Trafik Kazasında Birini Yaralamanın Cezası Nedir? — TCK m.89

Trafik Kazasında Birini Yaralamanın Cezası Nedir?
Trafik kazasında bir kişinin yaralanmasına neden olmak, sürücünün trafik kurallarına ve dikkat yükümlülüğüne aykırı davranması hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçunu oluşturabilir.
Verilecek ceza; yaralanmanın ağırlığına, kazada kaç kişinin yaralandığına, sürücünün kusuruna ve eylemin basit taksirle mi yoksa bilinçli taksirle mi gerçekleştirildiğine göre değişir.
Taksirle Yaralama Suçu Nedir?
TCK m.22’ye göre taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle suçun kanuni tanımında belirtilen sonucun öngörülmeden gerçekleştirilmesidir.
Trafik kazasında sürücünün;
- Hız sınırına uymaması,
- Geçiş önceliğini ihlal etmesi,
- Kırmızı ışıkta geçmesi,
- Takip mesafesini korumaması,
- Dönüş kurallarına uymaması,
- Telefonla ilgilenmesi,
- Yol ve hava şartlarına uygun davranmaması,
nedeniyle bir kişinin yaralanması taksirle yaralama suçunu gündeme getirebilir.
Sürücünün yalnızca trafik kuralını ihlal etmesi yeterli değildir. Kural ihlaliyle meydana gelen yaralanma arasında nedensellik bağlantısı bulunması gerekir.
Trafik Kazasında Yaralamanın Temel Cezası
TCK m.89/1’e göre taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi hakkında:
- Üç aydan bir yıla kadar hapis veya
- Adli para cezası
uygulanabilir.
Bu fıkrada hapis ve adli para cezası seçimlik olarak düzenlenmiştir. Mahkeme, olayın özelliklerine göre hapis cezasına veya adli para cezasına hükmedebilir.
Yaralanma Ağırsa Ceza Artar mı?
Trafik kazası sonucunda meydana gelen yaralanmanın niteliği cezayı doğrudan etkiler.
TCK m.89/2’ye göre yaralanma mağdurun;
- Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
- Vücudunda kemik kırılmasına,
- Konuşmasında sürekli zorluğa,
- Yüzünde sabit ize,
- Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
- Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
neden olmuşsa temel ceza yarı oranında artırılır.
Kemik kırığının bulunup bulunmadığı, kırığın hayati fonksiyonlara etkisi ve diğer yaralanmalar sağlık kuruluşlarınca düzenlenen adli raporlarla belirlenir.
Kalıcı Sakatlık veya Organ Kaybında Ceza
TCK m.89/3’e göre trafik kazasındaki yaralanma mağdurun;
- İyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
- Duyularından veya organlarından birinin işlevini kaybetmesine,
- Konuşma ya da çocuk yapma yeteneğini kaybetmesine,
- Yüzünün sürekli değişmesine,
- Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
neden olmuşsa temel ceza bir kat artırılır.
Bu sonuçların bulunup bulunmadığı yalnızca ilk hastane raporuna göre değil, gerekli durumlarda kesin adli rapor ve sağlık kurulu değerlendirmelerine göre belirlenir.
Birden Fazla Kişinin Yaralandığı Kazanın Cezası
TCK m.89/4’e göre taksirli bir davranış sonucunda birden fazla kişinin yaralanmasına neden olunması hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilir.
Örneğin sürücünün kontrolünü kaybettiği aracın başka araca çarpması ve araçtaki birden fazla kişinin yaralanması bu fıkra kapsamında değerlendirilebilir.
Kaç kişinin yaralandığı, yaralanmaların ağırlığı ve sürücünün kusuru cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.
Trafik Kazasında Bilinçli Taksir Nedir?
TCK m.22/3’e göre kişi meydana gelebilecek sonucu öngörmesine rağmen sonucun gerçekleşmesini istememiş fakat riskli davranışına devam etmişse bilinçli taksir gündeme gelir.
Bilinçli taksir hâlinde taksirli suç için belirlenecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
Trafik kazalarında;
- Yoğun trafikte aşırı hızlı araç kullanmak,
- Tehlikeli şekilde araç sollamak,
- Trafik ışığını bilerek ihlal etmek,
- Uykusuz olduğunu bilmesine rağmen araç kullanmaya devam etmek,
- Yolun ve havanın tehlikeli olduğunu görmesine rağmen hız kesmemek,
somut olayın şartlarına göre bilinçli taksir yönünden değerlendirilebilir.
Her trafik kuralı ihlali otomatik olarak bilinçli taksir değildir. Sürücünün yaralanma sonucunu öngörüp öngörmediği ayrıca belirlenir.
Alkollü Araçla Birini Yaralamanın Cezası
Alkollü araç kullanırken bir kişinin yaralanmasına neden olunması, TCK m.89 kapsamında taksirle yaralama suçunu oluşturabilir. Alkol oranı, sürücünün araç kullanma yeteneği, kazanın meydana geliş şekli ve yapılan diğer kural ihlalleri dikkate alınır.
Alkollü araç kullanmak her olayda otomatik olarak bilinçli taksir kabul edilmez. Ancak sürücünün riski öngördüğünü gösteren diğer koşullarla birlikte bilinçli taksir hükümleri uygulanabilir.
Ayrıca sürücünün güvenli şekilde araç kullanamayacak durumda olmasına rağmen araç kullanması TCK m.179’daki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu da gündeme getirebilir. Karayolları Trafik Kanunu kapsamında idari para cezası ve sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması gibi yaptırımlar da ayrıca uygulanabilir.
Ehliyetsiz Sürücünün Kazada Birini Yaralaması
Ehliyetsiz araç kullanmak idari yaptırım gerektirebilir. Ancak sürücünün ehliyetsiz olması tek başına trafik kazasında yaralanmadan dolayı ceza verilmesi için yeterli değildir.
Taksirle yaralama yönünden sürücünün dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı, kazaya etkisi ve yaralanmayla nedensellik bağlantısı araştırılır. Ehliyetsizliğin yanında hız, geçiş önceliği, şerit kullanımı ve diğer trafik kuralları da değerlendirilir.
Yayaya Çarpmanın Cezası Nedir?
Bir sürücünün yaya geçidinde, kaldırımda veya yol üzerinde yayaya çarparak yaralanmasına neden olması TCK m.89 kapsamında değerlendirilebilir.
Sürücünün kusuru belirlenirken;
- Yaya geçidinin bulunup bulunmadığı,
- Trafik ışıkları,
- Aracın hızı,
- Görüş mesafesi,
- Fren ve manevra imkânı,
- Yayanın hareketleri,
- Yol ve hava koşulları,
birlikte incelenir.
Yayanın da trafik kuralını ihlal etmiş olması sürücünün otomatik olarak cezasız kalmasını sağlamaz. Her iki tarafın davranışlarının kazaya etkisi ayrı ayrı belirlenir.
Motosiklet Kazasında Yaralamanın Cezası
Motosiklet sürücüsünün, yolcusunun, yayanın veya başka araçtaki kişinin yaralanması hâlinde TCK m.89 uygulanabilir.
Kask kullanılmaması, koruyucu donanım eksikliği veya yaralanan kişinin başka bir kural ihlali zararın artmasına etki edebilir. Ancak bu durum sürücünün kazaya neden olan kusurunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Kazanın oluşumu ile yaralanmanın ağırlaşmasına etki eden davranışlar ayrı ayrı değerlendirilir.
Trafik Kazasında Kusur Oranı Ceza Davasını Nasıl Etkiler?
Ceza sorumluluğu yalnızca kaza tespit tutanağında yazılı kusur oranına göre belirlenmez. Ceza soruşturması ve yargılamasında;
- Kaza tespit tutanağı,
- Kamera görüntüleri,
- Tanık anlatımları,
- Araçların hasar durumları,
- Fren ve çarpışma izleri,
- Yol ile hava koşulları,
- Bilirkişi incelemesi,
- Trafik kuralları,
birlikte değerlendirilir.
Sürücünün mutlaka yüzde yüz kusurlu olması gerekmez. Yaralanmaya neden olan kusurlu bir davranışının bulunması cezai sorumluluk için yeterli olabilir. Buna karşılık kazanın tamamen mağdurun veya başka bir kişinin davranışından kaynaklandığı belirlenirse sürücünün taksirli sorumluluğu oluşmayabilir.
Kazadan Sonra Yaralıya Yardım Etmemek
Kazaya karışan sürücünün olay yerini terk etmesi, yaralıya yardım etmemesi veya yetkili makamlara haber vermemesi ayrıca hukuki sonuçlar doğurabilir.
Yaralının kendisini idare edemeyecek durumda olmasına rağmen yardım edilmemesi veya durumun yetkili makamlara bildirilmemesi hâlinde TCK m.98’deki yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu gündeme gelebilir.
Ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndaki kazaya karışan sürücülerin yükümlülükleri ve idari yaptırımlar uygulanabilir.
Yaralama Kasten Gerçekleştirilirse TCK m.89 Uygulanır mı?
Sürücü aracı bir kişiye bilerek çarpmak amacıyla kullanmışsa olay taksirle yaralama olarak değerlendirilmez. Eylemin amacı ve meydana gelen sonuca göre;
- TCK m.86 kapsamında kasten yaralama,
- TCK m.87 kapsamında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama,
- TCK m.81 ve m.35 kapsamında kasten öldürmeye teşebbüs,
hükümleri gündeme gelebilir.
TCK m.89, sürücünün yaralama sonucunu istemediği ancak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kazaya neden olduğu durumlarda uygulanır.
Yaralı Sonradan Hayatını Kaybederse Ne Olur?
Kazayla ölüm arasında nedensellik bağlantısı bulunuyorsa olay TCK m.89 kapsamında taksirle yaralama olarak değil, TCK m.85 kapsamında taksirle öldürme olarak değerlendirilebilir.
TCK m.85’e göre bir kişinin ölümüne taksirle neden olmanın cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Birden fazla kişinin ölümü veya bir kişinin ölümüyle birlikte başka kişilerin yaralanması hâlinde iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası uygulanabilir.
Taksirle Yaralama Suçu Şikâyete Bağlı mı?
TCK m.89/5’e göre taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır.
TCK m.73 uyarınca şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır.
Ancak TCK m.89/1’deki temel yaralama hâli hariç olmak üzere, suçun bilinçli taksirle işlenmesi durumunda şikâyet aranmaz. Başka bir ifadeyle ağırlaşmış yaralanma sonuçları veya birden fazla kişinin yaralanması bilinçli taksirle meydana gelmişse soruşturma kendiliğinden yürütülebilir.
Temel yaralama TCK m.89/1 kapsamında kalıyorsa bilinçli taksir bulunsa dahi kanundaki istisna nedeniyle şikâyet gerekir.
Şikâyet Nereye Yapılır?
Ceza Muhakemesi Kanunu m.158 kapsamında şikâyet;
- Cumhuriyet başsavcılığına,
- Polis merkezine,
- Jandarma karakoluna,
yapılabilir. Cumhuriyet savcılığı CMK m.160 kapsamında kazanın oluşumunu, kusuru ve yaralanmanın niteliğini araştırır.
Yaralamalı Trafik Kazasında Hangi Deliller Kullanılır?
Hukuka uygun şekilde elde edilen şu bilgiler delil olarak değerlendirilebilir:
- Trafik kazası tespit tutanağı,
- Hastane ve adli muayene raporları,
- Güvenlik ve araç kamerası görüntüleri,
- Tanık anlatımları,
- Alkol ve uyuşturucu ölçüm sonuçları,
- Araçların hasar fotoğrafları,
- Yol ve hava durumuna ilişkin kayıtlar,
- Fren ve çarpışma izleri,
- Bilirkişi kusur raporları,
- Araç takip ve takograf kayıtları,
- Telefon kullanımına ilişkin hukuka uygun kayıtlar.
İlk kaza tutanağındaki değerlendirme ceza mahkemesini tek başına bağlamaz. Bütün deliller birlikte incelenir.
Yaralamalı Trafik Kazasında Uzlaştırma Var mı?
TCK m.89’da düzenlenen taksirle yaralama suçu CMK m.253 kapsamında uzlaştırmaya tabidir.
Uzlaştırmanın sağlanması, kanundaki şartlar çerçevesinde ceza soruşturmasının veya davasının sona ermesini sağlayabilir. Uzlaştırma ile trafik sigortası veya tazminat sorumluluğu aynı süreç değildir.
Trafik Kazasında Tazminat ve Sigorta
Ceza sorumluluğu ile maddi ve manevi tazminat sorumluluğu birbirinden farklıdır. Sürücü hakkında ceza verilmemesi, her durumda tazminat sorumluluğunun bulunmadığı anlamına gelmez.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi kapsamında motorlu aracın işletilmesi nedeniyle meydana gelen zararlardan işletenin hukuki sorumluluğu doğabilir. Tıbbi giderler, geçici veya sürekli iş göremezlik, bakıcı giderleri ve manevi zararlar olayın şartlarına göre ayrıca talep konusu olabilir.
Zorunlu trafik sigortası kapsamında yapılacak ödemeler, sürücünün ceza sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Sürücü Belgesi Geri Alınabilir mi?
TCK m.53/6’ya göre trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde mahkeme, sürücü belgesinin üç aydan üç yıla kadar geri alınmasına karar verebilir.
Bu tedbir her yaralamalı trafik kazasında otomatik olarak uygulanmaz. Mahkeme, olayın niteliğine ve sürücünün kusuruna göre değerlendirme yapar.
Trafik kazasında bir kişinin yaralanmasına taksirle neden olmanın temel cezası üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Kemik kırığı, yaşam tehlikesi veya kalıcı organ zayıflaması gibi sonuçlarda ceza yarı oranında; organ kaybı, bitkisel hayat veya sürekli yüz değişikliği gibi daha ağır sonuçlarda bir kat artırılır.
Birden fazla kişinin yaralanması hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezası uygulanabilir. Kaza bilinçli taksirle meydana gelmişse belirlenen ceza ayrıca üçte birden yarısına kadar artırılır.
Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Cezai sorumluluk; sürücünün kusuru, kazayla yaralanma arasındaki nedensellik bağlantısı, adli sağlık raporu ve olayın basit ya da bilinçli taksir kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilerek belirlenir.