Haksız Tahrik

Bu makaleler, toplumsal faydayı gözeten bilimsel bir yaklaşım çerçevesinde hazırlanmış olup, ileride referans teşkil etmesi amacıyla kurumsal arşivimizi oluşturmak için yazılmaktadır. Avukat meslektaşlarımız kaynak göstermek şartıyla kullanabilirler.

Toplam 4 konu bulundu

Kendini Savunurken Birini Yaralamak Suç mu? - TCK m.25

Bir kişi kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıyı, o anda ve saldırıyla orantılı biçimde durdurmak için saldırganı yaralarsa meşru savunma hükümlerinden yararlanabilir. TCK m.25’teki bütün koşullar gerçekleşmişse yapılan yaralama hukuka uygun kabul edilir ve kişi hakkında ceza verilmez.

Ancak saldırı sona erdikten sonra karşı tarafa vurmak, intikam amacıyla hareket etmek veya saldırıyla açıkça orantısız güç kullanmak meşru savunma sayılmayabilir. Bu durumda kasten yaralama veya meydana gelen sonuca göre daha ağır bir suç gündeme gelebilir.

Meşru Savunma Nedir?

Türk Ceza Kanunu m.25/1 meşru savunmayı şu şartlarla düzenlemektedir:

  • Kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş haksız saldırı bulunması,
  • Saldırının gerçekleşiyor, gerçekleşmesinin veya tekrarının kesin olması,
  • Savunmanın saldırıyı o anda uzaklaştırmak amacıyla yapılması,
  • Savunmanın zorunlu olması,
  • Savunma ile saldırı arasında olayın koşullarına göre orantı bulunması.

Bu şartların tamamı gerçekleştiğinde yaralama fiili hukuka uygun kabul edilir. TCK m.25’in güncel metninde, bu şartlar altında işlenen fiiller nedeniyle faile ceza verilmeyeceği açıkça düzenlenmiştir. cdn.tbmm.gov.tr

Meşru Savunmanın Şartları Nelerdir?

Haksız bir saldırı bulunmalıdır

Meşru savunmadan söz edilebilmesi için hukuken korunmayan ve bir hakka yönelen haksız saldırı bulunmalıdır.

Saldırı;

  • Yaşam hakkına,
  • Vücut bütünlüğüne,
  • Cinsel dokunulmazlığa,
  • Özgürlüğe,
  • Konut dokunulmazlığına,
  • Mülkiyet hakkına,
  • Başka bir kişiye ait herhangi bir hakka

yönelmiş olabilir.

Saldırının mutlaka yumruk, bıçak veya silahla yapılması gerekmez. Ancak savunma amacıyla güç kullanılabilmesi için saldırının gerçek, ciddi ve haksız olması gerekir.

Saldırı devam ediyor olmalıdır

Meşru savunma, gerçekleşen veya gerçekleşmesi ya da tekrarı kesin olan saldırıya karşı yapılabilir.

Saldırı sona ermiş ve saldırgan uzaklaşmışsa peşinden giderek vurmak, kural olarak saldırıyı önlemeye değil intikam almaya yönelik kabul edilebilir. Bu durumda TCK m.25 yerine kasten yaralama ve koşulları varsa haksız tahrik hükümleri değerlendirilir.

Sadece gelecekte saldırıya uğrama ihtimali veya soyut bir korku, meşru savunma için yeterli değildir. Bununla birlikte saldırının başlamasını beklemek zorunlu değildir; gerçekleşmesi kesin ve yakın olan saldırıya karşı savunma yapılabilir.

Savunma zorunlu olmalıdır

Yapılan hareketin saldırıyı durdurmaya yönelik olması gerekir. Savunmanın amacı saldırganı cezalandırmak, intikam almak veya etkisiz hâle geldikten sonra zarar vermeye devam etmek olamaz.

Savunma, saldırıyı uzaklaştırmak için gerekli olan ölçüyle sınırlı kalmalıdır. Saldırgan etkisiz hâle getirildikten sonra vurmaya devam edilmesi, savunma sınırlarının aşılması sonucunu doğurabilir.

Savunma saldırıyla orantılı olmalıdır

Orantı, kullanılan araçların mutlaka aynı olması anlamına gelmez. Yumruğa yalnızca yumrukla, bıçağa yalnızca bıçakla karşılık verilmesi şeklinde kesin bir kural yoktur.

Orantı değerlendirilirken:

  • Saldırının şiddeti,
  • Kullanılan araç,
  • Tarafların fiziksel durumu,
  • Kişi sayısı,
  • Saldırının yöneldiği hak,
  • Olayın gerçekleştiği yer ve zaman,
  • Savunma sırasında mevcut koşullar,
  • Saldırının doğurabileceği tehlike

birlikte değerlendirilir.

Savunmanın saldırıya göre açıkça gereksiz ve aşırı olması durumunda tam meşru savunma hükümleri uygulanmayabilir.

İlk Yumruğu Karşı Taraf Attıysa Meşru Savunma Olur mu?

İlk haksız saldırının karşı taraftan gelmesi meşru savunma bakımından önemli bir delildir; ancak tek başına yeterli değildir.

Karşı tarafın ilk yumruğu atmasından sonra saldırı devam ederken onu durdurmak için zorunlu ve orantılı biçimde karşılık verilmesi meşru savunma sayılabilir. Buna karşılık saldırı bittikten sonra karşı tarafı yakalayıp dövmek veya etkisiz hâle gelmesine rağmen vurmaya devam etmek meşru savunma kapsamında olmayabilir.

Bu nedenle yalnızca “ilk o vurdu” açıklamasına değil, savunmanın ne zaman başladığına, ne kadar sürdüğüne ve hangi amaçla yapıldığına bakılır.

Karşılıklı Kavgada Meşru Savunma Olur mu?

Tarafların isteyerek karşılıklı kavgaya girmesi, meşru savunma değerlendirmesini güçleştirebilir. Her iki tarafın da gerçekleştirdiği hareketler ayrı ayrı incelenir.

Karşılıklı kavga sırasında:

  • Kavgayı kimin başlattığı,
  • Tarafların kavgaya gönüllü olarak katılıp katılmadığı,
  • Saldırının hangi aşamada ağırlaştığı,
  • Taraflardan birinin kavgadan çekilmeye çalışıp çalışmadığı,
  • Savunma görünümündeki hareketin saldırı amacı taşıyıp taşımadığı

araştırılır.

Kişinin daha önce kavgaya karışmış olması, sonradan ortaya çıkan yeni ve ağır bir saldırı karşısında meşru savunma ihtimalini her durumda ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan, yaralama hareketinin yapıldığı andaki koşullardır.

Başkasını Savunurken Birini Yaralamak Suç mu?

TCK m.25 yalnızca kişinin kendi hakkını savunmasını düzenlemez. Başkasına ait bir hakkı korumak için yapılan zorunlu ve orantılı müdahale de meşru savunma kapsamında olabilir.

Örneğin saldırıya uğrayan bir kişiyi korumak için saldırganı itmek, tutmak veya saldırıyı durduracak ölçüde müdahalede bulunmak meşru savunma sayılabilir.

Başkasını koruma gerekçesi, saldırgan etkisiz hâle geldikten sonra vurmaya devam etme hakkı vermez. Müdahalenin amacı saldırıyı durdurmak olmalıdır.

Evine Giren Birini Yaralamak Meşru Savunma mıdır?

Bir kişinin izinsiz olarak eve girmesi konut dokunulmazlığına yönelik haksız saldırı oluşturabilir. Ancak eve giren kişinin yaralanması her durumda otomatik olarak meşru savunma sayılmaz.

Değerlendirmede:

  • Eve girme eyleminin devam edip etmediği,
  • Kişinin evdekilere saldırıp saldırmadığı,
  • Saldırının ağırlığı,
  • Savunmanın gerekli olup olmadığı,
  • Kullanılan gücün saldırıyla orantısı

incelenir.

Eve giren ve saldırmaya devam eden kişiyi durdurmak amacıyla yapılan zorunlu müdahale meşru savunma olabilir. Kaçan veya etkisiz hâle gelen kişinin arkasından saldırılması ise meşru savunma şartlarını taşımayabilir.

Bıçaklı Saldırgana Karşı Silah Kullanmak Meşru Savunma mıdır?

Bıçaklı saldırıya karşı silah kullanılması otomatik olarak orantısız kabul edilmez. Saldırının ölüm veya ağır yaralanma tehlikesi oluşturması, savunma sırasında başka etkili bir imkânın bulunmaması ve silah kullanımının saldırıyı durdurma amacı taşıması hâlinde meşru savunma gündeme gelebilir.

Ancak saldırgan silahını bırakmış, kaçmaya başlamış veya başka şekilde etkisiz hâle gelmişse sonradan silah kullanılması meşru savunma kapsamında olmayabilir.

Ruhsatsız silahla meşru savunmada bulunulması durumunda yaralama fiili meşru savunma sayılabilse bile ruhsatsız silahı bulundurma veya taşıma nedeniyle 6136 sayılı Kanun kapsamındaki ayrı sorumluluk devam edebilir.

Kendini Savunurken Saldırgan Ölürse Ne Olur?

Meşru savunma yalnızca yaralama suçları bakımından uygulanmaz. Haksız saldırıyı zorunlu ve orantılı biçimde durdurmak amacıyla gerçekleştirilen savunma sonucunda saldırganın ölmesi durumunda da TCK m.25 değerlendirilebilir.

Ancak ölüm meydana gelmiş olması nedeniyle;

  • Saldırının ağırlığı,
  • Ölüm tehlikesinin bulunup bulunmadığı,
  • Kullanılan araç,
  • Savunmanın zorunluluğu,
  • Saldırgan etkisiz hâle geldikten sonra eyleme devam edilip edilmediği

özellikle incelenir.

Meşru savunmanın bütün koşulları oluşmuşsa ölüm sonucuna rağmen beraat kararı verilebilir. Şartlar oluşmamışsa kasten öldürme, yaralama sonucunda ölüme neden olma veya olayın özelliklerine göre başka hükümler uygulanabilir.

Meşru Savunmada Sınırın Aşılması Nedir?

Meşru savunma hakkı sınırsız değildir. Saldırıyı durdurmak için gerekenden açıkça daha fazla güç kullanılması, meşru savunmada sınırın aşılması olarak değerlendirilebilir.

Sınır kast olmadan aşılmışsa

TCK m.27/1’e göre ceza sorumluluğunu kaldıran bir nedende sınır kast olmaksızın aşılmış ve fiilin taksirli şekli de suç olarak düzenlenmişse taksirli suç için öngörülen cezada altıda birden üçte bire kadar indirim yapılır.

Bu hükmün uygulanabilmesi için sınırın bilerek ve isteyerek aşılmaması gerekir.

Sınır korku, heyecan veya telaşla aşılmışsa

TCK m.27/2’ye göre meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaştan kaynaklanmışsa kişiye ceza verilmez. cdn.tbmm.gov.tr

Bu durumda tam meşru savunmadan farklı olarak fiil hukuka uygun sayılmaz; ancak kişinin kusurluluğunu kaldıran koşullar nedeniyle CMK m.223/3-c kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilir. mevzuat.adalet.gov.tr

Meşru Savunma ile Haksız Tahrik Arasındaki Fark Nedir?

Meşru savunma ile haksız tahrik aynı değildir.

Meşru savunma Haksız tahrik
Devam eden veya gerçekleşmesi kesin saldırıya karşı yapılır. Haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle hareket edilir.
Şartları varsa fiil hukuka uygundur. Fiil suç olmaya devam eder.
Beraat kararı verilebilir. Yalnızca cezada indirim yapılır.
Savunmanın zorunlu ve orantılı olması gerekir. TCK m.29’a göre ceza dörtte birden dörtte üçe kadar indirilebilir.

Saldırı bittikten sonra öfkeyle karşı tarafa zarar verilmesi meşru savunma değil, koşulları bulunuyorsa haksız tahrik kapsamında değerlendirilebilir.

Saldırı Var Sanılarak Birinin Yaralanması

TCK m.30/3’e göre kişi, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan bir nedenin koşullarının gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse bu hatasından yararlanır.

Örneğin kişinin somut koşullar nedeniyle saldırıya uğrayacağını kaçınılmaz biçimde zannederek savunmada bulunması hâlinde hata hükümleri gündeme gelebilir. Ancak yalnızca soyut korku, kuruntu veya dikkatsiz değerlendirme her durumda bu hükmün uygulanmasını sağlamaz.

Meşru Savunma Varsa Mahkeme Hangi Kararı Verir?

Meşru savunma bir hukuka uygunluk nedenidir. Savunmanın bütün şartları oluşmuşsa CMK m.223/2-d gereğince beraat kararı verilir.

Kanuna göre yüklenen fiil sanık tarafından gerçekleştirilmiş olsa bile olayda hukuka uygunluk nedeni bulunması beraat sebebidir. mevzuat.adalet.gov.tr

Tam meşru savunma ile sınırın korku, heyecan veya telaş nedeniyle aşılması birbirinden farklıdır:

  • Tam meşru savunma: Beraat kararı,
  • TCK m.27/2 kapsamında sınırın mazur görülebilecek nedenle aşılması: Ceza verilmesine yer olmadığı kararı,
  • Koşulların oluşmaması: İlgili yaralama veya öldürme suçundan mahkûmiyet gündeme gelebilir.

Meşru Savunmayı Kim İspatlamalıdır?

Savcılık ve mahkeme olayın maddi gerçeğini araştırır. Meşru savunma iddiası yalnızca sanığın beyanına göre değil, dosyadaki bütün deliller üzerinden değerlendirilir.

Özellikle şu deliller önem taşıyabilir:

  • Kamera görüntüleri,
  • Tanık anlatımları,
  • Tarafların adli muayene raporları,
  • Savunan kişinin vücudundaki yaralar,
  • Olay yeri inceleme tutanakları,
  • Saldırıda kullanılan araçlar,
  • 112 ve kolluk çağrı kayıtları,
  • Tarafların mesajları ve tehditleri,
  • Olaydan hemen sonraki davranışlar,
  • Silah, bıçak veya diğer eşyalara ilişkin incelemeler.

CMK m.217 uyarınca mahkeme, kararını duruşmada tartışılmış ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayandırır.

Savunma Sonrasında Ne Yapılmalıdır?

Savunmada bulunan kişinin saldırı sona erdikten sonra eylemine devam etmemesi gerekir. Olay sonrasında:

  • Kolluğa ve gerekiyorsa 112’ye haber verilmesi,
  • Yaralı kişiler için yardım çağrılması,
  • Olay yerindeki delillere müdahale edilmemesi,
  • Savunan kişinin de yaraları varsa adli muayene raporu alınması,
  • Kamera görüntülerinin ve tanık bilgilerinin korunması,
  • Olayın gerçekleşme sırasının eksiksiz anlatılması

meşru savunma iddiasının değerlendirilmesi açısından önem taşıyabilir.

Yaralıya yardım çağrılması tek başına hukuki nitelendirmeyi belirlemez; ancak olayın bütün koşullarıyla birlikte değerlendirilir.

Meşru Savunmada Tazminat Ödenir mi?

Türk Borçlar Kanunu m.64’e göre haklı savunmada bulunan kişi, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.

Ancak savunmanın sınırları aşılmışsa veya saldırıyla ilgisi olmayan üçüncü bir kişiye zarar verilmişse tazminat sorumluluğu ayrıca değerlendirilebilir. Ceza sorumluluğuyla hukuki tazminat sorumluluğu her durumda aynı sonuca bağlanmayabilir.

Sonuç

Kendini veya başkasını savunurken birini yaralamak, TCK m.25’teki meşru savunma şartlarının tamamı bulunuyorsa suç oluşturmaz ve CMK m.223/2-d uyarınca beraat kararı verilir.

Meşru savunma için haksız ve güncel bir saldırı bulunmalı; yapılan müdahale saldırıyı o anda durdurmak için zorunlu ve orantılı olmalıdır. Saldırı sona erdikten sonra intikam amacıyla vurmak veya etkisiz hâle gelen kişiye zarar vermeye devam etmek meşru savunma kapsamında değildir.

Savunma sınırı mazur görülebilecek korku, heyecan veya telaş nedeniyle aşılmışsa TCK m.27/2 uyarınca ceza verilmeyebilir. Şartlar oluşmamışsa meydana gelen sonuca göre kasten yaralama, silahla yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama veya öldürme hükümleri uygulanabilir.

Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın hukuki değerlendirmesi yerine geçmez.

Bıçak, Sopa veya Silahla Yaralamanın Cezası Nedir? — TCK m.86/3-e, 87

Bıçak, Sopa veya Silahla Yaralamanın Cezası Nedir?

Bıçak, sopa, tabanca veya saldırıda kullanılmaya elverişli başka bir eşya ile bir kişinin kasten yaralanması, TCK m.86/3-e kapsamında silahla kasten yaralama sayılır. Bu durumda kasten yaralama için belirlenen ceza yarı oranında artırılır.

Yaralanma kemik kırığına, hayati tehlikeye, organ işlevinin zayıflamasına veya başka ağır sonuçlara neden olmuşsa TCK m.87 uyarınca ayrıca daha ağır ceza uygulanır.

Bıçak ve Sopa Kanunen Silah Sayılır mı?

Evet. Türk Ceza Kanunu’ndaki “silah” kavramı yalnızca tabanca ve tüfek gibi ateşli silahları kapsamaz.

TCK m.6/1-f kapsamında silah sayılabilecek araçlar şunlardır:

  • Ateşli silahlar,
  • Patlayıcı maddeler,
  • Kesici, delici veya bereleyici aletler,
  • Saldırı amacıyla üretilmemiş olsa bile saldırıda kullanılmaya elverişli eşyalar,
  • Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu veya zehirleyici maddeler,
  • Sürekli hastalığa neden olabilecek kimyasal, biyolojik, nükleer veya radyoaktif maddeler.

Bu nedenle bıçak doğrudan kesici veya delici alet olarak silah kapsamındadır. Sopa ise normal kullanım amacı saldırı olmasa bile bir kişiye vurmak için kullanıldığında TCK bakımından silah sayılabilir.

Taş, şişe, demir çubuk, tornavida, çekiç, sandalye, kemer tokası veya benzeri bir eşya da somut olayda saldırıda kullanılmaya elverişliyse silah olarak değerlendirilebilir.

Silahla Kasten Yaralamanın Cezası Nedir?

TCK m.86/1’e göre kasten yaralama suçunun temel cezası 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapistir. Yaralamanın silahla işlenmesi hâlinde TCK m.86/3-e gereğince bu ceza yarı oranında artırılır.

Bu durumda basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikteki silahla yaralamanın cezası, yalnızca bu hükümler uygulandığında:

2 yıl 3 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezasıdır.

Kasten yaralama suçunun alt sınırı, 4 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile bir yıldan bir yıl altı aya yükseltilmiştir. cdn.tbmm.gov.tr

Mahkeme önce TCK m.61’e göre temel cezayı belirler, ardından silah kullanılması nedeniyle bu cezayı yarı oranında artırır. Haksız tahrik, teşebbüs, yaş küçüklüğü ve takdiri indirim gibi hükümler bulunuyorsa bunlar ayrıca değerlendirilir.

Hafif Yaralama Silahla Yapılırsa Ceza Ne Olur?

Yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde TCK m.86/2 uygulanır. Bu suçun temel cezası:

6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Fiil bıçak, sopa veya başka bir silahla gerçekleştirilmişse TCK m.86/3-e uyarınca seçilen ceza yarı oranında artırılır. Hapis cezasının seçilmesi durumunda ceza 9 aydan 2 yıl 3 aya kadar olabilir.

Silah kullanıldığı için olay yalnızca “hafif darp” olarak değerlendirilip şikâyetten vazgeçmeyle kapatılamaz. TCK m.86/3 kapsamındaki silahla yaralama resen soruşturulur.

Silahla Yaralama Şikâyete Bağlı mı?

Hayır. TCK m.86/3-e kapsamında silahla kasten yaralama suçu şikâyete bağlı değildir.

Bu nedenle:

  • Mağdur şikâyetçi olmasa,
  • Sonradan şikâyetini geri alsa,
  • Taraflar kendi aralarında anlaşsa

savcılık soruşturmaya ve kamu davasına devam edebilir. Şikâyetten vazgeçme davayı kendiliğinden düşürmez.

Olay Cumhuriyet başsavcılığına, polis merkezine veya jandarma karakoluna bildirilebilir. Savcılık suçu başka şekilde öğrendiğinde de CMK m.160 uyarınca soruşturma başlatabilir.

Silahla Yaralama Uzlaştırmaya Tabi mi?

Hayır. CMK m.253 kapsamında TCK m.86/3’teki nitelikli yaralama hâlleri uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır.

Bu nedenle bıçak, sopa veya başka bir silahla yaralama suçunda dosya uzlaştırmacıya gönderilmez. Tarafların zarar konusunda anlaşması ceza davasını sona erdirmez.

Mağdurun zararının giderilmesi, kanunda öngörülen koşulların bulunması durumunda sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından değerlendirilebilir; ancak otomatik olarak cezasızlık sağlamaz.

Bıçakla Yaralamada Kemik Kırılırsa Ceza Ne Olur?

TCK m.87/3’e göre kasten yaralama sonucunda mağdurun kemiği kırılmış veya çıkmışsa, TCK m.86’ya göre belirlenen ceza kırığın ya da çıkığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre yarısına kadar artırılır.

Bıçak veya sopa kullanılmışsa ceza belirlenirken:

  1. Önce kasten yaralama için temel ceza belirlenir.
  2. TCK m.86/3-e gereğince silah nedeniyle yarı oranında artırım yapılır.
  3. TCK m.87/3 gereğince kemik kırığı veya çıkığı nedeniyle yarısına kadar ek artırım uygulanır.

Artırım oranı, kırığın kişinin hayat fonksiyonlarına etkisini belirleyen adli rapora göre tespit edilir. Her kemik kırığında aynı oranda artırım uygulanmaz.

Hayati Tehlikeye Neden Olan Silahla Yaralamanın Cezası

TCK m.87/1’e göre yaralama fiilinin mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olması hâlinde belirlenen ceza bir kat artırılır.

Silahla yaralamada TCK m.86/3 uygulandığı için, yaralanmanın hayati tehlike doğurması durumunda verilecek ceza 6 yıldan az olamaz.

Aynı hüküm yaralamanın;

  • Duyu veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
  • Konuşmada sürekli zorluğa,
  • Yüzde sabit ize,
  • Gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına

neden olması durumunda da uygulanır. Güncel alt sınırlar TCK m.87’de 7550 sayılı Kanun ile yükseltilmiştir. cdn.tbmm.gov.tr

Organ Kaybına Neden Olan Silahla Yaralamanın Cezası

TCK m.87/2 daha ağır ve kalıcı sonuçları düzenlemektedir. Yaralama sonucunda mağdurun;

  • İyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesi,
  • Duyu ya da organlarından birinin işlevini kaybetmesi,
  • Konuşma yeteneğini kaybetmesi,
  • Çocuk yapma yeteneğini kaybetmesi,
  • Yüzünün sürekli değişmesi,
  • Gebe kadının çocuğunun düşmesi

hâlinde TCK m.86’ya göre belirlenen ceza iki kat artırılır.

Fiil silahla işlendiğinde TCK m.86/3 kapsamına girdiği için verilecek ceza 9 yıldan az olamaz.

Silahla Yaralama Sonucunda Ölüm Meydana Gelirse

Failin kastı yaralamaya yönelik olduğu hâlde mağdur yaralama sonucunda ölmüşse TCK m.87/4 uygulanabilir.

Silahla yaralama TCK m.86/3 kapsamında bulunduğundan, yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesi hâlinde ceza:

14 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasıdır.

Bu hükmün uygulanabilmesi için failin kastının yaralamaya yönelik olması ve ölüm sonucu bakımından TCK m.23 gereğince en azından taksirinin bulunması gerekir.

Failin kastı başlangıçtan itibaren öldürmeye yönelikse fiil, TCK m.87/4 kapsamında yaralama sonucu ölüm değil; sonuca göre TCK m.81 kapsamında kasten öldürme veya TCK m.35 ile birlikte öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilir.

Her Bıçaklama Olayı Yaralama Suçu mudur?

Hayır. Kullanılan aracın bıçak olması tek başına suçun kesin olarak kasten yaralama sayılmasını sağlamaz. Failin kastı belirlenmelidir.

Fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmişse TCK m.86 ve meydana gelen sonuca göre m.87 uygulanabilir. Öldürme kastıyla hareket edilmiş fakat mağdur hayatta kalmışsa öldürmeye teşebbüs gündeme gelebilir.

Hiç kimse yaralanmamışsa olayın niteliğine göre:

  • Kasten yaralamaya teşebbüs,
  • Tehdit,
  • Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması,
  • 6136 sayılı Kanun’a aykırılık

gibi farklı suçlar değerlendirilebilir.

Ruhsatsız Tabancayla Yaralamanın Cezası

Ruhsatsız tabancayla bir kişinin yaralanması durumunda TCK m.86/3-e kapsamında silahla yaralama suçu oluşabilir. Bunun yanında ruhsatsız silahın satın alınması, taşınması veya bulundurulması nedeniyle 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında ayrı bir suç da gündeme gelebilir.

Silahın ruhsatlı olması, yaralama fiilini hukuka uygun hâle getirmez. Ruhsat yalnızca silahın bulundurulması veya taşınmasıyla ilgilidir; silahın suçta kullanılması nedeniyle TCK m.86/3-e yine uygulanır.

Her bıçak veya kesici alet bakımından ayrıca 6136 sayılı Kanun’a aykırılık oluşmaz. Aletin türü, taşınma amacı ve kanunda yasaklanan niteliklere sahip olup olmadığı ayrıca incelenir.

Sopayla Bir Kez Vurmak Silahla Yaralama Sayılır mı?

Sopa saldırıda kullanılmaya elverişli şekilde kullanılmışsa tek bir darbe dahi TCK m.86/3-e kapsamında değerlendirilebilir. Suçun oluşması için mutlaka birden fazla kez vurulması gerekmez.

Bununla birlikte sopanın;

  • Boyutu,
  • Ağırlığı,
  • Kullanılış biçimi,
  • Vurulan vücut bölgesi,
  • Yaralanma üzerindeki etkisi

somut olayda değerlendirilir. Herhangi bir eşyanın yalnızca olay yerinde bulunması silah sayılması için yeterli değildir; yaralama eyleminde kullanılmış olması gerekir.

Meşru Savunmada Bıçak veya Sopa Kullanılırsa Ceza Verilir mi?

TCK m.25/1’e göre kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi kesin olan haksız saldırıyı o anda ve saldırıyla orantılı biçimde uzaklaştırması meşru savunma sayılabilir.

Meşru savunmanın bütün şartları oluşmuşsa kişiye ceza verilmez. Ancak saldırı sona erdikten sonra intikam amacıyla bıçak veya sopa kullanılması meşru savunma olarak kabul edilmez.

Savunma ile saldırı arasında orantı bulunup bulunmadığı; saldırının niteliği, kullanılan araçlar, tarafların durumu ve olayın gerçekleşme biçimi dikkate alınarak değerlendirilir. Meşru savunma sınırının mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılması hâlinde TCK m.27/2 gündeme gelebilir.

Haksız Tahrik İndirimi Uygulanabilir mi?

TCK m.29’a göre haksız bir fiilin meydana getirdiği öfke veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlenmişse cezada indirim yapılabilir.

Haksız tahrik, suçun oluşmasını ortadan kaldırmaz; yalnızca cezada indirim nedeni olabilir. Hakaret, saldırı veya başka bir haksız hareket bulunduğu iddiası, olayın bütün delilleriyle birlikte değerlendirilir.

Önceden hazırlanarak bıçak veya silahla olay yerine gitmek, saldırı sona erdikten sonra geri dönerek yaralamak veya intikam amacıyla hareket etmek gibi durumlarda tahrik koşullarının bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir.

Silahla Yaralama Suçunda Tutuklama Olur mu?

Silahla kasten yaralama, CMK m.100/3’te belirtilen katalog suçlar arasındadır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama da katalog suç kapsamında bulunmaktadır. alternatifcozumler.adalet.gov.tr

Ancak katalog suç kapsamında olmak otomatik olarak tutuklama kararı verileceği anlamına gelmez. Tutuklama için:

  • Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller,
  • Kaçma veya delilleri karartma gibi bir tutuklama nedeni,
  • Tedbirin ölçülü olması

şartlarının değerlendirilmesi gerekir. Tutuklama bir ceza değil, ceza muhakemesi koruma tedbiridir.

Adli Rapor Cezayı Nasıl Etkiler?

Adli rapor yaralanmanın hukuki niteliğini belirleyen temel delillerden biridir. Raporda özellikle şu hususlar araştırılır:

  • Yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceği,
  • Kemik kırığı veya çıkığı bulunup bulunmadığı,
  • Kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi,
  • Yaşamsal tehlike meydana gelip gelmediği,
  • Organ işlevinde sürekli zayıflama veya kayıp bulunup bulunmadığı,
  • Yüzde sabit iz ya da sürekli değişiklik oluşup oluşmadığı.

İlk hastane raporu geçici olabilir. Yaralanmanın kalıcı sonuçlarının belirlenebilmesi için kesin adli rapor veya ek rapor alınabilir.

Hangi Deliller İncelenir?

Silahla yaralama soruşturmalarında şu deliller kullanılabilir:

  • Hastane ve adli muayene raporları,
  • Kamera görüntüleri,
  • Tanık anlatımları,
  • Olay yeri inceleme tutanakları,
  • Silah, bıçak veya sopa üzerindeki incelemeler,
  • Parmak izi ve biyolojik deliller,
  • Mesajlar ve arama kayıtları,
  • Tarafların ifadeleri,
  • Balistik incelemeler,
  • Adli tıp raporları.

Darp raporu yaralanmanın varlığını ve niteliğini gösterir; saldırıyı kimin gerçekleştirdiği ise diğer delillerle birlikte belirlenir.

Silahla Yaralanan Kişi Tazminat İsteyebilir mi?

Silahla yaralanan kişi, ceza yargılamasından ayrı olarak Türk Borçlar Kanunu m.49, 54 ve 56 kapsamında maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

Koşulların bulunması hâlinde:

  • Tedavi giderleri,
  • Çalışılamayan döneme ait kazanç kaybı,
  • Çalışma gücünün azalmasından doğan zarar,
  • Ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zarar,
  • Manevi tazminat

istenebilir. Şikâyetten vazgeçilmesi ceza davasını sona erdirmese de düzenlenen anlaşma veya ibra belgesinin tazminat taleplerine etkisi ayrıca değerlendirilir.

Bıçak, sopa, tabanca veya saldırıda kullanılmaya elverişli başka bir eşya ile yaralama, TCK m.86/3-e kapsamında silahla kasten yaralamadır. Basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek yaralamada ceza, silah artırımı uygulandığında 2 yıl 3 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapistir.

Yaralanma hafif olsa bile silah kullanılması cezayı yarı oranında artırır; suç şikâyete ve uzlaştırmaya tabi değildir. Kemik kırığı, hayati tehlike, organ işlevinin kaybı veya ölüm meydana gelmişse TCK m.87 uyarınca daha ağır cezalar uygulanır. Silahla yaralama sonucu hayati tehlike veya TCK m.87/1’deki diğer sonuçlar oluşmuşsa ceza 6 yıldan; organ kaybı gibi m.87/2’deki sonuçlar oluşmuşsa 9 yıldan az olamaz. Yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse ceza 14 yıldan 18 yıla kadar hapistir.

Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın hukuki değerlendirmesi yerine geçmez.

Basit Yaralama ve Hafif Darp Davası Nasıl Sonuçlanır? — TCK m.86/2

Basit Yaralama ve Hafif Darp Davası Nasıl Sonuçlanır?

Halk arasında “hafif darp” olarak adlandırılan fiil, Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç adı değildir. Yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması durumunda TCK m.86/2 kapsamında basit kasten yaralama suçu gündeme gelir.

Basit yaralama davası; şikâyet bulunmaması, şikâyetten vazgeçilmesi, uzlaşma, beraat, adli para cezası veya hapis cezası gibi farklı şekillerde sonuçlanabilir. Sonuç; adli rapora, delillere, mağdurun kim olduğuna ve suçun silahla ya da yakın akrabaya karşı işlenip işlenmediğine göre değişir.

Basit Yaralama Suçunun Cezası Nedir?

Güncel Türk Ceza Kanunu m.86/2 uyarınca basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif yaralamanın cezası:

6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde hapis cezasının alt sınırı 9 aydan az olamaz. Bu cezalar 4 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle artırılmıştır.

Mahkeme, hapis cezası ile adli para cezasından birini seçer. Adli para cezasının toplam tutarı; belirlenen gün sayısı ve TCK m.52 kapsamında kişinin ekonomik durumu dikkate alınarak tespit edilen günlük miktar üzerinden hesaplanır.

Basit Tıbbi Müdahaleyle Giderilebilir Yaralama Nedir?

Bir yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığına olayın tarafları değil, tıbbi bulgular doğrultusunda düzenlenen adli rapor üzerinden karar verilir.

Basit yaralama kapsamında değerlendirilebilecek durumlara olayın özelliklerine göre şunlar örnek gösterilebilir:

  • Hafif kızarıklık ve morluk,
  • Küçük sıyrıklar,
  • Kısa süreli ağrı,
  • Yüzeysel yaralar,
  • Hafif şişlik veya hassasiyet.

Ancak her morluk veya sıyrık otomatik olarak TCK m.86/2 kapsamında değildir. Yaralanmanın yeri, büyüklüğü, sayısı, tedavi süreci ve kişi üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilir.

Kemik kırılması, organ işlevinin zayıflaması, hayati tehlike, yüzde sabit iz veya basit müdahaleyle giderilemeyecek başka bir sonuç bulunması hâlinde TCK m.86/2 yerine TCK m.86/1 veya m.87 hükümleri uygulanabilir.

Darp Raporu Olmadan Şikâyet Yapılabilir mi?

Darp raporu bulunmasa da polis, jandarma veya Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunulabilir. Çünkü TCK m.86’ya göre suçun oluşması için mutlaka gözle görülebilen bir yara bulunması gerekmez; kişiye acı verilmesi de yaralama suçunu oluşturabilir.

Ancak darp raporu:

  • Yaralanmanın varlığını,
  • Yaralanmanın niteliğini,
  • Basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceğini,
  • Yaralanmanın olayla uyumlu olup olmadığını

belirlemek bakımından önemli bir delildir.

Darp raporu tek başına yaralamayı kimin gerçekleştirdiğini göstermez. Failin belirlenmesinde kamera görüntüleri, tanık anlatımları, mesajlar, olay tutanakları ve tarafların ifadeleri de değerlendirilir.

Basit Yaralama Suçu Şikâyete Bağlı mıdır?

TCK m.86/2 kapsamındaki basit yaralama suçu kural olarak mağdurun şikâyetine bağlıdır.

TCK m.73’e göre şikâyet süresi, mağdurun hem fiili hem de faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Bu süre geçirildikten sonra yapılan şikâyet, şikâyete bağlı temel şekil bakımından soruşturma yapılmasını sağlamaz.

Şikâyet;

  • Cumhuriyet başsavcılığına,
  • Polis merkezine,
  • Jandarma karakoluna

yapılabilir. Mağdur doğrudan ceza davası açmaz. CMK m.158 ve devamındaki hükümler uyarınca savcılık soruşturma yürütür; yeterli şüphe bulunursa iddianame düzenlenir.

Şikâyetten Vazgeçilirse Dava Düşer mi?

Şikâyete bağlı basit yaralama suçunda mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, TCK m.73’teki şartlara göre soruşturmanın veya davanın sona ermesini sağlayabilir.

Şikâyetten vazgeçme:

  • Soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı,
  • Mahkeme aşamasında kamu davasının düşmesi

sonucunu doğurabilir.

Ancak sanık vazgeçmeyi kabul etmezse TCK m.73/6 gereğince vazgeçme sanığı etkilemez. Hüküm kesinleştikten sonra yapılan vazgeçme ise cezanın infazını engellemez.

Suç TCK m.86/3 kapsamındaki nitelikli hâllerden birini oluşturuyorsa şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Basit Yaralama Suçunda Uzlaştırma Olur mu?

TCK m.86/2 kapsamındaki basit yaralama suçu kural olarak uzlaştırmaya tabidir. Soruşturma dosyası, CMK m.253 kapsamında uzlaştırma bürosuna gönderilebilir.

Uzlaştırma sonucunda taraflar anlaşır ve kararlaştırılan edim yerine getirilirse:

  • Soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına,
  • Dava açılmışsa davanın düşmesine

karar verilebilir.

Uzlaşma sağlanamazsa soruşturma veya dava devam eder. Uzlaştırma sürecindeki açıklamalar, kanunda belirtilen şekilde soruşturma veya kovuşturmada delil olarak kullanılamaz.

Kadına karşı basit yaralamada uzlaştırma olur mu?

Hayır. CMK m.253/3 gereğince kadına karşı işlenen kasten yaralama suçlarında uzlaştırma uygulanmaz. Yaralanma hafif olsa ve suç şikâyete bağlı bulunsa bile uzlaştırma yoluna gidilemez.

Silahla yaralamada uzlaştırma olur mu?

Hayır. Yaralamanın silahla işlenmesi TCK m.86/3-e kapsamında nitelikli hâldir. Suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında bulunmaz.

Hangi Durumlarda Şikâyet Aranmaz?

Yaralanma basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek kadar hafif olsa bile suçun TCK m.86/3’teki kişiler veya yöntemlerle işlenmesi durumunda şikâyet aranmaz.

Suçun;

  • Üstsoya veya altsoya karşı,
  • Eşe veya boşanılan eşe karşı,
  • Kardeşe karşı,
  • Kendisini savunamayacak kişiye karşı,
  • Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  • Kamu görevlisinin nüfuzu kötüye kullanılarak,
  • Silahla,
  • Canavarca hisle

işlenmesi hâlinde savcılık kendiliğinden soruşturma yürütür. Bu durumlarda mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı veya davayı sona erdirmez.

Basit Yaralama Davasının Muhtemel Sonuçları Nelerdir?

Durum Muhtemel hukuki sonuç
Süresi içinde şikâyet edilmemesi Soruşturma yapılmaması veya düşme
Şikâyetten geçerli şekilde vazgeçilmesi Kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme
Uzlaşmanın sağlanması Kovuşturmaya yer olmadığı veya davanın düşmesi
Suçun ispatlanamaması Beraat
Fiilin meşru savunma kapsamında kalması Ceza verilmesine yer olmadığı veya beraat
Suçun sabit görülmesi Hapis veya adli para cezası
Kanuni koşulların bulunması Hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya hapis cezasının ertelenmesi
Yaralanmanın daha ağır olduğunun anlaşılması TCK m.86/1 veya m.87 kapsamında daha ağır değerlendirme

Bu sonuçlardan herhangi biri otomatik değildir. Mahkeme, olayın özelliklerini ve dosyadaki delilleri birlikte değerlendirir.

Adli Para Cezası Verilebilir mi?

Evet. TCK m.86/2’de hapis ve adli para cezası seçenek olarak düzenlenmiştir. Mahkeme suçun işleniş biçimini, meydana gelen zararı, failin kastının ağırlığını ve TCK m.61’deki diğer ölçütleri dikkate alarak hapis veya adli para cezasından birini seçer.

Mahkeme doğrudan hapis cezasını seçerse, TCK m.50/2 nedeniyle bu ceza daha sonra adli para cezasına çevrilemez. Çünkü suçun kanuni düzenlemesinde hapis ve adli para cezası zaten seçenek olarak bulunmaktadır.

İlk defa suç işlenmiş olması doğrudan beraat veya adli para cezası verilmesini gerektirmez. Ancak cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesi sırasında sanığın geçmişi ile yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınabilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Mümkün mü?

Mahkûmiyet hâlinde CMK m.231’deki bütün şartların bulunması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması değerlendirilebilir. HAGB kararı, sanığın beraat ettiği anlamına gelmez; kurulan hükmün belirli denetim süresi boyunca açıklanmamasını ifade eder.

HAGB uygulanıp uygulanmayacağı;

  • Sonuç cezanın süresine,
  • Sanığın önceki mahkûmiyet durumuna,
  • Yeniden suç işlemeyeceği konusunda oluşan kanaate,
  • Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesine,
  • CMK m.231’deki diğer şartlara

göre belirlenir. Şartların oluşması hâlinde bile her dosyanın sonucu ayrıca değerlendirilir.

Hapis Cezası Ertelenebilir mi?

TCK m.51’deki şartların bulunması durumunda verilen hapis cezasının ertelenmesi mümkündür. Erteleme, mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırmaz; cezanın belirlenen denetim süresi içerisinde ceza infaz kurumunda çektirilmemesini sağlar.

HAGB, hapis cezasının ertelenmesi ve adli para cezası birbirinden farklı hukuki sonuçlardır.

Basit Yargılama Usulü Uygulanabilir mi?

TCK m.86/2’de öngörülen cezanın üst sınırı nedeniyle, dava açılması hâlinde CMK m.251’deki şartlar varsa basit yargılama usulü uygulanabilir.

Bu yöntemde mahkeme duruşma açmadan tarafların yazılı beyanlarını alarak dosya üzerinden karar verebilir. Mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilebilir. Ancak mahkeme gerekli görürse her aşamada duruşma açarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edebilir.

Karşılıklı Darp Davası Nasıl Sonuçlanır?

Karşılıklı kavga olması tarafların otomatik olarak cezasız kalacağı anlamına gelmez. Her kişinin eylemi ve neden olduğu yaralanma ayrı değerlendirilir.

Tarafların ikisi de birbirini yaralamışsa:

  • Her iki taraf da şüpheli veya sanık olabilir,
  • Her iki taraf yönünden ayrı adli rapor alınabilir,
  • Şikâyet ve uzlaştırma koşulları ayrı ayrı incelenebilir,
  • Meşru savunma veya haksız tahrik hükümleri değerlendirilebilir.

TCK m.25’teki meşru savunma şartları oluşmuşsa ceza verilmeyebilir. Haksız bir fiilin meydana getirdiği öfke veya şiddetli elemin etkisiyle hareket edilmişse TCK m.29 kapsamında haksız tahrik indirimi gündeme gelebilir. Ancak “ilk yumruğu karşı taraf attı” iddiası tek başına meşru savunma veya tahrik indirimi için yeterli değildir; bütün deliller birlikte incelenir.

Basit Yaralama Davasında Hangi Deliller Kullanılır?

Basit yaralama soruşturmalarında özellikle şu deliller incelenebilir:

  • Adli muayene ve darp raporu,
  • Hastane kayıtları,
  • Kamera görüntüleri,
  • Olay yeri tutanakları,
  • Tanık anlatımları,
  • Tarafların ifadeleri,
  • Telefon mesajları ve ses kayıtları,
  • Yaralanmayı gösteren fotoğraf ve videolar,
  • Acil çağrı ve kolluk kayıtları.

Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir. CMK m.217’ye göre mahkeme kararını duruşmada tartışılmış hukuka uygun delillere dayandırır. Darp raporu yaralanmayı gösterebilir; ancak saldırıyı kimin gerçekleştirdiğinin başka delillerle de ispatlanması gerekir.

Basit Yaralama Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?

Yaralanan kişi, ceza yargılamasından ayrı olarak Türk Borçlar Kanunu m.49, 54 ve 56 kapsamında maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

Koşulların bulunması hâlinde;

  • Tedavi giderleri,
  • Çalışılamayan dönemdeki kazanç kaybı,
  • Bedensel zarar nedeniyle oluşan diğer giderler,
  • Manevi zarar

talep edilebilir. Şikâyetten vazgeçilmesi veya uzlaşılması hâlinde, düzenlenen belgenin tazminat talepleri üzerindeki kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.

Basit yaralama ve hafif darp suçunun güncel cezası TCK m.86/2 gereğince 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Suç kadına karşı işlenmişse hapis cezasının alt sınırı 9 aydan az olamaz.

Suç kural olarak şikâyete bağlı ve uzlaştırma kapsamındadır. Ancak kadına karşı işlenen kasten yaralamada uzlaştırma uygulanmaz. Yaralamanın silahla, eşe, boşanılan eşe, kardeşe, üstsoya veya altsoya karşı işlenmesi gibi TCK m.86/3 kapsamındaki durumlarda ise şikâyet aranmaz.

Davanın beraat, düşme, adli para cezası, hapis cezası, HAGB veya erteleme ile sonuçlanması; adli raporun içeriğine, delillere, şikâyet durumuna ve olayın işleniş biçimine göre belirlenir.

Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın hukuki değerlendirmesi yerine geçmez.

Kavgada Kemik Kırılmasının Cezaya Etkisi Nedir? — TCK m.87

Kavgada Kemik Kırılmasının Cezaya Etkisi Nedir?

Kavga sırasında mağdurun kemiğinin kırılması veya çıkması, kasten yaralama suçunun cezasını artıran bir sonuçtur. Ancak “kemik kırıldı, ceza kesin olarak şu kadardır” şeklinde tek bir ceza miktarı bulunmaz. Öncelikle TCK m.86’ya göre temel ceza belirlenir; ardından kırığın kişinin hayat fonksiyonları üzerindeki etkisine göre TCK m.87/3 uyarınca bu ceza yarısına kadar artırılır.

Kemik Kırılması Hangi Suçu Oluşturur?

Bir kişinin başkasına bilerek vurması, tekmelemesi, itmesi veya başka şekilde zarar vermesi sonucunda kemik kırığı meydana gelirse temel suç kasten yaralamadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1. maddesine göre başkasının vücuduna acı veren, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Kemik kırığı veya çıkığı meydana gelmesi durumunda ise TCK m.87/3 uygulanır. Bu düzenlemeye göre TCK m.86 üzerinden belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonları üzerindeki etkisine göre yarısına kadar artırılır.

Kasten yaralama suçunun cezaları, 4 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile artırılmıştır. Güncel alt sınırlar 7550 sayılı Kanun’un 9 ve 10. maddelerinde düzenlenmiştir.

Kemik Kırılmasının Cezası Kaç Yıldır?

Kemik kırılması için bağımsız ve sabit bir ceza aralığı bulunmaz. Ceza iki aşamalı şekilde belirlenir:

Yaralamanın temel cezası TCK m.86’ya göre belirlenir.
Belirlenen ceza, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre TCK m.87/3 uyarınca yarısına kadar artırılır.

Örneğin mahkeme temel cezayı 2 yıl olarak belirlerse:

  • Dörtte bir artırım uygulanması hâlinde ceza 2 yıl 6 ay,
  • Yarı oranında artırım uygulanması hâlinde ceza 3 yıl

olabilir. Bu örnek yalnızca artırımın nasıl hesaplandığını göstermektedir. Gerçek ceza; kırığın niteliği, olayın işleniş biçimi, kullanılan araç, tarafların davranışları ve diğer artırma veya indirme nedenlerine göre değişir.

Her Kemik Kırığında Aynı Artırım mı Uygulanır?

Hayır. TCK m.87/3, artırım oranının belirlenmesinde kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisinin dikkate alınmasını emretmektedir.

Bu nedenle;

  1. Kırılan kemiğin bulunduğu bölge,
  2. Kırığın sayısı,
  3. Kırığın hareket kabiliyetine etkisi,
  4. Tedavi ve iyileşme süreci,
  5. Ameliyat gerekip gerekmediği,
  6. Kırığın kalıcı bir sonuç doğurup doğurmadığı

tıbbi raporlarla incelenir. Artırım oranını mahkeme belirler. Kırığın varlığı ve ağırlığı konusunda hastane kayıtları, radyolojik görüntüler ve adli raporlar esas alınır.

Burun, Çene, Kol veya Kaburga Kırılması Cezayı Artırır mı?

Burun, çene, kol, el, parmak, bacak, kaburga veya vücuttaki başka bir kemiğin kırılması TCK m.87/3 kapsamında değerlendirilebilir. Önemli olan kırığın kavga sırasında gerçekleştirilen yaralama fiilinden kaynaklandığının tespit edilmesidir.

Kırığın ayrıca;

  • Yaşamı tehlikeye sokması,
  • Bir organın işlevini sürekli zayıflatması,
  • Yüzde sabit iz bırakması,
  • Yüzün sürekli değişmesine neden olması

gibi daha ağır sonuçlar doğurması hâlinde TCK m.87’nin diğer fıkraları da gündeme gelebilir. Bu durumda uygulanacak artırım yalnızca kemik kırığına göre değil, meydana gelen en ağır neticeye göre değerlendirilebilir.

Kemik Kırığı Basit Tıbbi Müdahaleyle Giderilebilir Yaralama Sayılır mı?

TCK m.86/2, etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif yaralamaları düzenlemektedir. Bu suçun güncel cezası mağdurun şikâyeti üzerine 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Ancak yaralama sonucunda kemik kırığı ya da çıkığı meydana gelmesi, kanunda ayrıca TCK m.87/3 kapsamında ağırlaşmış sonuç olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle kemik kırığı bulunan olay yalnızca basit bir yaralama gibi değerlendirilemez.

Silahla Kemik Kırmanın Cezası Daha mı Ağırdır?

TCK m.86/3-e uyarınca kasten yaralama suçunun silahla işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılır ve şikâyet aranmaz.

Kanundaki silah kavramı yalnızca tabanca veya tüfekle sınırlı değildir. TCK m.6 kapsamında saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli bıçak, sopa, taş, şişe, demir çubuk ve benzeri araçlar da olayın özelliklerine göre silah sayılabilir.

Yaralama silahla gerçekleştirilmiş ve ayrıca kemik kırığına neden olmuşsa:

  • Öncelikle TCK m.86/3-e kapsamında silah artırımı,
  • Ardından TCK m.87/3 kapsamında kemik kırığı artırımı

değerlendirilir.

Karşılıklı Kavgada Kemik Kırılırsa Kim Ceza Alır?

Kavganın karşılıklı olması cezai sorumluluğu otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Her kişinin gerçekleştirdiği eylem ve sebep olduğu yaralanma ayrı ayrı değerlendirilir.

Karşılıklı kavga sırasında:

  1. Kimin hangi darbeyi vurduğu,
  2. Kemik kırığının hangi darbeden kaynaklandığı,
  3. Tarafların kavgayı başlatıp başlatmadığı,
  4. Taraflardan birinin saldırıyı durdurmaya çalışıp çalışmadığı,
  5. Meşru savunma şartlarının bulunup bulunmadığı

araştırılır.

Bir kişinin yalnızca olay yerinde bulunması veya kavgaya karışmış görünmesi, kemik kırığından sorumlu tutulması için tek başına yeterli değildir. CMK m.217 gereğince mahkûmiyet, duruşmada tartışılmış hukuka uygun delillere dayanmalıdır. Kırığa kimin neden olduğu ispatlanamıyorsa CMK m.223/2-e kapsamında yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı gündeme gelebilir.

Meşru Savunma Varsa Ceza Verilir mi?

TCK m.25/1’e göre bir kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi kesin olan haksız saldırıyı, saldırıyla orantılı biçimde uzaklaştırması meşru savunma sayılabilir.

Meşru savunmanın şartları oluşmuşsa ceza verilmez. Ancak:

  1. Saldırı sona erdikten sonra vurulması,
  2. Savunma sınırının aşılması,
  3. İntikam amacıyla hareket edilmesi,
  4. İlk saldırıya göre açıkça orantısız güç kullanılması

durumlarında meşru savunma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilir.

Karşılıklı kavgalarda ilk haksız hareketin kimden geldiği önemli olmakla birlikte, yalnızca “kavgayı karşı taraf başlattı” demek her durumda meşru savunma kabul edilmez.

Haksız Tahrik İndirimi Uygulanabilir mi?

TCK m.29’a göre haksız bir fiilin meydana getirdiği öfke veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kişinin cezasında indirim yapılabilir.

Hakaret edilmesi, saldırıya uğranılması veya başka bir haksız davranışın ardından kavganın meydana gelmesi durumunda haksız tahrik hükümleri değerlendirilebilir. Bununla birlikte her tartışma veya söz, otomatik olarak tahrik indirimi sağlamaz. Haksız hareketin niteliği ile yaralama eylemi arasındaki bağlantı incelenir.

Meşru savunma ile haksız tahrik aynı değildir. Meşru savunma şartları oluştuğunda fiil hukuka uygun kabul edilebilirken haksız tahrikte suç oluşur fakat cezada indirim yapılabilir.

Fail Kemiğin Kırılmasını İstememişse Ne Olur?

Failin mutlaka “kemiği kırmak” amacıyla hareket etmiş olması gerekmez. TCK m.23 gereğince neticesi sebebiyle ağırlaşmış bir suçtan sorumluluk için ağır sonuç bakımından en azından taksir bulunması gerekir.

Örneğin bir kişiye bilerek yumruk atan fail kemiğin kırılmasını özellikle istememiş olsa bile, meydana gelen kırıkla fiil arasında nedensellik bağı bulunması ve ağır sonuç bakımından en az taksirinin mevcut olması hâlinde TCK m.87/3 uygulanabilir.

Kemik Kırığı Şikâyete Bağlı mıdır?

Kemik kırığına neden olan kasten yaralama, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafif yaralama kapsamında değildir. Bu nedenle TCK m.87/3 kapsamındaki suç şikâyete bağlı olmaksızın savcılık tarafından resen soruşturulur.

Mağdur daha sonra şikâyetinden vazgeçse bile soruşturma veya kamu davası kendiliğinden sona ermez.

Şikâyet veya ihbar, Ceza Muhakemesi Kanunu m.158 gereğince Cumhuriyet başsavcılığına, polis merkezine veya jandarma karakoluna yapılabilir.

Kemik Kırığı Bulunan Yaralama Uzlaştırmaya Tabi midir?

TCK m.87/3 kapsamında kemik kırığına veya çıkığına neden olan neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu uzlaştırma kapsamında değildir. Tarafların kendi aralarında anlaşmaları, ceza soruşturmasını veya kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez.

Ancak taraflar arasındaki anlaşma, zararların giderilmesi veya sanığın yargılama sürecindeki davranışları, kanunda öngörülen diğer koşullar varsa cezanın kişiselleştirilmesi sırasında ayrıca değerlendirilebilir.

Adli Rapor Neden Önemlidir?

Kemik kırığının cezaya etkisinin belirlenmesinde adli rapor temel delillerden biridir. Raporda özellikle:

  • Kırık veya çıkığın bulunup bulunmadığı,
  • Kırığın yaralama fiiliyle uyumlu olup olmadığı,
  • Hayat fonksiyonlarına etkisi,
  • Hayati tehlike oluşup oluşmadığı,
  • Organ işlevinde kalıcı zayıflama veya kayıp bulunup bulunmadığı,
  • Yüzde sabit iz kalıp kalmadığı

incelenir.

İlk hastane raporunun geçici olması durumunda kesin rapor veya ek rapor alınabilir. Röntgen, tomografi, ameliyat kayıtları, hastane dosyası ve diğer tıbbi belgeler birlikte değerlendirilir.

Kemik Kırığı Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?

Ceza sorumluluğunun yanında hukuki tazminat sorumluluğu da doğabilir. Türk Borçlar Kanunu m.49, haksız fiilden kaynaklanan zararların giderilmesini düzenlemektedir.

Kemik kırığına uğrayan kişi, koşulların bulunması hâlinde:

  • Tedavi giderlerini,
  • Çalışamadığı döneme ilişkin kazanç kaybını,
  • Çalışma gücünün azalmasından doğan zararları,
  • Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları,
  • TBK m.56 kapsamında manevi tazminatı

talep edebilir. Ceza davasındaki mahkûmiyet ile maddi ve manevi tazminat birbirinden farklı hukuki sonuçlardır.

Kavgada kemik kırılması, kasten yaralamanın cezasını ağırlaştırır. Güncel düzenlemeye göre temel kasten yaralama cezası 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapistir. Kemik kırığı veya çıkığı meydana gelmişse bu ceza, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre TCK m.87/3 uyarınca yarısına kadar artırılır.

Silah kullanılması, mağdurun eş, boşanılan eş, üstsoy, altsoy veya kardeş olması ya da diğer nitelikli hâllerin bulunması durumunda ayrıca ceza artırımı uygulanabilir. Karşılıklı kavga, şikâyetten vazgeçme veya failin kemiği özellikle kırmak istememesi cezai sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kesin sonuç; adli rapor, kamera görüntüleri, tanık anlatımları ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın hukuki değerlendirmesi yerine geçmez.

İçerik Yayınlanma Tarihi: