Kendini Savunurken Birini Yaralamak Suç mu? - TCK m.25

Bu makaleler, toplumsal faydayı gözeten bilimsel bir yaklaşım çerçevesinde hazırlanmış olup, ileride referans teşkil etmesi amacıyla kurumsal arşivimizi oluşturmak için yazılmaktadır. Avukat meslektaşlarımız kaynak göstermek şartıyla kullanabilirler.

Bir kişi kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıyı, o anda ve saldırıyla orantılı biçimde durdurmak için saldırganı yaralarsa meşru savunma hükümlerinden yararlanabilir. TCK m.25’teki bütün koşullar gerçekleşmişse yapılan yaralama hukuka uygun kabul edilir ve kişi hakkında ceza verilmez.

Ancak saldırı sona erdikten sonra karşı tarafa vurmak, intikam amacıyla hareket etmek veya saldırıyla açıkça orantısız güç kullanmak meşru savunma sayılmayabilir. Bu durumda kasten yaralama veya meydana gelen sonuca göre daha ağır bir suç gündeme gelebilir.

Meşru Savunma Nedir?

Türk Ceza Kanunu m.25/1 meşru savunmayı şu şartlarla düzenlemektedir:

  • Kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş haksız saldırı bulunması,
  • Saldırının gerçekleşiyor, gerçekleşmesinin veya tekrarının kesin olması,
  • Savunmanın saldırıyı o anda uzaklaştırmak amacıyla yapılması,
  • Savunmanın zorunlu olması,
  • Savunma ile saldırı arasında olayın koşullarına göre orantı bulunması.

Bu şartların tamamı gerçekleştiğinde yaralama fiili hukuka uygun kabul edilir. TCK m.25’in güncel metninde, bu şartlar altında işlenen fiiller nedeniyle faile ceza verilmeyeceği açıkça düzenlenmiştir. cdn.tbmm.gov.tr

Meşru Savunmanın Şartları Nelerdir?

Haksız bir saldırı bulunmalıdır

Meşru savunmadan söz edilebilmesi için hukuken korunmayan ve bir hakka yönelen haksız saldırı bulunmalıdır.

Saldırı;

  • Yaşam hakkına,
  • Vücut bütünlüğüne,
  • Cinsel dokunulmazlığa,
  • Özgürlüğe,
  • Konut dokunulmazlığına,
  • Mülkiyet hakkına,
  • Başka bir kişiye ait herhangi bir hakka

yönelmiş olabilir.

Saldırının mutlaka yumruk, bıçak veya silahla yapılması gerekmez. Ancak savunma amacıyla güç kullanılabilmesi için saldırının gerçek, ciddi ve haksız olması gerekir.

Saldırı devam ediyor olmalıdır

Meşru savunma, gerçekleşen veya gerçekleşmesi ya da tekrarı kesin olan saldırıya karşı yapılabilir.

Saldırı sona ermiş ve saldırgan uzaklaşmışsa peşinden giderek vurmak, kural olarak saldırıyı önlemeye değil intikam almaya yönelik kabul edilebilir. Bu durumda TCK m.25 yerine kasten yaralama ve koşulları varsa haksız tahrik hükümleri değerlendirilir.

Sadece gelecekte saldırıya uğrama ihtimali veya soyut bir korku, meşru savunma için yeterli değildir. Bununla birlikte saldırının başlamasını beklemek zorunlu değildir; gerçekleşmesi kesin ve yakın olan saldırıya karşı savunma yapılabilir.

Savunma zorunlu olmalıdır

Yapılan hareketin saldırıyı durdurmaya yönelik olması gerekir. Savunmanın amacı saldırganı cezalandırmak, intikam almak veya etkisiz hâle geldikten sonra zarar vermeye devam etmek olamaz.

Savunma, saldırıyı uzaklaştırmak için gerekli olan ölçüyle sınırlı kalmalıdır. Saldırgan etkisiz hâle getirildikten sonra vurmaya devam edilmesi, savunma sınırlarının aşılması sonucunu doğurabilir.

Savunma saldırıyla orantılı olmalıdır

Orantı, kullanılan araçların mutlaka aynı olması anlamına gelmez. Yumruğa yalnızca yumrukla, bıçağa yalnızca bıçakla karşılık verilmesi şeklinde kesin bir kural yoktur.

Orantı değerlendirilirken:

  • Saldırının şiddeti,
  • Kullanılan araç,
  • Tarafların fiziksel durumu,
  • Kişi sayısı,
  • Saldırının yöneldiği hak,
  • Olayın gerçekleştiği yer ve zaman,
  • Savunma sırasında mevcut koşullar,
  • Saldırının doğurabileceği tehlike

birlikte değerlendirilir.

Savunmanın saldırıya göre açıkça gereksiz ve aşırı olması durumunda tam meşru savunma hükümleri uygulanmayabilir.

İlk Yumruğu Karşı Taraf Attıysa Meşru Savunma Olur mu?

İlk haksız saldırının karşı taraftan gelmesi meşru savunma bakımından önemli bir delildir; ancak tek başına yeterli değildir.

Karşı tarafın ilk yumruğu atmasından sonra saldırı devam ederken onu durdurmak için zorunlu ve orantılı biçimde karşılık verilmesi meşru savunma sayılabilir. Buna karşılık saldırı bittikten sonra karşı tarafı yakalayıp dövmek veya etkisiz hâle gelmesine rağmen vurmaya devam etmek meşru savunma kapsamında olmayabilir.

Bu nedenle yalnızca “ilk o vurdu” açıklamasına değil, savunmanın ne zaman başladığına, ne kadar sürdüğüne ve hangi amaçla yapıldığına bakılır.

Karşılıklı Kavgada Meşru Savunma Olur mu?

Tarafların isteyerek karşılıklı kavgaya girmesi, meşru savunma değerlendirmesini güçleştirebilir. Her iki tarafın da gerçekleştirdiği hareketler ayrı ayrı incelenir.

Karşılıklı kavga sırasında:

  • Kavgayı kimin başlattığı,
  • Tarafların kavgaya gönüllü olarak katılıp katılmadığı,
  • Saldırının hangi aşamada ağırlaştığı,
  • Taraflardan birinin kavgadan çekilmeye çalışıp çalışmadığı,
  • Savunma görünümündeki hareketin saldırı amacı taşıyıp taşımadığı

araştırılır.

Kişinin daha önce kavgaya karışmış olması, sonradan ortaya çıkan yeni ve ağır bir saldırı karşısında meşru savunma ihtimalini her durumda ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan, yaralama hareketinin yapıldığı andaki koşullardır.

Başkasını Savunurken Birini Yaralamak Suç mu?

TCK m.25 yalnızca kişinin kendi hakkını savunmasını düzenlemez. Başkasına ait bir hakkı korumak için yapılan zorunlu ve orantılı müdahale de meşru savunma kapsamında olabilir.

Örneğin saldırıya uğrayan bir kişiyi korumak için saldırganı itmek, tutmak veya saldırıyı durduracak ölçüde müdahalede bulunmak meşru savunma sayılabilir.

Başkasını koruma gerekçesi, saldırgan etkisiz hâle geldikten sonra vurmaya devam etme hakkı vermez. Müdahalenin amacı saldırıyı durdurmak olmalıdır.

Evine Giren Birini Yaralamak Meşru Savunma mıdır?

Bir kişinin izinsiz olarak eve girmesi konut dokunulmazlığına yönelik haksız saldırı oluşturabilir. Ancak eve giren kişinin yaralanması her durumda otomatik olarak meşru savunma sayılmaz.

Değerlendirmede:

  • Eve girme eyleminin devam edip etmediği,
  • Kişinin evdekilere saldırıp saldırmadığı,
  • Saldırının ağırlığı,
  • Savunmanın gerekli olup olmadığı,
  • Kullanılan gücün saldırıyla orantısı

incelenir.

Eve giren ve saldırmaya devam eden kişiyi durdurmak amacıyla yapılan zorunlu müdahale meşru savunma olabilir. Kaçan veya etkisiz hâle gelen kişinin arkasından saldırılması ise meşru savunma şartlarını taşımayabilir.

Bıçaklı Saldırgana Karşı Silah Kullanmak Meşru Savunma mıdır?

Bıçaklı saldırıya karşı silah kullanılması otomatik olarak orantısız kabul edilmez. Saldırının ölüm veya ağır yaralanma tehlikesi oluşturması, savunma sırasında başka etkili bir imkânın bulunmaması ve silah kullanımının saldırıyı durdurma amacı taşıması hâlinde meşru savunma gündeme gelebilir.

Ancak saldırgan silahını bırakmış, kaçmaya başlamış veya başka şekilde etkisiz hâle gelmişse sonradan silah kullanılması meşru savunma kapsamında olmayabilir.

Ruhsatsız silahla meşru savunmada bulunulması durumunda yaralama fiili meşru savunma sayılabilse bile ruhsatsız silahı bulundurma veya taşıma nedeniyle 6136 sayılı Kanun kapsamındaki ayrı sorumluluk devam edebilir.

Kendini Savunurken Saldırgan Ölürse Ne Olur?

Meşru savunma yalnızca yaralama suçları bakımından uygulanmaz. Haksız saldırıyı zorunlu ve orantılı biçimde durdurmak amacıyla gerçekleştirilen savunma sonucunda saldırganın ölmesi durumunda da TCK m.25 değerlendirilebilir.

Ancak ölüm meydana gelmiş olması nedeniyle;

  • Saldırının ağırlığı,
  • Ölüm tehlikesinin bulunup bulunmadığı,
  • Kullanılan araç,
  • Savunmanın zorunluluğu,
  • Saldırgan etkisiz hâle geldikten sonra eyleme devam edilip edilmediği

özellikle incelenir.

Meşru savunmanın bütün koşulları oluşmuşsa ölüm sonucuna rağmen beraat kararı verilebilir. Şartlar oluşmamışsa kasten öldürme, yaralama sonucunda ölüme neden olma veya olayın özelliklerine göre başka hükümler uygulanabilir.

Meşru Savunmada Sınırın Aşılması Nedir?

Meşru savunma hakkı sınırsız değildir. Saldırıyı durdurmak için gerekenden açıkça daha fazla güç kullanılması, meşru savunmada sınırın aşılması olarak değerlendirilebilir.

Sınır kast olmadan aşılmışsa

TCK m.27/1’e göre ceza sorumluluğunu kaldıran bir nedende sınır kast olmaksızın aşılmış ve fiilin taksirli şekli de suç olarak düzenlenmişse taksirli suç için öngörülen cezada altıda birden üçte bire kadar indirim yapılır.

Bu hükmün uygulanabilmesi için sınırın bilerek ve isteyerek aşılmaması gerekir.

Sınır korku, heyecan veya telaşla aşılmışsa

TCK m.27/2’ye göre meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaştan kaynaklanmışsa kişiye ceza verilmez. cdn.tbmm.gov.tr

Bu durumda tam meşru savunmadan farklı olarak fiil hukuka uygun sayılmaz; ancak kişinin kusurluluğunu kaldıran koşullar nedeniyle CMK m.223/3-c kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilir. mevzuat.adalet.gov.tr

Meşru Savunma ile Haksız Tahrik Arasındaki Fark Nedir?

Meşru savunma ile haksız tahrik aynı değildir.

Meşru savunma Haksız tahrik
Devam eden veya gerçekleşmesi kesin saldırıya karşı yapılır. Haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle hareket edilir.
Şartları varsa fiil hukuka uygundur. Fiil suç olmaya devam eder.
Beraat kararı verilebilir. Yalnızca cezada indirim yapılır.
Savunmanın zorunlu ve orantılı olması gerekir. TCK m.29’a göre ceza dörtte birden dörtte üçe kadar indirilebilir.

Saldırı bittikten sonra öfkeyle karşı tarafa zarar verilmesi meşru savunma değil, koşulları bulunuyorsa haksız tahrik kapsamında değerlendirilebilir.

Saldırı Var Sanılarak Birinin Yaralanması

TCK m.30/3’e göre kişi, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan bir nedenin koşullarının gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse bu hatasından yararlanır.

Örneğin kişinin somut koşullar nedeniyle saldırıya uğrayacağını kaçınılmaz biçimde zannederek savunmada bulunması hâlinde hata hükümleri gündeme gelebilir. Ancak yalnızca soyut korku, kuruntu veya dikkatsiz değerlendirme her durumda bu hükmün uygulanmasını sağlamaz.

Meşru Savunma Varsa Mahkeme Hangi Kararı Verir?

Meşru savunma bir hukuka uygunluk nedenidir. Savunmanın bütün şartları oluşmuşsa CMK m.223/2-d gereğince beraat kararı verilir.

Kanuna göre yüklenen fiil sanık tarafından gerçekleştirilmiş olsa bile olayda hukuka uygunluk nedeni bulunması beraat sebebidir. mevzuat.adalet.gov.tr

Tam meşru savunma ile sınırın korku, heyecan veya telaş nedeniyle aşılması birbirinden farklıdır:

  • Tam meşru savunma: Beraat kararı,
  • TCK m.27/2 kapsamında sınırın mazur görülebilecek nedenle aşılması: Ceza verilmesine yer olmadığı kararı,
  • Koşulların oluşmaması: İlgili yaralama veya öldürme suçundan mahkûmiyet gündeme gelebilir.

Meşru Savunmayı Kim İspatlamalıdır?

Savcılık ve mahkeme olayın maddi gerçeğini araştırır. Meşru savunma iddiası yalnızca sanığın beyanına göre değil, dosyadaki bütün deliller üzerinden değerlendirilir.

Özellikle şu deliller önem taşıyabilir:

  • Kamera görüntüleri,
  • Tanık anlatımları,
  • Tarafların adli muayene raporları,
  • Savunan kişinin vücudundaki yaralar,
  • Olay yeri inceleme tutanakları,
  • Saldırıda kullanılan araçlar,
  • 112 ve kolluk çağrı kayıtları,
  • Tarafların mesajları ve tehditleri,
  • Olaydan hemen sonraki davranışlar,
  • Silah, bıçak veya diğer eşyalara ilişkin incelemeler.

CMK m.217 uyarınca mahkeme, kararını duruşmada tartışılmış ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayandırır.

Savunma Sonrasında Ne Yapılmalıdır?

Savunmada bulunan kişinin saldırı sona erdikten sonra eylemine devam etmemesi gerekir. Olay sonrasında:

  • Kolluğa ve gerekiyorsa 112’ye haber verilmesi,
  • Yaralı kişiler için yardım çağrılması,
  • Olay yerindeki delillere müdahale edilmemesi,
  • Savunan kişinin de yaraları varsa adli muayene raporu alınması,
  • Kamera görüntülerinin ve tanık bilgilerinin korunması,
  • Olayın gerçekleşme sırasının eksiksiz anlatılması

meşru savunma iddiasının değerlendirilmesi açısından önem taşıyabilir.

Yaralıya yardım çağrılması tek başına hukuki nitelendirmeyi belirlemez; ancak olayın bütün koşullarıyla birlikte değerlendirilir.

Meşru Savunmada Tazminat Ödenir mi?

Türk Borçlar Kanunu m.64’e göre haklı savunmada bulunan kişi, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.

Ancak savunmanın sınırları aşılmışsa veya saldırıyla ilgisi olmayan üçüncü bir kişiye zarar verilmişse tazminat sorumluluğu ayrıca değerlendirilebilir. Ceza sorumluluğuyla hukuki tazminat sorumluluğu her durumda aynı sonuca bağlanmayabilir.

Sonuç

Kendini veya başkasını savunurken birini yaralamak, TCK m.25’teki meşru savunma şartlarının tamamı bulunuyorsa suç oluşturmaz ve CMK m.223/2-d uyarınca beraat kararı verilir.

Meşru savunma için haksız ve güncel bir saldırı bulunmalı; yapılan müdahale saldırıyı o anda durdurmak için zorunlu ve orantılı olmalıdır. Saldırı sona erdikten sonra intikam amacıyla vurmak veya etkisiz hâle gelen kişiye zarar vermeye devam etmek meşru savunma kapsamında değildir.

Savunma sınırı mazur görülebilecek korku, heyecan veya telaş nedeniyle aşılmışsa TCK m.27/2 uyarınca ceza verilmeyebilir. Şartlar oluşmamışsa meydana gelen sonuca göre kasten yaralama, silahla yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama veya öldürme hükümleri uygulanabilir.

Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın hukuki değerlendirmesi yerine geçmez.

Kendini Savunurken Birini Yaralamak Suç mu? - TCK m.25 ile ilgili diğer konular

İlgili 3 konu daha bulundu.

Bıçak, Sopa veya Silahla Yaralamanın Cezası Nedir? — TCK m.86/3-e, 87

Bıçak, Sopa veya Silahla Yaralamanın Cezası Nedir?

Bıçak, sopa, tabanca veya saldırıda kullanılmaya elverişli başka bir eşya ile bir kişinin kasten yaralanması, TCK m.86/3-e kapsamında silahla kasten yaralama sayılır. Bu durumda kasten yaralama için belirlenen ceza yarı oranında artırılır.

Yaralanma kemik kırığına, hayati tehlikeye, organ işlevinin zayıflamasına veya başka ağır sonuçlara neden olmuşsa TCK m.87 uyarınca ayrıca daha ağır ceza uygulanır.

Bıçak ve Sopa Kanunen Silah Sayılır mı?

Evet. Türk Ceza Kanunu’ndaki “silah” kavramı yalnızca tabanca ve tüfek gibi ateşli silahları kapsamaz.

TCK m.6/1-f kapsamında silah sayılabilecek araçlar şunlardır:

  • Ateşli silahlar,
  • Patlayıcı maddeler,
  • Kesici, delici veya bereleyici aletler,
  • Saldırı amacıyla üretilmemiş olsa bile saldırıda kullanılmaya elverişli eşyalar,
  • Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu veya zehirleyici maddeler,
  • Sürekli hastalığa neden olabilecek kimyasal, biyolojik, nükleer veya radyoaktif maddeler.

Bu nedenle bıçak doğrudan kesici veya delici alet olarak silah kapsamındadır. Sopa ise normal kullanım amacı saldırı olmasa bile bir kişiye vurmak için kullanıldığında TCK bakımından silah sayılabilir.

Taş, şişe, demir çubuk, tornavida, çekiç, sandalye, kemer tokası veya benzeri bir eşya da somut olayda saldırıda kullanılmaya elverişliyse silah olarak değerlendirilebilir.

Silahla Kasten Yaralamanın Cezası Nedir?

TCK m.86/1’e göre kasten yaralama suçunun temel cezası 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapistir. Yaralamanın silahla işlenmesi hâlinde TCK m.86/3-e gereğince bu ceza yarı oranında artırılır.

Bu durumda basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikteki silahla yaralamanın cezası, yalnızca bu hükümler uygulandığında:

2 yıl 3 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezasıdır.

Kasten yaralama suçunun alt sınırı, 4 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile bir yıldan bir yıl altı aya yükseltilmiştir. cdn.tbmm.gov.tr

Mahkeme önce TCK m.61’e göre temel cezayı belirler, ardından silah kullanılması nedeniyle bu cezayı yarı oranında artırır. Haksız tahrik, teşebbüs, yaş küçüklüğü ve takdiri indirim gibi hükümler bulunuyorsa bunlar ayrıca değerlendirilir.

Basit Yaralama ve Hafif Darp Davası Nasıl Sonuçlanır? — TCK m.86/2

Basit Yaralama ve Hafif Darp Davası Nasıl Sonuçlanır?

Halk arasında “hafif darp” olarak adlandırılan fiil, Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç adı değildir. Yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması durumunda TCK m.86/2 kapsamında basit kasten yaralama suçu gündeme gelir.

Basit yaralama davası; şikâyet bulunmaması, şikâyetten vazgeçilmesi, uzlaşma, beraat, adli para cezası veya hapis cezası gibi farklı şekillerde sonuçlanabilir. Sonuç; adli rapora, delillere, mağdurun kim olduğuna ve suçun silahla ya da yakın akrabaya karşı işlenip işlenmediğine göre değişir.

Basit Yaralama Suçunun Cezası Nedir?

Güncel Türk Ceza Kanunu m.86/2 uyarınca basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif yaralamanın cezası:

6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde hapis cezasının alt sınırı 9 aydan az olamaz. Bu cezalar 4 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle artırılmıştır.

Mahkeme, hapis cezası ile adli para cezasından birini seçer. Adli para cezasının toplam tutarı; belirlenen gün sayısı ve TCK m.52 kapsamında kişinin ekonomik durumu dikkate alınarak tespit edilen günlük miktar üzerinden hesaplanır.

Basit Tıbbi Müdahaleyle Giderilebilir Yaralama Nedir?

Bir yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığına olayın tarafları değil, tıbbi bulgular doğrultusunda düzenlenen adli rapor üzerinden karar verilir.

Kavgada Kemik Kırılmasının Cezaya Etkisi Nedir? — TCK m.87

Kavgada Kemik Kırılmasının Cezaya Etkisi Nedir?

Kavga sırasında mağdurun kemiğinin kırılması veya çıkması, kasten yaralama suçunun cezasını artıran bir sonuçtur. Ancak “kemik kırıldı, ceza kesin olarak şu kadardır” şeklinde tek bir ceza miktarı bulunmaz. Öncelikle TCK m.86’ya göre temel ceza belirlenir; ardından kırığın kişinin hayat fonksiyonları üzerindeki etkisine göre TCK m.87/3 uyarınca bu ceza yarısına kadar artırılır.

Kemik Kırılması Hangi Suçu Oluşturur?

Bir kişinin başkasına bilerek vurması, tekmelemesi, itmesi veya başka şekilde zarar vermesi sonucunda kemik kırığı meydana gelirse temel suç kasten yaralamadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1. maddesine göre başkasının vücuduna acı veren, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Kemik kırığı veya çıkığı meydana gelmesi durumunda ise TCK m.87/3 uygulanır. Bu düzenlemeye göre TCK m.86 üzerinden belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonları üzerindeki etkisine göre yarısına kadar artırılır.

Kasten yaralama suçunun cezaları, 4 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile artırılmıştır. Güncel alt sınırlar 7550 sayılı Kanun’un 9 ve 10. maddelerinde düzenlenmiştir.

Kemik Kırılmasının Cezası Kaç Yıldır?

Kemik kırılması için bağımsız ve sabit bir ceza aralığı bulunmaz. Ceza iki aşamalı şekilde belirlenir:

Yaralamanın temel cezası TCK m.86’ya göre belirlenir.
Belirlenen ceza, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre TCK m.87/3 uyarınca yarısına kadar artırılır.

Örneğin mahkeme temel cezayı 2 yıl olarak belirlerse:

  • Dörtte bir artırım uygulanması hâlinde ceza 2 yıl 6 ay,
  • Yarı oranında artırım uygulanması hâlinde ceza 3 yıl

olabilir. Bu örnek yalnızca artırımın nasıl hesaplandığını göstermektedir. Gerçek ceza; kırığın niteliği, olayın işleniş biçimi, kullanılan araç, tarafların davranışları ve diğer artırma veya indirme nedenlerine göre değişir.

Her Kemik Kırığında Aynı Artırım mı Uygulanır?

Hayır. TCK m.87/3, artırım oranının belirlenmesinde kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisinin dikkate alınmasını emretmektedir.

Bu nedenle;

İçerik Yayınlanma Tarihi: Cum, 10/16/2026 - 01:03