik veya belgeler,
  7. Kargo takip numarası,
  8. Sahte fatura veya gönderi belgesi,
  9. Ödeme sonrası engellendiğini gösteren kayıtlar,
  10. Aynı satıcıdan şikâyetçi olan diğer kişilerin beyanları.
  11. İlanın silinme ihtimaline karşı tarih, saat, kullanıcı adı ve bağlantı bilgilerinin görünür şekilde saklanması soruşturma açısından önem taşıyabilir.

İnternet Dolandırıcılığında Uzlaştırma Var mı?

TCK m.157’deki basit dolandırıcılık suçu, CMK m.253 kapsamında uzlaştırmaya tabidir.

Buna karşılık TCK m.158/1-f kapsamındaki bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu uzlaştırma kapsamında değildir.

Olayın basit veya nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilmesi, uzlaştırma uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan etkiler.

İnternetten ürün parası alıp ürünü göndermemek, satıcının başlangıçtan itibaren ürünü gönderme niyeti bulunmaması ve alıcıyı hileli davranışlarla kandırması hâlinde dolandırıcılık oluşturabilir.

Basit dolandırıcılığın cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. İnternet ilanı, sosyal medya veya alışveriş uygulaması mağduru aldatmak için araç olarak kullanılmışsa TCK m.158/1-f kapsamında dört yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası uygulanabilir. Bu durumda adli para cezası suçtan sağlanan menfaatin iki katından az olamaz.

Her teslimat gecikmesi veya para iadesi uyuşmazlığı dolandırıcılık değildir. İlanın gerçekliği, satıcının ödeme sırasındaki amacı, yazışmalar, kargo bilgileri ve ödeme sonrası davranışlar birlikte değerlendirilir.

Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Olayın ceza suçu mu, tüketici uyuşmazlığı mı yoksa sözleşmeye aykırılık mı olduğu somut deliller üzerinden belirlenir.

IBAN Kiralamak veya Banka Hesabını Başkasına Kullandırmak Suç mu? — TCK m.158, 282


IBAN Kiralamak veya Banka Hesabını Başkasına Kullandırmak Suç mu?

Türk Ceza Kanunu’nda “IBAN kiralama” adıyla bağımsız bir suç bulunmamaktadır. Ancak banka hesabının dolandırıcılık, yasa dışı bahis veya suçtan elde edilen paraların aktarılması amacıyla başkasına kullandırılması ciddi ceza sorumluluğu doğurabilir.

Hesap sahibinin sorumluluğu; hesabın hangi amaçla kullanıldığını bilip bilmediğine, karşılığında para alıp almadığına, gelen paraları çekmesine veya başka hesaplara aktarmasına ve suç planına ne ölçüde katıldığına göre belirlenir.

IBAN Kiralamak Ne Demektir?

IBAN kiralama, kişinin kendi adına kayıtlı banka veya ödeme hesabını belirli bir ücret karşılığında başkasının kullanımına vermesidir. Bu kapsamda genellikle;

  • IBAN bilgisinin verilmesi,
  • Banka kartının teslim edilmesi,
  • Mobil bankacılık şifresinin paylaşılması,
  • SMS doğrulama kodlarının iletilmesi,
  • Hesaba gelen paraların çekilmesi,
  • Paranın başka hesaplara veya kripto para hesaplarına aktarılması,

istenmektedir.

Hesabın kısa süreliğine verilmesi veya hesap sahibinin yalnızca komisyon alması, cezai sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Banka Hesabını Başkasına Kullandırmak Her Zaman Suç mu?

Hayır. Aile bireyine hukuka uygun bir ödeme yapılması, ortak bir giderin karşılanması veya meşru bir ticari işlem için IBAN verilmesi tek başına suç değildir.

Ceza sorumluluğu özellikle hesabın;

  • Dolandırıcılık paralarını toplamak,
  • Paranın kaynağını gizlemek,
  • Yasa dışı bahis ödemelerini aktarmak,
  • Suç gelirini nakde çevirmek,
  • Mağdurlardan para almak,
  • Kripto para satın almak,
  • Parayı çok sayıda hesaba dağıtmak,

amacıyla kullandırılması durumunda gündeme gelir.

Hesap sahibinin suçtan haberdar olup olmadığı ve kasıtla hareket edip etmediği önemlidir. TCK m.20 ve m.21 uyarınca ceza sorumluluğu şahsidir ve kural olarak suçun oluşabilmesi için kast gerekir.

Dolandırıcılıkta Kullanılan IBAN’ın Sahibine Ceza Verilir mi?

Banka hesabı internet dolandırıcılığında kullanılmışsa hesap sahibinin dolandırıcılık eylemine bilerek katılıp katılmadığı araştırılır.

Hesap sahibi;

  • Dolandırıcılık amacıyla hesabını vermişse,
  • Mağdurlardan gelen paraları çekmişse,
  • Paraları başka hesaplara aktarmışsa,
  • Hesabını komisyon karşılığında kullandırmışsa,
  • Banka kartı ve mobil bankacılık bilgilerini teslim etmişse,
  • Suç planındaki diğer kişilerle birlikte hareket etmişse,

TCK m.158 kapsamında dolandırıcılık suçuna iştirak nedeniyle sorumlu tutulabilir.

Hesap sahibinin müşterek fail mi yoksa yardım eden kişi mi olduğu, suç üzerindeki hâkimiyetine ve yaptığı katkının niteliğine göre TCK m.37 ve m.39 kapsamında belirlenir.

TCK m.158 Kapsamında Ceza Ne Kadardır?

Dolandırıcılığın bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi TCK m.158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılıktır.

Bu suçun failleri için;

  • Dört yıldan on yıla kadar hapis,
  • Beş bin güne kadar adli para cezası

öngörülmektedir. Bu bent kapsamında adli para cezasının miktarı, suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

Banka hesabını kullandıran kişi suçun doğrudan faili olmayıp yalnızca yardım eden konumundaysa uygulanacak ceza TCK m.39’daki yardım etme hükümlerine göre belirlenir. Hesap sahibi ile diğer kişiler arasındaki iş bölümü, irtibat ve para hareketleri bu ayrımda önemlidir.

IBAN Sahibinin Dolandırıcılığı Bilmemesi Durumunda Ne Olur?

Bir banka hesabının suçta kullanılmış olması, hesap sahibinin otomatik olarak dolandırıcılıktan mahkûm edilmesi anlamına gelmez. Hesap sahibinin suç planını bilerek ve isteyerek desteklemesi gerekir.

Bununla birlikte yalnızca “Hesabımı verdim ama ne yapılacağını bilmiyordum” şeklindeki açıklama tek başına yeterli kabul edilmeyebilir. Şu durumlar hesap sahibinin bilgisinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir:

  • Hesabın ücret karşılığında kullandırılması,
  • Tanımadığı kişilerden çok sayıda para gelmesi,
  • Paraların hemen çekilmesi veya aktarılması,
  • Banka kartının ve şifrenin teslim edilmesi,
  • Doğrulama kodlarının paylaşılması,
  • İşlem açıklamalarının olağan dışı olması,
  • Hesabın neden kullanılacağına ilişkin çelişkili açıklamalar,
  • Suçtan elde edilen paradan pay alınması.

Hesabın sahibi olmak suçun işlendiğini tek başına kanıtlamaz; ancak hesap hareketleri ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Suçtan Kaynaklanan Parayı Hesaptan Geçirmenin Cezası

Suçtan elde edilen paraların kaynağını gizlemek veya meşru şekilde kazanılmış gibi göstermek amacıyla banka hesabından geçirilmesi TCK m.282’de düzenlenen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu oluşturabilir.

TCK m.282/1’e göre, alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezası gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini;

  • Yurt dışına çıkaran,
  • Gayrimeşru kaynağını gizlemek amacıyla işlem yapan,
  • Meşru şekilde elde edildiği izlenimi oluşturmak için çeşitli işlemlere tabi tutan,

kişi hakkında üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası uygulanabilir.

Her banka transferi otomatik olarak suç geliri aklama değildir. Paranın bir suçtan kaynaklanması ve işlemin kanunda belirtilen amaçlarla yapılması gerekir.

Suç Parasını Bilerek Kabul Etmenin Cezası

TCK m.282/2’ye göre birinci fıkradaki aklama suçuna iştirak etmeksizin, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini bu özelliğini bilerek;

  • Satın alan,
  • Kabul eden,
  • Bulunduran,
  • Kullanan,

kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası uygulanabilir.

Bu nedenle suçtan geldiği bilinen paranın yalnızca banka hesabında tutulması, çekilmesi veya kullanılması da cezai sorumluluğa neden olabilir. Ancak kişinin paranın suçtan kaynaklandığını bilmesi gerekir.

Somut olayın özelliklerine göre TCK m.165’teki suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi hükümleri de ayrıca değerlendirilebilir.

Hesaba Gelen Parayı Başka Hesaba Aktarmak Suç mu?

Suçtan geldiği bilinen paranın;

  • Başka banka hesabına gönderilmesi,
  • Parçalar hâlinde farklı kişilere dağıtılması,
  • ATM’den çekilmesi,
  • Kripto para hesabına aktarılması,
  • Yurt dışına gönderilmesi,
  • Alışveriş yapılarak kullanılması,

TCK m.282 kapsamında değerlendirilebilir.

Özellikle paranın kaynağını gizlemek veya para ile suç arasındaki bağlantıyı ortadan kaldırmak amacıyla art arda işlemler yapılması, suç gelirini aklama yönünden önem taşır.

IBAN Kiralama Karşılığında Komisyon Almak Suç mu?

Hesabını kullandıran kişinin gelen paranın belirli bir bölümünü komisyon olarak alması, suçtan haberdar olup olmadığının değerlendirilmesinde önemli bir delil olabilir.

“Her gelen paranın yüzde 10’u senin olacak” veya “Hesabını iki günlüğüne ver, ücretini al” gibi teklifler hesabın olağan ve meşru bir işlem için kullanılmadığına işaret edebilir.

Komisyonun düşük olması veya hesap sahibinin suçun bütün ayrıntılarını bilmemesi, bilerek yapılan katkı varsa cezai sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Banka Kartını ve Mobil Bankacılık Şifresini Vermek Suç mu?

Banka kartını, mobil bankacılık parolasını ve doğrulama kodlarını başkasına vermek tek başına her durumda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç oluşturmaz. Ancak bu bilgiler bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla verilmişse hesap sahibi iştirakten sorumlu tutulabilir.

Kartı kullanan kişinin hesaptaki paraları yetkisiz şekilde alması durumunda TCK m.245’teki banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu da gündeme gelebilir.

Şifrenin paylaşılması, hesaptaki bütün işlemlere rıza verildiği anlamına da gelmez. Hesabı kullanan kişinin verilen yetkiyi aşması ayrıca değerlendirilir.

Papara veya Elektronik Para Hesabını Kiralamak Suç mu?

Banka hesabı dışında elektronik para, ödeme kuruluşu veya dijital cüzdan hesaplarının başkasına kullandırılması da aynı riskleri taşır.

Bu hesaplar;

  • Dolandırıcılık paralarının toplanması,
  • Yasa dışı bahis ödemelerinin alınması,
  • Suç gelirlerinin aktarılması,
  • Paranın kaynağının gizlenmesi,

amacıyla kullanılıyorsa hesap sahibinin bilgisi ve katkısına göre dolandırıcılığa iştirak, suç gelirini aklama veya özel kanunlardaki suçlar gündeme gelebilir.

Kullanılan hesabın banka hesabı yerine elektronik para hesabı olması, cezai sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Yasa Dışı Bahis İçin Banka Hesabı Kullandırmanın Cezası

Banka veya ödeme hesabının yasa dışı bahis paralarının aktarılmasında kullanılması hâlinde 7258 sayılı Kanun’un 5. maddesi uygulanabilir.

Spor müsabakalarına dayalı yasa dışı bahis veya şans oyunlarıyla bağlantılı para nakline aracılık eden kişiler hakkında üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.

Hesabın yalnızca bir defa kullanılması veya hesap sahibinin düşük miktarda komisyon alması suçun oluşmasını kendiliğinden engellemez. Para nakline bilerek aracılık edilip edilmediği araştırılır.

Hesaba Yanlışlıkla Şüpheli Para Gelirse Ne Yapılmalıdır?

Hesaba kaynağı bilinmeyen veya şüpheli bir para geldiğinde paranın çekilmesi, harcanması veya başka hesaba aktarılması yeni hukuki sorunlar doğurabilir.

Böyle bir durumda;

  • Para hareketine müdahale edilmemesi,
  • Bankaya yazılı bildirim yapılması,
  • İşlem ve bildirim kayıtlarının saklanması,
  • Hesaba erişimi olan kişilerin bağlantısının kesilmesi,
  • Mobil bankacılık şifresinin değiştirilmesi,
  • Gerekirse yetkili makamlara bildirim yapılması,

önem taşır.

Şüpheli paranın gönderen kişi olduğunu söyleyen başka bir hesaba doğrudan aktarılması da yeni bir dolandırıcılık yönteminin parçası olabilir. İşlemin bankanın resmî kanalları üzerinden incelenmesi gerekir.

Banka Hesabını Kullandıran Kişi Mağdur Olabilir mi?

Bazı kişiler iş ilanı, kredi vaadi, yatırım teklifi veya kolay para kazanma düşüncesiyle hesap bilgilerini dolandırıcılara verebilir. Hesap sahibinin gerçekten aldatılmış olması mümkündür.

Ancak mağdur olduğunu söyleyen kişinin;

  • Hesabını neden verdiği,
  • Karşılığında ödeme alıp almadığı,
  • Gelen paraların kaynağını sorgulayıp sorgulamadığı,
  • Para çekme veya aktarma işlemlerine katılıp katılmadığı,
  • Şüpheli durumu öğrendikten sonra ne yaptığı,

değerlendirilir.

Ceza sorumluluğu kişinin bilerek ve isteyerek suça katılıp katılmadığına göre belirlenir.

Suç Gelirini Aklama Suçunda Ceza Artırılır mı?

TCK m.282’ye göre aklama suçunun;

  • Kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak,
  • Belirli bir meslek sahibi kişi tarafından mesleğin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak,

işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır.

Suçun bir suç örgütünün faaliyeti kapsamında işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

TCK m.282’de Etkin Pişmanlık Var mı?

TCK m.282/6’ya göre kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara bildirerek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz.

Bu düzenlemenin uygulanabilmesi için kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yalnızca hesabın kapatılması veya paranın harcanmasından sonra açıklama yapılması otomatik olarak etkin pişmanlık sonucu doğurmaz.

IBAN Kiralama Suçları Şikâyete Bağlı mı?

TCK m.158’deki nitelikli dolandırıcılık ve TCK m.282’deki suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları şikâyete bağlı değildir.

Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma başlatabilir. TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi de soruşturmayı veya kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez.

IBAN Kiralama Suçunda Uzlaştırma Uygulanır mı?

TCK m.158 ve TCK m.282 kapsamındaki suçlar Ceza Muhakemesi Kanunu m.253 kapsamında uzlaştırmaya tabi değildir.

Dolandırıcılık nedeniyle mağdurun zararının karşılanması uzlaştırma anlamına gelmez. Şartları bulunuyorsa TCK m.168’deki etkin pişmanlık hükümleri nitelikli dolandırıcılık yönünden ayrıca değerlendirilebilir.

IBAN Kiralama Nasıl İspatlanabilir?

Hukuka uygun şekilde elde edilmesi şartıyla aşağıdaki bilgiler delil olarak değerlendirilebilir:

  • Hesap hareketleri,
  • Hesap kiralama teklifine ilişkin yazışmalar,
  • Banka kartının teslim edildiğini gösteren kayıtlar,
  • Mobil bankacılık giriş bilgileri,
  • Doğrulama kodu mesajları,
  • Para çekilen ATM’ye ait görüntüler,
  • Giriş yapılan cihaz ve bağlantı bilgileri,
  • Komisyon ödemeleri,
  • Paranın gönderildiği diğer hesaplar,
  • Kripto para transferleri,
  • Taraflar arasındaki telefon görüşmeleri ve mesajlar.

Banka hesabının yalnızca belirli bir kişinin adına kayıtlı olması, suç kastını tek başına kanıtlamaz. Hesap sahibinin bilgisi, amacı ve para hareketlerine yaptığı katkı bütün delillerle birlikte incelenir.

Nereye Bildirim Yapılabilir?

CMK m.158 kapsamında ihbar veya şikâyet;

  • Cumhuriyet başsavcılığına,
  • Polis merkezine,
  • Jandarma karakoluna,

yapılabilir. Hesabın kötüye kullanıldığının öğrenilmesi hâlinde bankaya da bildirim yapılarak hesap güvenliği önlemleri alınabilir.

IBAN kiralamak veya banka hesabını başkasına kullandırmak adıyla bağımsız bir suç bulunmamakla birlikte hesabın suç amacıyla kullanıldığını bilerek hareket etmek ağır ceza sorumluluğu doğurabilir.

Hesap dolandırıcılıkta kullanılmışsa TCK m.158 kapsamında iştirak hükümleri; suçtan elde edilen paranın kaynağını gizlemek veya meşru göstermek amacıyla işlemler yapılmışsa TCK m.282 uygulanabilir. Suç gelirini aklamanın cezası üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır. Suçtan kaynaklandığını bilerek parayı kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşabilir.

Hesabın yasa dışı bahis para trafiğinde kullanılması durumunda 7258 sayılı Kanun kapsamında ayrıca ceza sorumluluğu doğabilir. Hesap sahibinin suçtan haberdar olmaması hâlinde sorumluluk otomatik değildir; ancak ücret alınması, banka kartının verilmesi, paraların çekilmesi ve başka hesaplara aktarılması gibi davranışlar bilgi ve kast bakımından değerlendirilir.

Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Cezai sorumluluk; hesabın verilme amacı, para hareketleri, taraflar arasındaki yazışmalar ve hesap sahibinin suç planındaki rolü birlikte incelenerek belirlenir.

Sahte İlanla Kapora Almanın Cezası Nedir? — TCK m.158

Sahte İlanla Kapora Almanın Cezası Nedir?

Gerçekte bulunmayan veya satma ya da kiralama yetkisi olmayan bir ev, araç, telefon, elektronik eşya veya başka bir ürün için sahte ilan vererek kapora almak dolandırıcılık suçunu oluşturabilir. İlan internet sitesi, mobil uygulama veya sosyal medya üzerinden yayımlanmışsa eylem genellikle Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilir.

Bu durumda ceza, kapora miktarı düşük olsa bile yalnızca alınan paranın iadesinden ibaret değildir. Hapis ve adli para cezası uygulanabilir.

Sahte İlanla Kapora Dolandırıcılığı Nedir?

Dolandırıcılık suçunun temel unsurları TCK m.157’de düzenlenmiştir. Buna göre bir kişinin hileli davranışlarla aldatılması, mağdurun veya başka bir kişinin zarara uğratılması ve failin kendisine ya da başkasına menfaat sağlaması gerekir.

Sahte ilanla kapora dolandırıcılığı genellikle şu şekilde gerçekleşir:

  • Gerçekte bulunmayan bir ürün veya taşınmaz için ilan verilmesi,
  • Başkasına ait ev veya araç fotoğraflarının kullanılması,
  • Piyasa değerinin çok altında fiyat yazılması,
  • “Başka alıcı var” denilerek hızlı ödeme istenmesi,
  • Görüşme yapılmadan rezervasyon ücreti talep edilmesi,
  • Başkasına ait kimlik veya belgelerin gönderilmesi,
  • Kapora alındıktan sonra telefonun kapatılması,
  • İlanın silinerek mağdurun engellenmesi.

Failin başlangıçtan itibaren satış veya kiralama niyeti bulunmaması ve ilanı para almak amacıyla kullanması, dolandırıcılık suçunun değerlendirilmesinde belirleyicidir.

Sahte İlanla Kapora Almanın Cezası Ne Kadar?

TCK m.158/1 kapsamında nitelikli dolandırıcılığın genel cezası üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.

Ancak suçun TCK m.158/1-f kapsamında, yani bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi hâlinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldır. Bu nedenle internet veya sosyal medya üzerinden sahte ilan verilerek kapora alınması hâlinde uygulanabilecek ceza:

  • Dört yıldan on yıla kadar hapis,
  • Beş bin güne kadar adli para cezasıdır.

Ayrıca bu bent kapsamında adli para cezasının miktarı, suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

İnternetten Verilen Her Sahte İlan TCK m.158 Kapsamında mı?

İnternet sitesi, ilan uygulaması veya sosyal medya hesabı yalnızca kişiler arasında iletişim kurulmasını sağlamış olabilir. Bununla birlikte sahte ilan, fotoğraflar, açıklamalar ve mesajlar mağdurun aldatılmasında doğrudan kullanılmışsa bilişim sisteminin suçun işlenmesinde araç olarak kullanıldığı değerlendirilebilir.

Somut olayda;

  • İlanın nerede yayımlandığı,
  • Mağdurun ne şekilde aldatıldığı,
  • Ödemenin nasıl istendiği,
  • Sahte belge veya fotoğraf kullanılıp kullanılmadığı,
  • Failin başlangıçtaki amacı,

birlikte incelenir.

İlan internet dışında, yüz yüze veya farklı bir yöntemle verilmişse olay TCK m.157’deki basit dolandırıcılık ya da TCK m.158’deki başka bir nitelikli hâl kapsamında değerlendirilebilir.

Kiralık Ev İlanıyla Kapora Almak Suç mu?

Kiralama yetkisi bulunmayan bir ev için ilan vererek kapora almak dolandırıcılık suçu oluşturabilir. Uygulamada başkasına ait evlerin fotoğrafları alınarak gerçek dışı ilanlar oluşturulabilmektedir.

Şu davranışlar sahte kiralık ev ilanlarında sık görülebilir:

  • Evin gösterilmesinden önce kapora istemek,
  • Kendisini ev sahibi veya emlak görevlisi olarak tanıtmak,
  • Başkasına ait tapu veya kimlik görüntüsü göndermek,
  • Aynı evi birden fazla kişiye kiralamayı vaat etmek,
  • Şehir dışında olduğunu söyleyerek yalnızca para transferi istemek,
  • Kapora gönderildikten sonra iletişimi kesmek.

Fail, internet ilanını ve mesajlaşma uygulamalarını mağduru aldatmak amacıyla kullanmışsa TCK m.158/1-f kapsamında dört yıldan on yıla kadar hapis ve adli para cezası gündeme gelebilir.

Sahte Araç İlanıyla Kapora Almanın Cezası

Başkasına ait araç fotoğraflarını kullanarak veya gerçekte satılmayacak bir araç için ilan vererek kapora istemek de nitelikli dolandırıcılık oluşturabilir.

Aracın piyasa değerinden çok düşük gösterilmesi, sahte ruhsat gönderilmesi, başka alıcı bulunduğu söylenerek acele ettirilmesi ve ödeme sonrasında iletişimin kesilmesi hileli davranışların değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Aracın gerçekten var olması tek başına dolandırıcılığı ortadan kaldırmaz. İlanı veren kişinin aracı satma yetkisi veya gerçek bir satış iradesi bulunmuyorsa suç oluşabilir.

Telefon veya Elektronik Eşya İçin Kapora Almak Suç mu?

Gerçekte bulunmayan telefon, bilgisayar, oyun konsolu veya elektronik eşya için ilan vererek ödeme almak da aynı kapsamda değerlendirilebilir.

Ürünün;

  • Başka bir siteden alınan fotoğraflarla tanıtılması,
  • Gerçek dışı özelliklerle sunulması,
  • Kargo gönderildiği izlenimi oluşturulması,
  • Sahte kargo belgesi kullanılması,
  • Ödeme sonrasında gönderilmemesi,

dolandırıcılık suçunu gündeme getirebilir.

Ancak ürünün geç gönderilmesi veya taraflar arasında sonradan çıkan her uyuşmazlık otomatik olarak dolandırıcılık değildir. Failin başından itibaren hileli davranışlarla menfaat sağlama kastı bulunmalıdır.

Kaporanın Alınıp Ürünün Verilmemesi Her Zaman Dolandırıcılık mı?

Hayır. Bir satış veya kiralama sözleşmesinin sonradan yerine getirilememesi tek başına dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Gerçek bir satış iradesiyle yapılan anlaşmanın ekonomik veya kişisel nedenlerle bozulması özel hukuk uyuşmazlığı niteliğinde olabilir.

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin başından itibaren;

  • Gerçek dışı beyanda bulunması,
  • Aldatmaya elverişli davranışlar sergilemesi,
  • Mağduru yanıltarak ödeme yaptırması,
  • Kendisine veya başkasına menfaat sağlaması,

gerekir.

Bu nedenle “Kapora geri verilmedi” iddiası tek başına yeterli değildir. İlanın gerçekliği, tarafların yazışmaları, ödeme öncesindeki beyanlar ve failin başlangıçtaki amacı araştırılır.

Küçük Miktarda Kapora Alınması Cezayı Değiştirir mi?

Kapora miktarının düşük olması suçun oluşmasını engellemez. Mağdurdan 500 TL veya 1.000 TL alınmış olması, eylemin şartları mevcutsa nitelikli dolandırıcılık sayılmasına engel değildir.

Mahkeme TCK m.61 kapsamında temel cezayı belirlerken elde edilen menfaatin miktarını, zararın ağırlığını, hilenin niteliğini ve suçun işleniş biçimini dikkate alabilir. Ancak kaporanın düşük olması TCK m.158/1-f için öngörülen dört yıllık alt sınırı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Birden Fazla Kişiden Kapora Alınırsa Ne Olur?

Aynı sahte ilan kullanılarak birden fazla kişiden kapora alınması hâlinde her mağdura yönelik eylem ayrıca değerlendirilebilir. Mağdur sayısı, para transferleri ve kullanılan hileli davranışlar suç sayısını ve uygulanacak cezayı etkileyebilir.

TCK m.43’teki zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı; eylemlerin aynı kişiye veya farklı kişilere karşı işlenmesi, tarihler ve suç işleme kararı dikkate alınarak belirlenir.

Farklı mağdurlara yönelik kapora alma eylemlerinin tek bir suç olduğu varsayılamaz.

Başkasının IBAN’ını Kullanmak Cezadan Kurtarır mı?

Kapora parasının failin kendi hesabına değil, başka bir kişinin banka hesabına gönderilmesi suçun oluşmasını engellemez.

Banka hesabını bilerek kullandıran, parayı çeken, başka hesaba aktaran veya dolandırıcılık eylemine bilinçli şekilde yardım eden kişiler hakkında TCK m.37 veya TCK m.39 kapsamında müşterek faillik ya da yardım etme hükümleri değerlendirilebilir.

Ancak yalnızca banka hesabının bir kişiye ait olması, o kişinin dolandırıcılığa bilerek katıldığını tek başına kesin olarak göstermez. Hesap sahibinin olaydan haberdar olup olmadığı, parayı kullanıp kullanmadığı ve diğer kişilerle bağlantısı araştırılır.

Sahte Kimlik veya Belge Gönderilmesi Başka Suç Oluşturur mu?

Kapora almak amacıyla sahte kimlik, ruhsat, tapu, fatura veya kargo belgesi kullanılması durumunda dolandırıcılık suçunun yanında;

  • TCK m.204 kapsamında resmî belgede sahtecilik,
  • TCK m.207 kapsamında özel belgede sahtecilik,
  • TCK m.136 kapsamında kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme veya yayma,
  • TCK m.243 kapsamında bilişim sistemine girme,

suçları da gündeme gelebilir.

Gönderilen belgenin türü, gerçek olup olmadığı ve ne şekilde kullanıldığı uygulanacak kanun maddesini belirler.

Kapora Gönderilmezse Suç Oluşur mu?

Mağdur sahte ilanı fark ettiği için ödeme yapmamışsa dolandırıcılık suçu tamamlanmamış olabilir. Ancak fail doğrudan suçun gerçekleştirilmesine yönelik hareketlere başlamış ve ödeme kendi iradesi dışındaki bir nedenle gerçekleşmemişse TCK m.35 kapsamında dolandırıcılığa teşebbüs hükümleri uygulanabilir.

Yalnızca ilan hazırlamak veya düşünce aşamasında kalmak her durumda teşebbüs sayılmaz. Eylemin suçun icrasına ne ölçüde yaklaştığı değerlendirilir.

Alınan Kaporanın Geri Verilmesi Suçu Ortadan Kaldırır mı?

Kapora hileli davranışlarla alındıktan sonra paranın geri verilmesi, tamamlanmış dolandırıcılık suçunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte TCK m.168 kapsamında etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir:

  • Kovuşturma başlamadan önce zarar tamamen giderilirse verilecek cezada üçte ikisine kadar indirim yapılabilir.
  • Kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce zarar giderilirse verilecek cezada yarısına kadar indirim yapılabilir.
  • Zararın yalnızca bir kısmının karşılanması hâlinde etkin pişmanlık uygulanabilmesi için mağdurun rızası gerekir.

Paranın iadesi otomatik beraat veya cezasızlık sonucunu doğurmaz.

Sahte İlan Dolandırıcılığı Şikâyete Bağlı mı?

TCK m.158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçu şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma başlatabilir.

Bu nedenle TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz. Mağdurun sonradan şikâyetinden vazgeçmesi de soruşturmayı veya kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez.

Suçun bildirilmesinde gecikilmesi, banka ve platform kayıtlarına ulaşılmasını zorlaştırabileceğinden mevcut belgelerin korunması önemlidir.

Kapora Dolandırıcılığı Nereye Bildirilir?

Ceza Muhakemesi Kanunu m.158 kapsamında ihbar veya şikâyet;

  • Cumhuriyet başsavcılığına,
  • Polis merkezine,
  • Jandarma karakoluna,

yapılabilir. Cumhuriyet savcılığı CMK m.160 kapsamında soruşturma yürütür.

Para transferinin hemen ardından bankaya bildirim yapılması, transferin durumu hakkında işlem yapılmasına yardımcı olabilir. Ancak bankaya veya ilan platformuna bildirimde bulunmak, adli makamlara yapılacak suç bildiriminden farklıdır.

Sahte İlan Dolandırıcılığı Nasıl İspatlanabilir?

Hukuka uygun şekilde elde edilmesi şartıyla aşağıdaki bilgiler delil olarak sunulabilir:

  • İlanın ekran görüntüsü ve bağlantısı,
  • İlan numarası ve yayımlandığı platform,
  • Satıcıyla yapılan mesajlaşmalar,
  • Telefon numarası ve kullanıcı adı,
  • Banka dekontu,
  • IBAN ve hesap sahibi bilgileri,
  • Gönderilen kimlik, ruhsat veya tapu görüntüleri,
  • Sesli mesajlar,
  • Kargo belgeleri,
  • İlanın silindiğini gösteren bilgiler,
  • Aynı ilan nedeniyle mağdur olan diğer kişilerin beyanları.

Ekran görüntülerinde tarih, saat, kullanıcı adı ve ilan bağlantısının görünmesi olayın incelenmesini kolaylaştırabilir. Delil toplamak amacıyla başkasının hesabına veya telefonuna izinsiz girilmemelidir.

Nitelikli Dolandırıcılıkta Uzlaştırma Uygulanır mı?

TCK m.158 kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçu CMK m.253 kapsamında uzlaştırmaya tabi değildir.

Failin kaporayı geri vermesi veya mağdurun zararını karşılaması uzlaştırma anlamına gelmez. Zararın giderilmesi, şartları varsa TCK m.168’deki etkin pişmanlık hükümleri kapsamında değerlendirilir.

İnternet veya sosyal medya üzerinden sahte ilan vererek kapora almak, TCK m.158/1-f kapsamında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabilir.

Bu durumda ceza dört yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Adli para cezası suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Kaporanın düşük olması, paranın başka bir kişinin hesabına gönderilmesi veya daha sonra geri verilmesi suçu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Buna karşılık gerçek bir satış veya kiralama iradesiyle başlayan ve sonradan yerine getirilemeyen her sözleşme dolandırıcılık değildir. Suçun oluşabilmesi için başlangıçtan itibaren hileli davranış, aldatma, zarar ve haksız menfaat unsurlarının bulunması gerekir.

Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Olayın dolandırıcılık mı yoksa özel hukuk uyuşmazlığı mı olduğu; ilanın içeriği, tarafların yazışmaları, kullanılan belgeler, ödeme yöntemi ve failin başlangıçtaki amacı birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Sosyal Medya Hesabı Çalmanın veya Mesajları Silmenin Cezası — TCK m.244

Sosyal Medya Hesabı Çalmanın veya Mesajları Silmenin Cezası

Halk arasında “sosyal medya hesabı çalmak” olarak adlandırılan eylem, Türk Ceza Kanunu’nda bu isimle düzenlenmiş tek bir suç değildir. Hesaba izinsiz girmek TCK m.243’teki bilişim sistemine girme suçunu; hesabın şifresini değiştirmek, mesajları silmek veya verileri başka yere göndermek ise TCK m.244’teki bilişim sistemini engelleme, bozma ve verileri yok etme suçlarını oluşturabilir.

Hesap üzerinden para istenmesi, özel mesajların paylaşılması veya kişisel verilerin ele geçirilmesi durumunda başka suçlar da ayrıca gündeme gelebilir.

Sosyal Medya Hesabı Çalmak Ne Anlama Gelir?

Bir kişinin Instagram, Facebook, X, TikTok, WhatsApp, e-posta veya benzeri hesabına rızası olmadan girerek hesabın kontrolünü ele geçirmek, günlük dilde “hesap çalma” olarak ifade edilmektedir.

Bu eylem genellikle;

  • Şifreyi tahmin etmek,
  • Daha önce öğrenilmiş şifreyi kullanmak,
  • Sahte giriş bağlantısı göndermek,
  • Doğrulama kodunu ele geçirmek,
  • Açık kalan oturumdan yararlanmak,
  • Bağlı cihaz veya QR kod özelliğini kullanmak,
  • Şifre sıfırlama işlemini yetkisiz şekilde gerçekleştirmek,

suretiyle işlenebilir.

Şifrenin teknik yöntemlerle kırılması şart değildir. Hesaba erişim yetkisinin bulunmaması yeterlidir.

TCK m.244 Hangi Eylemleri Cezalandırır?

TCK m.244, bilişim sisteminin işleyişine ve sistemde bulunan verilere yönelik hukuka aykırı müdahaleleri düzenlemektedir.

Madde kapsamında;

  • Sistemin çalışmasını engellemek,
  • Sistemin işleyişini bozmak,
  • Verileri bozmak,
  • Verileri yok etmek,
  • Verileri değiştirmek,
  • Verileri erişilemez hâle getirmek,
  • Sisteme yeni veri yerleştirmek,
  • Mevcut verileri başka bir yere göndermek,

suç olarak kabul edilebilir.

Sosyal medya hesabının şifresinin değiştirilmesi, paylaşımların silinmesi veya özel mesajların başka bir hesaba aktarılması bu eylemler kapsamında değerlendirilebilir.

TCK m.244 Kapsamındaki Cezalar Nelerdir?

Eylem Kanuni ceza
Bilişim sisteminin işleyişini engellemek veya bozmak Bir yıldan beş yıla kadar hapis
Verileri bozmak, silmek, değiştirmek veya erişilemez hâle getirmek Altı aydan üç yıla kadar hapis
Sisteme veri yerleştirmek veya mevcut verileri başka yere göndermek Altı aydan üç yıla kadar hapis
Suçun banka, kredi kurumu veya kamu kurumuna ait sistem üzerinde işlenmesi Cezanın yarı oranında artırılması
Eylemlerle haksız menfaat sağlamak İki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası

TCK m.244/4’teki haksız menfaat hükmü, eylemin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması durumunda uygulanır.

Instagram Hesabı Çalmanın Cezası Nedir?

Bir kişinin Instagram hesabına izinsiz girmek öncelikle TCK m.243 kapsamında bilişim sistemine girme suçunu oluşturabilir. Bu suçun temel cezası bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Hesaba girdikten sonra;

  • Şifrenin değiştirilmesi,
  • Hesap sahibinin erişiminin engellenmesi,
  • Gönderilerin silinmesi,
  • Profil bilgilerinin değiştirilmesi,
  • Hesaba yeni paylaşım eklenmesi,
  • Mesajların başka yere gönderilmesi,

durumunda TCK m.244 kapsamında ayrıca ceza sorumluluğu doğabilir.

Dolayısıyla sosyal medya hesabının ele geçirilmesi tek bir eylemden değil, birden fazla suç oluşturan işlemlerden meydana gelebilir.

Hesabın Şifresini Değiştirmenin Cezası

Hesabın şifresini değiştirerek gerçek sahibinin erişimini engellemek, sistemdeki verilerin değiştirilmesi veya erişilemez hâle getirilmesi kapsamında değerlendirilebilir.

TCK m.244/2’ye göre sistemdeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilemez kılan kişi hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilir.

Şifre değişikliğinin sistemin işleyişini ayrıca engellemesi veya bozması durumunda TCK m.244/1 yönünden de değerlendirme yapılabilir. Uygulanacak hüküm, müdahalenin niteliğine ve ortaya çıkan sonuca göre belirlenir.

Başkasının Mesajlarını Silmek Suç mu?

Başkasının sosyal medya, WhatsApp veya e-posta hesabına girerek mesajlarını silmek TCK m.244/2 kapsamında verileri yok etme veya erişilemez hâle getirme suçunu oluşturabilir.

Silinen veriler şunlar olabilir:

  • WhatsApp mesajları,
  • Instagram özel mesajları,
  • E-postalar,
  • Fotoğraf ve videolar,
  • Sosyal medya gönderileri,
  • Yorumlar,
  • Rehber kayıtları,
  • Bulut sisteminde saklanan dosyalar,
  • Telefon veya bilgisayardaki belgeler.

Silinen mesajların sonradan geri getirilebilmesi, eylemi kendiliğinden suç olmaktan çıkarmaz. Veriye geçici olarak erişilememesi de somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye alınabilir.

Kendi Gönderdiği Mesajı Silmek Suç mu?

Bir kişinin kendi hesabından gönderdiği mesajı uygulamanın sunduğu “herkesten sil” özelliğini kullanarak kaldırması her durumda TCK m.244 kapsamında suç oluşturmaz. Burada kişinin kendi hesabı üzerindeki yetkisi ve platformun sunduğu olağan özellik önemlidir.

Buna karşılık başka bir kişinin hesabına veya telefonuna izinsiz girerek mesajları silmek hukuka aykırı veri müdahalesi oluşturabilir. Aynı şekilde teknik yöntem kullanılarak karşı tarafın kayıtlarındaki verilerin silinmesi de ayrıca değerlendirilir.

Fotoğraf ve Paylaşımları Silmek Suç mu?

Başkasının hesabındaki fotoğraf, video, hikâye, gönderi veya yorumları izinsiz silmek TCK m.244/2 kapsamında değerlendirilebilir.

Bir paylaşımın silinmesiyle birlikte hesap sahibinin;

  • Ticari gelir kaybetmesi,
  • Müşterilerine ulaşamaması,
  • Hesabının kapanması,
  • Dijital arşivinin yok olması,
  • Kayıtlarına erişememesi,

gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Meydana gelen zarar, suçun değerlendirilmesinde ve temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Hesaptaki Mesajları Başka Yere Göndermek Suç mu?

TCK m.244/2, bilişim sisteminde bulunan verileri başka bir yere göndermeyi de suç olarak düzenlemektedir.

Bu nedenle hesaba girerek;

  • Mesajların ekran görüntüsünü almak,
  • Yazışmaları başka hesaba göndermek,
  • Fotoğrafları indirmek,
  • E-posta içeriklerini yönlendirmek,
  • Kişi listesini başka cihaza aktarmak,
  • Dosyaları bulut hesabına kopyalamak,

bilişim sistemindeki verileri başka yere gönderme suçunu gündeme getirebilir.

Yazışmaların okunması veya paylaşılması hâlinde TCK m.132’deki haberleşmenin gizliliğini ihlal; kişisel verilerin alınması ya da yayılması hâlinde TCK m.136 da ayrıca uygulanabilir.

Ele Geçirilen Hesaptan Paylaşım Yapmak Suç mu?

Başkasının hesabından onun adına paylaşım yapmak, sisteme hukuka aykırı şekilde veri yerleştirmek veya mevcut verileri değiştirmek anlamına gelebilir.

Paylaşımın içeriğine göre;

  • TCK m.244 kapsamında sisteme veri yerleştirme,
  • TCK m.125 kapsamında hakaret,
  • TCK m.106 kapsamında tehdit,
  • TCK m.134 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal,
  • TCK m.136 kapsamında kişisel verileri yayma,
  • TCK m.157 veya m.158 kapsamında dolandırıcılık,

suçları ayrıca gündeme gelebilir.

Hesap sahibinin adı kullanılarak üçüncü kişilerden para istenmesi, eylemin bilişim sistemi kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık kapsamında değerlendirilmesine neden olabilir.

Hesabı Geri Vermek veya Şifreyi Eski Hâline Getirmek Suçu Ortadan Kaldırır mı?

Hesabın kontrolü ele geçirildikten veya veriler silindikten sonra şifrenin eski hâline getirilmesi, hesabın gerçek sahibine geri verilmesi ya da silinen içeriklerin yeniden yüklenmesi gerçekleşen eylemi kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Ancak zararın giderilmesi ve hesabın eski durumuna getirilmesi, olayın özelliklerine göre cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Şifre Daha Önce Verilmişse Hesaba Girmek Suç mu?

Şifrenin geçmişte gönüllü olarak verilmiş olması, hesaba süresiz ve sınırsız erişim izni verildiği anlamına gelmez. Rızanın hangi amaçla ve ne kadar süre için verildiği önemlidir.

Örneğin şifre yalnızca bir paylaşım yapılması için verilmişse;

  • Özel mesajları okumak,
  • Fotoğrafları silmek,
  • Şifreyi değiştirmek,
  • Hesabı başka cihaza bağlamak,
  • Hesap sahibinin erişimini engellemek,

verilen yetkinin aşılması anlamına gelebilir.

Hesap sahibinin izni kaldırmasına rağmen sistemde kalmaya devam edilmesi veya yeniden giriş yapılması TCK m.243 kapsamında da değerlendirilebilir.

Eski Sevgilinin Sosyal Medya Hesabını Ele Geçirmek Suç mu?

Eski sevgili, eş veya eski eş olmak hesaba giriş ve müdahale hakkı vermez. İlişki sırasında öğrenilen şifrenin ayrılık sonrasında kullanılması, rıza bulunmaması hâlinde suç oluşturabilir.

Hesaba girildikten sonra;

  • Mesajların okunması,
  • Fotoğrafların indirilmesi,
  • Şifrenin değiştirilmesi,
  • Hesabın kapatılması,
  • Özel yazışmaların yayımlanması,

TCK m.243 ve m.244 yanında haberleşmenin gizliliği, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerle ilgili suçları da gündeme getirebilir.

Çalınan Hesaptan Para İstenirse Hangi Ceza Uygulanır?

Ele geçirilen sosyal medya hesabı kullanılarak hesap sahibinin arkadaşlarından veya takipçilerinden para istenmesi durumunda dolandırıcılık hükümleri uygulanabilir.

TCK m.244/4’e göre bilişim sistemine yönelik müdahaleler sonucunda kişinin kendisi veya başkası yararına haksız menfaat sağlaması durumunda, eylem daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmuyorsa iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilebilir.

Eylem dolandırıcılık suçunun şartlarını oluşturuyorsa TCK m.157 veya bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması nedeniyle TCK m.158 kapsamında değerlendirme yapılabilir.

Banka veya Kamu Kurumu Sistemine Müdahalede Ceza Artar mı?

TCK m.244/3’e göre suçun;

  • Banka sistemine,
  • Kredi kurumuna ait sisteme,
  • Kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemine,

karşı işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Bu hüküm kişisel sosyal medya hesaplarından farklı olarak belirli kurumlara ait bilişim sistemlerine yönelik müdahalelerde uygulanmaktadır.

Başarısız Hesap Çalma Girişimi Suç mu?

Hesaba giriş gerçekleşmemiş olsa bile şifre ele geçirme, doğrulama kodunu kullanma veya doğrudan hesabı ele geçirmeye yönelik işlemlere başlanması durumunda TCK m.35’teki suça teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir.

Her yanlış şifre denemesi otomatik olarak suç teşebbüsü sayılmaz. Kişinin amacı, kullandığı yöntem ve yaptığı işlemlerin suçun gerçekleştirilmesine ne ölçüde yaklaştığı değerlendirilir.

Sosyal Medya Hesabı Çalma Suçu Şikâyete Bağlı mı?

TCK m.244’te düzenlenen suçlar şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı suçtan haberdar olduğunda kendiliğinden soruşturma başlatabilir.

Bu nedenle TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi de soruşturmayı veya kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez.

Hesabı Çalınan Kişi Nereye Başvurabilir?

Ceza Muhakemesi Kanunu m.158 kapsamında ihbar veya şikâyet;

  • Cumhuriyet başsavcılığına,
  • Polis merkezine,
  • Jandarma karakoluna,

yapılabilir. Cumhuriyet savcılığı CMK m.160 kapsamında gerekli araştırmayı yapar ve yeterli şüphe bulunması durumunda iddianame düzenler.

Hesabın Çalındığı Nasıl İspatlanabilir?

Hukuka uygun şekilde elde edilmesi şartıyla aşağıdaki bilgiler delil olarak değerlendirilebilir:

  • Şifre değiştirme bildirimleri,
  • Yeni cihazdan giriş uyarıları,
  • Giriş tarihleri ve saatleri,
  • Bağlı cihazlar listesi,
  • Platform tarafından gönderilen e-postalar,
  • Doğrulama kodu mesajları,
  • Hesaptan yapılan izinsiz paylaşımlar,
  • Silinen mesaj veya gönderilere ilişkin kayıtlar,
  • Para istenen kişilerle yapılan yazışmalar,
  • Cihazlar üzerinde gerçekleştirilecek teknik incelemeler.

Hesap kurtarılırken mevcut bildirimlerin ve kayıtların silinmeden saklanması önemlidir. Şifrenin değiştirilmesi, açık oturumların kapatılması ve iki aşamalı doğrulamanın etkinleştirilmesi yeni erişimlerin önlenmesine yardımcı olabilir.

TCK m.244 Uzlaştırma Kapsamında mı?

TCK m.244’teki bilişim sistemini engelleme, bozma ve verileri yok etme suçları şikâyete bağlı değildir. Bu suçlar CMK m.253 kapsamında uzlaştırmaya tabi suçlar arasında da sayılmamıştır.

Bu nedenle TCK m.244 kapsamındaki suçlarda uzlaştırma uygulanmaz.

Sosyal medya hesabını ele geçirmek, şifreyi değiştirmek, mesajları silmek veya verileri başka yere göndermek TCK m.244 kapsamında suç oluşturabilir. Sistemin işleyişini engellemenin veya bozmanın cezası bir yıldan beş yıla; verileri silmenin, değiştirmenin, erişilemez hâle getirmenin ya da başka yere göndermenin cezası altı aydan üç yıla kadar hapistir.

Eylem sonucunda haksız menfaat sağlanırsa, daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç bulunmaması şartıyla iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası uygulanabilir. Hesaba izinsiz giriş, özel mesajların okunması ve kişisel verilerin paylaşılması nedeniyle başka suçlardan da ayrıca soruşturma yürütülebilir.

Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Uygulanacak kanun maddeleri, hesaba nasıl girildiğine, hangi verilerin değiştirildiğine, mesajların silinip silinmediğine ve hesap üzerinden menfaat sağlanıp sağlanmadığına göre belirlenir.

Başkasının Telefonuna veya Sosyal Medya Hesabına Girmek Suç mu? — TCK m.243

Telefon Numarası, Adres veya Fotoğraf Paylaşmanın Cezası

Bir kişinin telefon numarasını, ev adresini veya tanınmasını sağlayan fotoğrafını rızası dışında başkalarına vermek ya da internette yayımlamak, paylaşımın hukuka aykırı olması hâlinde suç oluşturabilir. Bu davranışlar özellikle Türk Ceza Kanunu’nun 135 ve 136. maddeleri kapsamında değerlendirilir.

TCK m.135 kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesini, TCK m.136 ise kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde başkasına verilmesini, yayılmasını veya ele geçirilmesini cezalandırmaktadır.

Ancak telefon numarası, adres veya fotoğraf içeren her paylaşım otomatik olarak suç değildir. Paylaşımın rızaya, kanuni yetkiye veya başka bir hukuka uygunluk nedenine dayanıp dayanmadığı incelenir.

Telefon Numarası, Adres ve Fotoğraf Kişisel Veri midir?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3. maddesine göre kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgidir.

Bu kapsamda kişiyi belirli veya belirlenebilir hâle getiren;

  • Adı ve soyadı,
  • Cep telefonu numarası,
  • Ev veya iş adresi,
  • E-posta adresi,
  • Profil fotoğrafı,
  • Plaka bilgisi,
  • Kimlik bilgileri,
  • Konum bilgisi,
  • Sosyal medya kullanıcı adı,
  • İş yeri ve meslek bilgileri,

kişisel veri niteliği taşıyabilir.

Bir fotoğraftaki kişinin tanınabilmesi durumunda fotoğraf da kişisel veri olarak değerlendirilebilir. Fotoğrafın teknik yöntemlerle kişinin benzersiz şekilde tanımlanması amacıyla işlenmesi durumunda biyometrik veri hükümleri de gündeme gelebilir.

TCK m.135: Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Kaydetmenin Cezası

TCK m.135/1’e göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydeden kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilir.

Kaydetme eylemi yalnızca veriyi kâğıda yazmak anlamına gelmez. Kişisel verilerin;

  • Telefon rehberine kaydedilmesi,
  • Bilgisayarda dosyalanması,
  • Liste hâline getirilmesi,
  • Veri tabanına aktarılması,
  • Ekran görüntüsünün alınması,
  • Fotoğraf veya video olarak saklanması,
  • Başka bir hesaba veya bulut sistemine aktarılması,

da olayın şartlarına göre kaydetme olarak değerlendirilebilir.

Suçun oluşabilmesi için kaydetmenin hukuka aykırı olması gerekir. Kişinin açık rızası, kanunun verdiği yetki veya görevin yerine getirilmesi gibi bir hukuka uygunluk nedeni bulunuyorsa suç oluşmayabilir.

TCK m.136: Telefon Numarası, Adres veya Fotoğraf Paylaşmanın Cezası

TCK m.136/1’e göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak;

  • Başkasına veren,
  • Yayan,
  • Ele geçiren,

kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası uygulanabilir.

Bu suçun oluşması için verilerin mutlaka sosyal medyada herkese açık şekilde paylaşılması gerekmez. Bir kişinin telefon numarasını, adresini veya fotoğrafını hukuka aykırı olarak yalnızca başka bir kişiye vermek de şartları varsa TCK m.136 kapsamında değerlendirilebilir.

Telefon Numarasını İzinsiz Paylaşmak Suç mu?

Telefon numarası belirli bir kişiye ait olduğunda kişisel veri niteliğindedir. Bu nedenle numaranın rıza veya hukuki neden bulunmadan başkalarına verilmesi suç oluşturabilir.

Örneğin;

  • Bir kişinin numarasını tanımadığı kişilere göndermek,
  • Numarayı sosyal medyada yayımlamak,
  • WhatsApp grubunda paylaşmak,
  • İlan sitesine başkasının numarasını yazmak,
  • Rahatsız edilmesini sağlamak amacıyla numarasını dağıtmak,
  • Sahte ilan vererek başkasının telefonunu kullanmak,
  • Müşteri telefonlarını yetkisiz kişilere vermek,

TCK m.136 kapsamında değerlendirilebilir.

Numaranın yalnızca bir kişiye gönderilmiş olması cezai sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Çünkü TCK m.136, kişisel verinin “başkasına verilmesini” de açıkça suç olarak düzenlemektedir.

Herkese Açık Telefon Numarasını Paylaşmak Suç mu?

Bir kişinin telefon numarasını internet sitesinde veya sosyal medya hesabında yayımlamış olması, numaranın her amaçla kullanılabileceği anlamına gelmez.

Örneğin bir işletme sahibinin sipariş almak amacıyla açıkladığı telefon numarasının aynı amaç kapsamında müşteriye iletilmesi ile bu numaranın kişiyi rahatsız ettirmek amacıyla başka gruplarda yayımlanması aynı değildir.

Verinin daha önce herkese açık olması; paylaşımın amacı, kapsamı ve yöntemi değerlendirilmeden yapılan her işlemi otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez.

Şirkete ait ve belirli bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemeyen kurumsal iletişim bilgilerinde ise kişisel veri niteliği ayrıca değerlendirilir.

Bir Kişinin Ev Adresini Paylaşmak Suç mu?

Bir kişinin ev adresi, onu belirli veya belirlenebilir kılan kişisel verilerden biridir. Adresin rıza veya hukuki yetki bulunmadan başkalarına gönderilmesi ya da internette yayımlanması TCK m.136 kapsamına girebilir.

Özellikle adresin;

  • Sosyal medyada yayımlanması,
  • Kalabalık mesajlaşma gruplarına gönderilmesi,
  • Kişiyi hedef göstermek amacıyla açıklanması,
  • Tehdit veya saldırıya açık hâle getirecek şekilde paylaşılması,
  • Müşteri kayıtlarından alınarak üçüncü kişilere verilmesi,

cezai sorumluluk doğurabilir.

Adres paylaşımı tehdit, ısrarlı takip veya başka bir suçla bağlantılıysa TCK m.106 ve TCK m.123/A hükümleri de ayrıca gündeme gelebilir.

Başkasının Fotoğrafını Paylaşmak Suç mu?

Bir kişinin tanınabilir fotoğrafı kişisel veri niteliği taşıyabilir. Bu fotoğrafın hukuka aykırı şekilde başkasına verilmesi veya yayılması TCK m.136 kapsamında değerlendirilebilir.

Fotoğraf aynı zamanda kişinin özel hayatına ilişkinse TCK m.134’teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu da gündeme gelebilir. TCK m.134/2’ye göre kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak açıklamanın cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir.

Bir kişinin fotoğraf çekilmesine izin vermesi, fotoğrafın her yerde paylaşılmasına da izin verdiği anlamına gelmez. Rızanın hangi amaç ve kullanım alanı için verildiği önemlidir.

Sosyal Medyada Başkasının Fotoğrafını Paylaşmak Suç mu?

Instagram, Facebook, X, TikTok veya başka bir platformda başkasının fotoğrafını paylaşmanın suç oluşturup oluşturmadığı;

  • Fotoğrafın özel hayata ilişkin olup olmadığına,
  • Kişinin tanınabilir durumda bulunup bulunmadığına,
  • Paylaşım için rıza verilip verilmediğine,
  • Paylaşımın amacına,
  • Fotoğrafın hangi yöntemle elde edildiğine,
  • Fotoğrafla birlikte hangi bilgilerin yayımlandığına,

göre belirlenir.

Fotoğraftaki yüzün kapatılması her durumda paylaşımı hukuka uygun hâle getirmez. İsim, konum, olay bilgisi veya başka ayrıntılar üzerinden kişinin kimliği belirlenebiliyorsa kişisel veri niteliği devam edebilir.

WhatsApp Grubunda Numara veya Adres Paylaşmak Suç mu?

WhatsApp grubunun herkese açık olmaması, grupta yapılan veri paylaşımının hiçbir şekilde suç olmayacağı anlamına gelmez. TCK m.136’da verinin herkese açık biçimde yayımlanmasının yanında bir başkasına verilmesi de suç olarak düzenlenmiştir.

Bu nedenle kişinin rızası veya hukuki neden bulunmadan;

  • Telefon numarasının,
  • Ev adresinin,
  • Fotoğrafının,
  • Kimlik bilgilerinin,
  • Konumunun,

WhatsApp grubuna gönderilmesi hukuka aykırı veri paylaşımı oluşturabilir.

Ancak örneğin teslimat yapılması için kişinin verdiği adresin, teslimatı gerçekleştirecek görevliye yalnızca bu amaçla iletilmesi hukuki dayanağı bulunan bir veri aktarımı olabilir. Verinin verilme amacı ve paylaşımın kapsamı önemlidir.

İntikam veya Hedef Gösterme Amacıyla Bilgi Paylaşmak

Bir kişinin telefon numarasının, adresinin veya fotoğrafının onu küçük düşürmek, rahatsız ettirmek, tehdit edilmesini sağlamak veya hedef göstermek amacıyla internette yayımlanması halk arasında “doxxing” olarak adlandırılabilmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nda “doxxing” adıyla ayrı bir suç bulunmamakla birlikte bu tür eylemler olayın özelliklerine göre;

  • TCK m.136 kapsamında kişisel verileri yayma,
  • TCK m.134 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal,
  • TCK m.106 kapsamında tehdit,
  • TCK m.123 kapsamında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma,
  • TCK m.123/A kapsamında ısrarlı takip,
  • TCK m.125 kapsamında hakaret,

suçlarını gündeme getirebilir.

Kişisel Verinin Ele Geçirilmesi de Suç mu?

TCK m.136 yalnızca verinin paylaşılmasını değil, hukuka aykırı olarak ele geçirilmesini de cezalandırmaktadır.

Örneğin;

  • Başkasının telefon rehberini kopyalamak,
  • Müşteri listesini yetkisiz şekilde almak,
  • Şirket kayıtlarını kişisel cihaza aktarmak,
  • Başkasının hesabına girerek adres veya telefon bilgilerini elde etmek,
  • Veri tabanındaki bilgileri dışarı çıkarmak,

kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme suçunu oluşturabilir.

Sisteme veya hesaba izinsiz girilmesi hâlinde TCK m.243’teki bilişim sistemine girme suçu da ayrıca değerlendirilebilir.

Özel Nitelikli Kişisel Verilerin Kaydedilmesinde Ceza Artar mı?

TCK m.135/2’ye göre kişisel verinin;

  • Siyasi görüş,
  • Felsefi veya dinî görüş,
  • Irki köken,
  • Hukuka aykırı olarak ahlaki eğilim,
  • Cinsel yaşam,
  • Sağlık durumu,
  • Sendikal bağlantı,

ile ilgili olması durumunda kişisel verileri kaydetme suçu nedeniyle verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Telefon numarası, adres veya sıradan bir profil fotoğrafı tek başına bu kapsamda olmayabilir. Ancak paylaşımın içinde sağlık bilgileri, siyasi görüş veya cinsel yaşama ilişkin bilgiler de bulunuyorsa artırımlı ceza gündeme gelebilir.

Kamu Görevlisi veya Mesleğin Sağladığı Kolaylıkla İşlenirse Ceza Artar mı?

TCK m.137’ye göre kişisel verilerin kaydedilmesi veya hukuka aykırı verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi suçunun;

  • Kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak,
  • Belirli bir meslek veya sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak,

işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Müşteri, hasta, çalışan veya vatandaş bilgilerinin görev ya da meslek nedeniyle elde edilip hukuka aykırı paylaşılması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Fotoğrafı veya Numarayı Silmek Suçu Ortadan Kaldırır mı?

Kişisel verinin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, verilmesi veya yayılması tamamlandıktan sonra paylaşımın silinmesi gerçekleşen eylemi kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Ancak paylaşımın ne kadar süre yayında kaldığı, kaç kişiye ulaştığı, sonradan kaldırılıp kaldırılmadığı ve meydana gelen sonuçlar somut olayın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Kişisel Verileri Paylaşma Suçu Şikâyete Bağlı mı?

TCK m.135’teki kişisel verileri hukuka aykırı kaydetme ve TCK m.136’daki kişisel verileri hukuka aykırı verme, yayma veya ele geçirme suçları şikâyete bağlı değildir.

TCK m.139, kişisel verilerin kaydedilmesi ve kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme suçlarını şikâyete bağlı suçların dışında bırakmıştır. Bu nedenle Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma başlatabilir.

Bu suçlarda TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi de kamu davasının kendiliğinden sona ermesini sağlamaz.

Şikâyet Nereye Yapılır?

İhbar veya şikâyet;

  • Cumhuriyet başsavcılığına,
  • Polis merkezine,
  • Jandarma karakoluna,

yapılabilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu m.158, ihbar ve şikâyetin yapılabileceği makamları düzenlemektedir. Cumhuriyet savcılığı CMK m.160 kapsamında soruşturma yürütür.

Hukuka Aykırı Paylaşım Nasıl İspatlanabilir?

Hukuka uygun şekilde elde edilmesi şartıyla aşağıdaki bilgiler delil olarak sunulabilir:

  • Sosyal medya paylaşımının ekran görüntüsü,
  • Paylaşım bağlantısı,
  • Hesabın kullanıcı adı,
  • Mesajlaşma kayıtları,
  • Verinin gönderildiği kişi veya gruplar,
  • Paylaşım tarihi ve saati,
  • Paylaşımı gören kişilerin anlatımları,
  • İlan veya internet sayfasına ilişkin bilgiler,
  • Cihaz ve hesaplar üzerinde yapılacak teknik incelemeler.

Delil elde etmek amacıyla başka bir kişinin hesabına veya telefonuna izinsiz girilmemelidir. Böyle bir işlem ayrıca bilişim veya kişisel veri suçlarına neden olabilir.

TCK m.135 ve m.136 Uzlaştırma Kapsamında mı?

Kişisel verilerin kaydedilmesi ve kişisel verileri hukuka aykırı verme, yayma veya ele geçirme suçları şikâyete bağlı değildir ve CMK m.253 kapsamında uzlaştırmaya tabi suçlar arasında sayılmamıştır.

Bu nedenle TCK m.135 ve TCK m.136 kapsamındaki suçlarda uzlaştırma yoluna gidilmez.

Telefon numarası, adres ve kişiyi tanınabilir kılan fotoğraf kişisel veri niteliği taşıyabilir. Bu verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi TCK m.135 kapsamında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla; başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi ise TCK m.136 kapsamında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir.

Suçun kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak veya mesleğin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. TCK m.135 ve m.136 kapsamındaki suçlar şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma uygulanmaz.

Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Paylaşımın suç oluşturup oluşturmadığı; verinin niteliği, paylaşım amacı, rıza veya kanuni yetkinin bulunup bulunmadığı ve verinin kimlere aktarıldığı birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Telefon Numarası, Adres veya Fotoğraf Paylaşmanın Cezası — TCK m.135–136

Telefon Numarası, Adres veya Fotoğraf Paylaşmanın Cezası

Bir kişinin telefon numarasını, ev adresini veya tanınmasını sağlayan fotoğrafını rızası dışında başkalarına vermek ya da internette yayımlamak, paylaşımın hukuka aykırı olması hâlinde suç oluşturabilir. Bu davranışlar özellikle Türk Ceza Kanunu’nun 135 ve 136. maddeleri kapsamında değerlendirilir.

TCK m.135 kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesini, TCK m.136 ise kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde başkasına verilmesini, yayılmasını veya ele geçirilmesini cezalandırmaktadır.

Ancak telefon numarası, adres veya fotoğraf içeren her paylaşım otomatik olarak suç değildir. Paylaşımın rızaya, kanuni yetkiye veya başka bir hukuka uygunluk nedenine dayanıp dayanmadığı incelenir.

Telefon Numarası, Adres ve Fotoğraf Kişisel Veri midir?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3. maddesine göre kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgidir.

Bu kapsamda kişiyi belirli veya belirlenebilir hâle getiren;

  1. Adı ve soyadı,
  2. Cep telefonu numarası,
  3. Ev veya iş adresi,
  4. E-posta adresi,
  5. Profil fotoğrafı,
  6. Plaka bilgisi,
  7. Kimlik bilgileri,
  8. Konum bilgisi,
  9. Sosyal medya kullanıcı adı,
  10. İş yeri ve meslek bilgileri,

kişisel veri niteliği taşıyabilir.

Bir fotoğraftaki kişinin tanınabilmesi durumunda fotoğraf da kişisel veri olarak değerlendirilebilir. Fotoğrafın teknik yöntemlerle kişinin benzersiz şekilde tanımlanması amacıyla işlenmesi durumunda biyometrik veri hükümleri de gündeme gelebilir.

TCK m.135: Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Kaydetmenin Cezası

TCK m.135/1’e göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydeden kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilir.

Kaydetme eylemi yalnızca veriyi kâğıda yazmak anlamına gelmez. Kişisel verilerin;

  1. Telefon rehberine kaydedilmesi,
  2. Bilgisayarda dosyalanması,
  3. Liste hâline getirilmesi,
  4. Veri tabanına aktarılması,
  5. Ekran görüntüsünün alınması,
  6. Fotoğraf veya video olarak saklanması,
  7. Başka bir hesaba veya bulut sistemine aktarılması,

da olayın şartlarına göre kaydetme olarak değerlendirilebilir.

Suçun oluşabilmesi için kaydetmenin hukuka aykırı olması gerekir. Kişinin açık rızası, kanunun verdiği yetki veya görevin yerine getirilmesi gibi bir hukuka uygunluk nedeni bulunuyorsa suç oluşmayabilir.

TCK m.136: Telefon Numarası, Adres veya Fotoğraf Paylaşmanın Cezası

TCK m.136/1’e göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak;

  1. Başkasına veren,
  2. Yayan,
  3. Ele geçiren,

kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası uygulanabilir.

Bu suçun oluşması için verilerin mutlaka sosyal medyada herkese açık şekilde paylaşılması gerekmez. Bir kişinin telefon numarasını, adresini veya fotoğrafını hukuka aykırı olarak yalnızca başka bir kişiye vermek de şartları varsa TCK m.136 kapsamında değerlendirilebilir.

Telefon Numarasını İzinsiz Paylaşmak Suç mu?

Telefon numarası belirli bir kişiye ait olduğunda kişisel veri niteliğindedir. Bu nedenle numaranın rıza veya hukuki neden bulunmadan başkalarına verilmesi suç oluşturabilir.

Örneğin;

  1. Bir kişinin numarasını tanımadığı kişilere göndermek,
  2. Numarayı sosyal medyada yayımlamak,
  3. WhatsApp grubunda paylaşmak,
  4. İlan sitesine başkasının numarasını yazmak,
  5. Rahatsız edilmesini sağlamak amacıyla numarasını dağıtmak,
  6. Sahte ilan vererek başkasının telefonunu kullanmak,
  7. Müşteri telefonlarını yetkisiz kişilere vermek,

TCK m.136 kapsamında değerlendirilebilir.

Numaranın yalnızca bir kişiye gönderilmiş olması cezai sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Çünkü TCK m.136, kişisel verinin “başkasına verilmesini” de açıkça suç olarak düzenlemektedir.

Herkese Açık Telefon Numarasını Paylaşmak Suç mu?

Bir kişinin telefon numarasını internet sitesinde veya sosyal medya hesabında yayımlamış olması, numaranın her amaçla kullanılabileceği anlamına gelmez.

Örneğin bir işletme sahibinin sipariş almak amacıyla açıkladığı telefon numarasının aynı amaç kapsamında müşteriye iletilmesi ile bu numaranın kişiyi rahatsız ettirmek amacıyla başka gruplarda yayımlanması aynı değildir.

Verinin daha önce herkese açık olması; paylaşımın amacı, kapsamı ve yöntemi değerlendirilmeden yapılan her işlemi otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez.

Şirkete ait ve belirli bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemeyen kurumsal iletişim bilgilerinde ise kişisel veri niteliği ayrıca değerlendirilir.

Bir Kişinin Ev Adresini Paylaşmak Suç mu?

Bir kişinin ev adresi, onu belirli veya belirlenebilir kılan kişisel verilerden biridir. Adresin rıza veya hukuki yetki bulunmadan başkalarına gönderilmesi ya da internette yayımlanması TCK m.136 kapsamına girebilir.

Özellikle adresin;

  1. Sosyal medyada yayımlanması,
  2. Kalabalık mesajlaşma gruplarına gönderilmesi,
  3. Kişiyi hedef göstermek amacıyla açıklanması,
  4. Tehdit veya saldırıya açık hâle getirecek şekilde paylaşılması,
  5. Müşteri kayıtlarından alınarak üçüncü kişilere verilmesi,

cezai sorumluluk doğurabilir.

Adres paylaşımı tehdit, ısrarlı takip veya başka bir suçla bağlantılıysa TCK m.106 ve TCK m.123/A hükümleri de ayrıca gündeme gelebilir.

Başkasının Fotoğrafını Paylaşmak Suç mu?

Bir kişinin tanınabilir fotoğrafı kişisel veri niteliği taşıyabilir. Bu fotoğrafın hukuka aykırı şekilde başkasına verilmesi veya yayılması TCK m.136 kapsamında değerlendirilebilir.

Fotoğraf aynı zamanda kişinin özel hayatına ilişkinse TCK m.134’teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu da gündeme gelebilir. TCK m.134/2’ye göre kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak açıklamanın cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir.

Bir kişinin fotoğraf çekilmesine izin vermesi, fotoğrafın her yerde paylaşılmasına da izin verdiği anlamına gelmez. Rızanın hangi amaç ve kullanım alanı için verildiği önemlidir.

Sosyal Medyada Başkasının Fotoğrafını Paylaşmak Suç mu?

Instagram, Facebook, X, TikTok veya başka bir platformda başkasının fotoğrafını paylaşmanın suç oluşturup oluşturmadığı;

  1. Fotoğrafın özel hayata ilişkin olup olmadığına,
  2. Kişinin tanınabilir durumda bulunup bulunmadığına,
  3. Paylaşım için rıza verilip verilmediğine,
  4. Paylaşımın amacına,
  5. Fotoğrafın hangi yöntemle elde edildiğine,
  6. Fotoğrafla birlikte hangi bilgilerin yayımlandığına,

göre belirlenir.

Fotoğraftaki yüzün kapatılması her durumda paylaşımı hukuka uygun hâle getirmez. İsim, konum, olay bilgisi veya başka ayrıntılar üzerinden kişinin kimliği belirlenebiliyorsa kişisel veri niteliği devam edebilir.

WhatsApp Grubunda Numara veya Adres Paylaşmak Suç mu?

WhatsApp grubunun herkese açık olmaması, grupta yapılan veri paylaşımının hiçbir şekilde suç olmayacağı anlamına gelmez. TCK m.136’da verinin herkese açık biçimde yayımlanmasının yanında bir başkasına verilmesi de suç olarak düzenlenmiştir.

Bu nedenle kişinin rızası veya hukuki neden bulunmadan;

  1. Telefon numarasının,
  2. Ev adresinin,
  3. Fotoğrafının,
  4. Kimlik bilgilerinin,
  5. Konumunun,

WhatsApp grubuna gönderilmesi hukuka aykırı veri paylaşımı oluşturabilir.

Ancak örneğin teslimat yapılması için kişinin verdiği adresin, teslimatı gerçekleştirecek görevliye yalnızca bu amaçla iletilmesi hukuki dayanağı bulunan bir veri aktarımı olabilir. Verinin verilme amacı ve paylaşımın kapsamı önemlidir.

İntikam veya Hedef Gösterme Amacıyla Bilgi Paylaşmak

Bir kişinin telefon numarasının, adresinin veya fotoğrafının onu küçük düşürmek, rahatsız ettirmek, tehdit edilmesini sağlamak veya hedef göstermek amacıyla internette yayımlanması halk arasında “doxxing” olarak adlandırılabilmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nda “doxxing” adıyla ayrı bir suç bulunmamakla birlikte bu tür eylemler olayın özelliklerine göre;

  1. TCK m.136 kapsamında kişisel verileri yayma,
  2. TCK m.134 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal,
  3. TCK m.106 kapsamında tehdit,
  4. TCK m.123 kapsamında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma,
  5. TCK m.123/A kapsamında ısrarlı takip,
  6. TCK m.125 kapsamında hakaret,

suçlarını gündeme getirebilir.

Kişisel Verinin Ele Geçirilmesi de Suç mu?

TCK m.136 yalnızca verinin paylaşılmasını değil, hukuka aykırı olarak ele geçirilmesini de cezalandırmaktadır.

Örneğin;

  1. Başkasının telefon rehberini kopyalamak,
  2. Müşteri listesini yetkisiz şekilde almak,
  3. Şirket kayıtlarını kişisel cihaza aktarmak,
  4. Başkasının hesabına girerek adres veya telefon bilgilerini elde etmek,
  5. Veri tabanındaki bilgileri dışarı çıkarmak,

kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme suçunu oluşturabilir.

Sisteme veya hesaba izinsiz girilmesi hâlinde TCK m.243’teki bilişim sistemine girme suçu da ayrıca değerlendirilebilir.

Özel Nitelikli Kişisel Verilerin Kaydedilmesinde Ceza Artar mı?

TCK m.135/2’ye göre kişisel verinin;

  • Siyasi görüş,
  • Felsefi veya dinî görüş,
  • Irki köken,
  • Hukuka aykırı olarak ahlaki eğilim,
  • Cinsel yaşam,
  • Sağlık durumu,
  • Sendikal bağlantı,

ile ilgili olması durumunda kişisel verileri kaydetme suçu nedeniyle verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Telefon numarası, adres veya sıradan bir profil fotoğrafı tek başına bu kapsamda olmayabilir. Ancak paylaşımın içinde sağlık bilgileri, siyasi görüş veya cinsel yaşama ilişkin bilgiler de bulunuyorsa artırımlı ceza gündeme gelebilir.

Kamu Görevlisi veya Mesleğin Sağladığı Kolaylıkla İşlenirse Ceza Artar mı?

TCK m.137’ye göre kişisel verilerin kaydedilmesi veya hukuka aykırı verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi suçunun;

  • Kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak,
  • Belirli bir meslek veya sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak,

işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Müşteri, hasta, çalışan veya vatandaş bilgilerinin görev ya da meslek nedeniyle elde edilip hukuka aykırı paylaşılması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Fotoğrafı veya Numarayı Silmek Suçu Ortadan Kaldırır mı?

Kişisel verinin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, verilmesi veya yayılması tamamlandıktan sonra paylaşımın silinmesi gerçekleşen eylemi kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Ancak paylaşımın ne kadar süre yayında kaldığı, kaç kişiye ulaştığı, sonradan kaldırılıp kaldırılmadığı ve meydana gelen sonuçlar somut olayın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Kişisel Verileri Paylaşma Suçu Şikâyete Bağlı mı?

TCK m.135’teki kişisel verileri hukuka aykırı kaydetme ve TCK m.136’daki kişisel verileri hukuka aykırı verme, yayma veya ele geçirme suçları şikâyete bağlı değildir.

TCK m.139, kişisel verilerin kaydedilmesi ve kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme suçlarını şikâyete bağlı suçların dışında bırakmıştır. Bu nedenle Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma başlatabilir.

Bu suçlarda TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi de kamu davasının kendiliğinden sona ermesini sağlamaz.

Şikâyet Nereye Yapılır?

İhbar veya şikâyet;

  • Cumhuriyet başsavcılığına,
  • Polis merkezine,
  • Jandarma karakoluna,

yapılabilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu m.158, ihbar ve şikâyetin yapılabileceği makamları düzenlemektedir. Cumhuriyet savcılığı CMK m.160 kapsamında soruşturma yürütür.

Hukuka Aykırı Paylaşım Nasıl İspatlanabilir?

Hukuka uygun şekilde elde edilmesi şartıyla aşağıdaki bilgiler delil olarak sunulabilir:

  1. Sosyal medya paylaşımının ekran görüntüsü,
  2. Paylaşım bağlantısı,
  3. Hesabın kullanıcı adı,
  4. Mesajlaşma kayıtları,
  5. Verinin gönderildiği kişi veya gruplar,
  6. Paylaşım tarihi ve saati,
  7. Paylaşımı gören kişilerin anlatımları,
  8. İlan veya internet sayfasına ilişkin bilgiler,
  9. Cihaz ve hesaplar üzerinde yapılacak teknik incelemeler.

Delil elde etmek amacıyla başka bir kişinin hesabına veya telefonuna izinsiz girilmemelidir. Böyle bir işlem ayrıca bilişim veya kişisel veri suçlarına neden olabilir.

TCK m.135 ve m.136 Uzlaştırma Kapsamında mı?

Kişisel verilerin kaydedilmesi ve kişisel verileri hukuka aykırı verme, yayma veya ele geçirme suçları şikâyete bağlı değildir ve CMK m.253 kapsamında uzlaştırmaya tabi suçlar arasında sayılmamıştır.

Bu nedenle TCK m.135 ve TCK m.136 kapsamındaki suçlarda uzlaştırma yoluna gidilmez.

Telefon numarası, adres ve kişiyi tanınabilir kılan fotoğraf kişisel veri niteliği taşıyabilir. Bu verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi TCK m.135 kapsamında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla; başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi ise TCK m.136 kapsamında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir.

Suçun kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak veya mesleğin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. TCK m.135 ve m.136 kapsamındaki suçlar şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma uygulanmaz.

Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Paylaşımın suç oluşturup oluşturmadığı; verinin niteliği, paylaşım amacı, rıza veya kanuni yetkinin bulunup bulunmadığı ve verinin kimlere aktarıldığı birlikte değerlendirilerek belirlenir.

İçerik Yayınlanma Tarihi:

Makaleler | Ceza Hukuku Avukat Uğur Azap Antalya Hukuk Ofisi

Toplam 737 konu bulundu
  • Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlıkMadde 276- (1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(2) Birinci fıkrada belirtilen kişi veya kurullar tarafından... +Devamını oku
  • Habersiz Telefon Konuşması Kaydetmenin Cezası Nedir?Bir telefon görüşmesini karşı tarafın bilgisi ve rızası olmadan kaydetmek, olayın özelliklerine göre suç oluşturabilir. Ancak telefon görüşmeleri teknik olarak bir haberleşme yöntemi olduğu için yalnızca TCK m.133 değil, TCK m.132’deki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu da değerlendirilmelidir.Türk Ceza Kanunu’nun 133. maddesi, aleni olmayan... +Devamını oku
  • Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı SuçlarAnayasayı ihlalMadde 309- (1) Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların... +Devamını oku
  • Milli Savunmaya Karşı SuçlarAskerî komutanlıkların gasbıMadde 317- (1) Kanunen yetkili olmadıkları veya Devlet tarafından memur edilmedikleri halde, bir asker kıtasının veya donanmasının veya savaş gemisinin veya savaş hava filosunun veya bir kale veya müstahkem mevkiin veya bir askerî üssün veya tesisin, bir liman veya şehrin komutasını alanlara müebbet hapis cezası verilir.(2) Kanunen yetkili... +Devamını oku
  • Cebir TCK Madde 108(1) Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK Madde 109(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden... +Devamını oku
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaCeza kanunu Madde 109- (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(3) Bu suçun;a) Silahla,b) Birden fazla kişi... +Devamını oku
  • Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama[1] Madde 228- (1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.[2](2) Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlanması halinde, verilecek ceza bir katı oranında artırılır.(3) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/139 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/134 md... +Devamını oku
  • Bilişim Alanında SuçlarBilişim sistemine girmeMadde 243- (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.[1](2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.(3) Bu... +Devamını oku
  • Cebir TCK Madde 108(1) Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK Madde 109(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden... +Devamını oku
  • Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi Madde 280- (1) Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Sağlık mesleği mensubu deyiminden tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti... +Devamını oku
  • Taksir sonucu casusluk fiillerinin işlenmesiCeza kanunu Madde 338- (1) Bu bölümde tanımlanan suçların işlenmesi, ilgili kişilerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmaları sonucu mümkün olmuş veya kolaylaşmış ise, taksirle davranan faile altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî... +Devamını oku
  • Yaralama Suçu ve Hukuki BoyutuTürk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında ele alınan yaralama suçu, bir kişinin vücut bütünlüğüne kasten zarar verilmesi anlamına gelir. TCK’nın 86. maddesinde düzenlenen bu suç, basit yaralama ve nitelikli yaralama olmak üzere ikiye ayrılır. Suçun oluşabilmesi için mağdurun bedensel veya ruhsal sağlığının bozulması gerekmektedir.Basit Yaralama Suçu ve CezasıTCK 86/1’e göre... +Devamını oku
  • Cebir TCK Madde 108(1) Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK Madde 109(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden... +Devamını oku
  • Başkasının Banka veya Kredi Kartını Kullanmanın CezasıBaşkasına ait banka veya kredi kartını, kart sahibinin izni olmadan alışverişte kullanmak, ATM’den para çekmek ya da kart bilgileriyle internet üzerinden ödeme yapmak suç oluşturabilir. Bu eylemler Türk Ceza Kanunu’nun 245. maddesinde banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu olarak düzenlenmiştir.Kartın çalınmış, bulunmuş veya... +Devamını oku
  • Askerî komutanlıkların gasbıMadde 317- (1) Kanunen yetkili olmadıkları veya Devlet tarafından memur edilmedikleri halde, bir asker kıtasının veya donanmasının veya savaş gemisinin veya savaş hava filosunun veya bir kale veya müstahkem mevkiin veya bir askerî üssün veya tesisin, bir liman veya şehrin komutasını alanlara müebbet hapis cezası verilir.(2) Kanunen yetkili olmaları veya Devlet... +Devamını oku
  • Şerefe Karşı Suçlar Türk Ceza KanunuHakaretTCK Madde 125(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...)50 veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç... +Devamını oku
  • Cebir TCK Madde 108(1) Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK Madde 109(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden... +Devamını oku
  • İrtikapMadde 250- (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/86 md.) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en... +Devamını oku
  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulmasıMadde 234- (1) Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(2) Fiil cebir veya tehdit... +Devamını oku
  • İftiraMadde 267- (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada... +Devamını oku
  • Genel Ahlaka Karşı SuçlarHayasızca hareketlerMadde 225- (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. MüstehcenlikMadde 226- (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği... +Devamını oku
  • Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemekMadde 205- (1) Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanMadde 206- (1) Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan... +Devamını oku
  • Kötü muameleCeza kanunu Madde 232- (1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan... +Devamını oku
  • Kanuna aykırı eğitim kurumuMadde 263 (Mülga – 17/4/2013-6460/13 md.)Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanmaMadde 264- (1) Bir rütbe veya kamu görevinin veya mesleğin, resmi elbisesini yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giyen veya hakkı olmayan nişan veya madalyaları takan kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Elbisenin sağlayacağı kolaylık ve... +Devamını oku
  • DilencilikMadde 229- (1) Çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bu suçun üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımları ya da eş tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.(3) Bu suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş... +Devamını oku
  • Aile Düzenine Karşı SuçlarBirden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel törenMadde 230- (1) Evli olmasına rağmen, başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kendisi evli olmamakla birlikte, evli olduğunu bildiği bir kimse ile evlilik işlemi yaptıran kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.(3) Gerçek kimliğini saklamak suretiyle... +Devamını oku
  • Çocukların cinsel istismarıTCK Madde 103(Değişik: 18/6/2014-6545/59 md.)(1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/13 md... +Devamını oku
  • İnsan üzerinde deneyTCK Madde 90(1) İnsan üzerinde bilimsel bir deney yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) İnsan üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için;a) Deneyle ilgili olarak yetkili kurul veya makamlardan gerekli iznin alınmış olması,31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu madde... +Devamını oku
  • Nüfuz ticareti Madde 255- (Değişik: 2/7/2012-6352/89 md.)(1) Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kişinin kamu görevlisi olması... +Devamını oku
  • Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel törenMadde 230- (1) Evli olmasına rağmen, başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kendisi evli olmamakla birlikte, evli olduğunu bildiği bir kimse ile evlilik işlemi yaptıran kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.(3) Gerçek kimliğini saklamak suretiyle bir başkasıyla evlenme... +Devamını oku
  • Yabancı hizmetine asker yazma, yazılmaMadde 320- (1) Hükûmetin izni olmaksızın bir yabancı veya yabancı Devlet hizmetinde veya bunların lehinde çalışmak üzere Ülke içinde vatandaşlardan asker yazan veya vatandaşları silahlandıran kimseye üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Asker yazılanlar veya silahlandırılanlar arasından asker veya askerlik çağında olanlar varsa ceza üçte biri... +Devamını oku
  • Bilişim sistemine girmeMadde 243- (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.[1](2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.(3) Bu fiil nedeniyle sistemin... +Devamını oku
  • Yabancı devlet başkanına karşı suçMadde 340- (1) Yabancı devletlerden birinin başkanına karşı bir suç işleyen kişiye verilecek ceza, sekizde biri oranında artırılır. Suçun müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.(2) Fiil, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardan ise, soruşturma ve kovuşturma yabancı devletin şikayetine... +Devamını oku
  • Kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgaliMadde 224- (1) Kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgede kurulmuş sabit bir platformu cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla ele geçiren, zapteden veya kontrolü altına alan kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bu suçun işlenmesi sırasında kişilerin... +Devamını oku
  • Göreve ilişkin sırrın açıklanması Madde 258(1) Görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştıran kamu görevlisine, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten... +Devamını oku
  • Kasten Yaralama Suçu: Türk Ceza Hukuku Açısından DeğerlendirmeKasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 86. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir ve bireyin vücut bütünlüğüne yönelik kasıtlı eylemleri cezalandırmayı amaçlamaktadır. TCK m.86/1’e göre, “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi” bu suçu işlemiş sayılır. Bu suçun... +Devamını oku
  • Nitelikli hırsızlıkNitelikli hırsızlık TCK Madde 142(1) Hırsızlık suçunun;a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,b) (Mülga: 18/6/2014-6545/62 md.)c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,d) Bir... +Devamını oku
  • Görevi yaptırmamak için direnme Madde 265(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden... +Devamını oku
  • Suçun unsurları nelerdir?Suçun unsurları, kanuni unsur, maddi unsur ve manevi unsurdur. Kanuni unsur, suçun yasada tanımlanmış olmasıdır. Maddi unsur, suçun fiilen işlenmesidir. Manevi unsur ise failin kusurlu olmasıdır.
  • Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmakMadde 302- (1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/36 md.) Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış... +Devamını oku
  • Düşmandan unvan ve benzeri payeler kabulüMadde 325- (1) Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletten akademik derece veya şeref, unvan, nişan ve diğer fahri rütbe veya bunlara ait maaş veya başka yararlar kabul eden vatandaşa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Güveni kötüye kullanmaMadde 155(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır. (2)... +Devamını oku
  • Koruma, Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün İhlâliTerkCeza kanunu Madde 97- (1) Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse,... +Devamını oku
  • Yaralama Suçları ve Cezaları: Türk Ceza Hukukuna Göre Detaylı İncelemeYaralama suçları, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında bireylerin vücut bütünlüğünü koruma altına alan önemli suç tiplerinden biridir. Bu suçlar, failin mağdura fiziksel zarar vermesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Türk hukuk sisteminde, yaralama suçları basit ve nitelikli olmak üzere iki ana kategoride ele alınmaktadır. İşte TCK'... +Devamını oku
  • Cinayet davalarına hangi avukat bakar?Cinayet davalarına genellikle ağır ceza avukatları bakar. Ağır ceza mahkemelerinde görülen davalarda, ağır ceza alanında uzmanlaşmış avukatlar sanığı ya da mağduru savunur.Cinayet işlemiş biri avukat olabilir mi?Türk hukuk sisteminde, ağır ceza gerektiren suçlardan (örneğin cinayet) mahkûm olan biri, Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesi gereği avukat olamaz.... +Devamını oku
  • Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan TicaretiGöçmen kaçakçılığıCeza kanunu Madde 79- (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan,b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan,Kişi, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para... +Devamını oku
  • Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaMadde 217/A- (Ek:13/10/2022-7418/29 md.) (1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.(2) Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek... +Devamını oku
  • Özel belgede sahtecilikMadde 207- (1) Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemekMadde 208 - (1)... +Devamını oku
  • Para Hırsızlığı Suçu: Türk Ceza Hukuku Açısından Ayrıntılı Bir İncelemeHırsızlık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında en temel düzenlemelerden biridir.Para hırsızlığı da bu kapsamda, taşınabilir bir mal olan paranın zilyetliğinden rızaya aykırı şekilde alınmasıyla oluşan klasik bir hırsızlık türüdür.TCK m.141, hırsızlık suçunun temel halini düzenlemektedir.Bu... +Devamını oku
  • Hükûmete karşı suçMadde 312- (1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurmaMadde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.(2) Suç işlemek... +Devamını oku

Страницы