Eve Kilitlemenin Cezası

Bu makaleler, toplumsal faydayı gözeten bilimsel bir yaklaşım çerçevesinde hazırlanmış olup, ileride referans teşkil etmesi amacıyla kurumsal arşivimizi oluşturmak için yazılmaktadır. Avukat meslektaşlarımız kaynak göstermek şartıyla kullanabilirler.

Toplam 1 konu bulundu

Birini Eve Kilitlemek veya Gitmesine İzin Vermemek Suç mu? - TCK m.109

Bir kişiyi istemediği hâlde eve, odaya, araca veya başka bir yere kilitlemek; çıkışını fiziksel güç, tehdit veya başka bir yöntemle engellemek TCK m.109 kapsamında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturabilir.

Suçun oluşması için mağdurun mutlaka bağlanması veya uzun süre kapalı tutulması gerekmez. Kişinin istediği yere gitme veya bulunduğu yerden ayrılma özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde engellenmesi yeterlidir.

Birini Eve Kilitlemenin Cezası Nedir?

TCK m.109/1 uyarınca bir kişiyi hukuka aykırı olarak bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünden yoksun bırakan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.

Örneğin;

  • Evden çıkmak isteyen kişinin kapısını kilitlemek,
  • Odanın anahtarını alarak kişiyi içeride bırakmak,
  • Kapının önünde durarak çıkışı engellemek,
  • Kişiyi zorla bir evde tutmak,
  • Gitmek isteyen kişinin yolunu kapatmak,
  • Kişiyi araca bindirerek inmesine izin vermemek

somut olayın özelliklerine göre bu suçu oluşturabilir.

Gitmesine İzin Vermemek Suç mu?

Bir kişiye yalnızca “Gitme” demek tek başına her durumda suç oluşturmaz. Ancak kişinin ayrılma iradesi fiziksel güç, tehdit, korkutma, kilitleme veya başka etkili bir yöntemle engelleniyorsa kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu gündeme gelir.

Mağdurun fiziksel olarak direnmemesi suçun oluşmasını engellemez. Tehdit nedeniyle çıkmaya cesaret edemeyen veya kaçamayacağına inanan kişinin hareket özgürlüğü de kısıtlanmış olabilir.

Cebir, Tehdit veya Hile Kullanılırsa Ceza Artar mı?

Fail, kişiyi alıkoymak için veya alıkoyma sırasında cebir, tehdit ya da hile kullanırsa TCK m.109/2 uygulanır.

Bu durumda ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapistir.

Örneğin;

  • Kişiyi döverek odaya kapatmak,
  • “Çıkarsan seni öldürürüm” diyerek evde tutmak,
  • Silah göstererek ayrılmasını engellemek,
  • Başka bir yere gidileceği söylenerek kandırıp kapalı bir yere götürmek,
  • Zorla araca bindirip inmesine izin vermemek

cebir, tehdit veya hileyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kapsamında değerlendirilebilir.

Kapıyı Kilitlemeden Çıkışı Engellemek Suç mu?

Suçun oluşması için kapının mutlaka kilitlenmesi gerekmez. Failin kapının önünde durması, mağduru tutması, korkutması veya kaçmasını fiilen imkânsız hâle getirmesi de yeterli olabilir.

Önemli olan kullanılan yöntemin mağdurun ayrılmasını gerçekten engellemesidir. Kişinin çıkabileceği güvenli ve makul başka bir yol bulunup bulunmadığı da değerlendirilir.

Kişiyi Kısa Süreliğine Kilitlemek Suç mu?

TCK m.109’da suçun oluşması için belirli bir asgari süre öngörülmemiştir. Bu nedenle kişiyi birkaç dakika süreyle dahi etkili biçimde kilitlemek veya gitmesini engellemek suç oluşturabilir.

Bununla birlikte süre;

  • Suçun gerçekten oluşup oluşmadığının,
  • Kısıtlamanın ağırlığının,
  • Failin kastının,
  • Temel cezanın miktarının

belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Çok kısa ve hareket özgürlüğünü fiilen ortadan kaldırmayan davranışlarla, kişinin ayrılmasını etkili şekilde engelleyen hareketler aynı değerlendirilmez.

Sevgilinin Gitmesine İzin Vermemek Suç mu?

Sevgilinin, nişanlının veya birlikte yaşanılan kişinin ilişkiyi konuşmak istememesi, gitmesine engel olunabileceği anlamına gelmez.

Kişinin;

  • Kapıyı kilitleyerek evde tutulması,
  • Anahtarının alınması,
  • Çıkışının fiziksel olarak engellenmesi,
  • Tehdit edilerek oturmaya zorlanması,
  • Zorla araca bindirilmesi

TCK m.109 kapsamında suç oluşturabilir.

Tarafların sevgili olması, aynı evde yaşaması veya daha önce birlikte bulunmuş olması mağdurun istediği zaman ayrılma hakkını ortadan kaldırmaz.

Eşi veya Eski Eşi Eve Kilitlemenin Cezası

Suçun eşe veya boşanılan eşe karşı işlenmesi TCK m.109/3-e kapsamında nitelikli hâl kabul edilir.

Bu durumda TCK m.109/1 veya m.109/2 üzerinden belirlenen ceza bir kat artırılır. Başka bir ifadeyle evlilik veya daha önce evli olunması cezasızlık nedeni değildir; aksine kanunda cezanın artırılmasını gerektiren bir durum olarak düzenlenmiştir.

Eşin ekonomik olarak faile bağımlı olması veya aynı konutta yaşaması da evden çıkma özgürlüğünün engellenmesini hukuka uygun hâle getirmez.

Çocuğu Eve Kilitlemek Suç mu?

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun çocuğa karşı işlenmesi durumunda ceza bir kat artırılır.

Anne ve babanın velayet hakkı, çocuğun korunması ve yetiştirilmesi için makul tedbirler alma yetkisini içerir. Ancak çocuğu bağlamak, zincirlemek, tehlikeli koşullarda kilitlemek veya insan onuruyla bağdaşmayacak biçimde alıkoymak velayet hakkının olağan kullanımı olarak kabul edilemez.

Olayın özelliklerine göre TCK m.109’daki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yanında TCK m.232’deki kötü muamele veya TCK m.86’daki kasten yaralama suçu da gündeme gelebilir.

Birini Arabadan İndirmemek Suç mu?

Araca kendi isteğiyle binen kişinin daha sonra inmek istediğini açıkça belirtmesine rağmen araçtan çıkmasına izin verilmemesi suç oluşturabilir.

Örneğin sürücünün;

  • Kapıları kilitlemesi,
  • Aracı durdurmayı reddetmesi,
  • Mağduru tehdit etmesi,
  • İnmeye çalışan kişiyi zorla tutması,
  • Kişiyi istemediği başka bir yere götürmesi

TCK m.109 kapsamında değerlendirilebilir.

Sürücünün trafik güvenliği nedeniyle hemen duramayarak aracı uygun ve güvenli bir yerde durdurması ise tek başına suç sayılmaz. Failin kişiyi alıkoyma kastıyla hareket edip etmediği araştırılır.

Telefonu veya Anahtarı Almak Suç mu?

Kişinin telefonunu ya da anahtarını almak tek başına her durumda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaz.

Ancak anahtarın alınması nedeniyle mağdur evden veya araçtan çıkamıyorsa ya da telefonun alınması mağdurun yardım istemesini engellemek ve onu kapalı yerde tutmak amacıyla gerçekleştiriliyorsa TCK m.109 kapsamında değerlendirme yapılabilir.

Telefon veya anahtarın alınması ayrıca hırsızlık, yağma veya başka bir suç oluşturuyorsa ilgili hükümler de uygulanabilir.

Cezayı Bir Kat Artıran Durumlar

TCK m.109/3 uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun;

  • Silahla,
  • Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  • Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  • Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak,
  • Üstsoya veya altsoya karşı,
  • Eşe veya boşanılan eşe karşı,
  • Çocuğa karşı,
  • Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı

işlenmesi hâlinde TCK m.109/1 veya m.109/2 üzerinden belirlenen ceza bir kat artırılır.

Birden fazla nitelikli hâlin aynı olayda bulunması, mahkemenin temel cezayı belirlerken dikkate alacağı hususlardan biridir.

Silahla Birini Evde Tutmanın Cezası

Bir kişinin tabanca, bıçak, sopa veya silah sayılan başka bir araç kullanılarak evde ya da başka bir yerde tutulması hâlinde ceza bir kat artırılır.

Silahın mağdura karşı fiilen kullanılması şart değildir. Silahın gösterilmesi veya mağdurun ayrılmasını engelleyecek şekilde korkutma amacıyla hazır bulundurulması da olayın özelliklerine göre nitelikli hâl kapsamında değerlendirilebilir.

Birden Fazla Kişinin Birini Alıkoyması

Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır.

Örneğin bir kişinin mağduru tutması, diğer kişinin kapıyı kilitlemesi ve başka bir kişinin kaçmasını engellemesi ortak suç işleme iradesini gösterebilir.

Yalnızca olay yerinde bulunmak tek başına cezai sorumluluk için yeterli değildir. Her kişinin suça nasıl katıldığı ayrı ayrı belirlenir.

Cinsel Amaçla Alıkoymanın Cezası

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde, TCK m.109/5 uyarınca belirlenen ceza yarı oranında artırılır.

Cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı veya cinsel taciz gibi başka bir suç da işlenmişse fail hakkında bu suçlardan ayrıca değerlendirme yapılabilir.

Mağdurun yalnızca cinsel suçun işlenmesi için zorunlu olan süre boyunca tutulmasıyla, suçtan önce veya sonra ayrıca alıkonulması hukuken farklı değerlendirilebilir.

Mağdur Ekonomik Zarara Uğrarsa Ne Olur?

Kişinin hürriyetinden yoksun bırakılması mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kayba uğramasına neden olursa TCK m.109/4 uygulanır.

Bu durumda hapis cezasının yanında bin güne kadar adli para cezasına hükmedilir.

Örneğin mağdurun alıkonulması nedeniyle önemli bir işini kaybetmesi veya ciddi bir ekonomik zarara uğraması durumunda bu hüküm değerlendirilebilir. Her maddi kayıp yeterli değildir; kaybın ekonomik bakımdan önemli olması gerekir.

Alıkoyma Sırasında Yaralama Olursa Ne Olur?

Failin mağduru tutarken kullandığı cebir TCK m.109/2 kapsamında dikkate alınır. Ancak kullanılan şiddet kasten yaralama suçunun ağır sonuçlarına neden olmuşsa TCK m.109/6 uyarınca ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.

Kemik kırılması, organ işlevinin etkilenmesi veya yaşamı tehlikeye sokan bir yaralanma meydana gelmesi durumunda TCK m.87’deki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümleri de gündeme gelebilir.

Fidye İçin Birini Alıkoymanın Cezası

Bir kişi para veya başka bir menfaat elde etmek amacıyla alıkonulmuşsa kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yanında olayın niteliğine göre;

  • Şantaj,
  • Tehdit,
  • Yağma,
  • Kasten yaralama

suçları da oluşabilir.

Failin mağdurun yakınlarından para istemesi, yalnızca TCK m.109 kapsamında değerlendirilmez. Para isteme biçimine ve kullanılan tehdide göre başka suçlardan da cezai sorumluluk doğabilir.

Mağduru Kendiliğinden Serbest Bırakmak Cezayı Azaltır mı?

TCK m.110’da kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından etkin pişmanlık hükmü bulunmaktadır.

Fail;

  • Suç nedeniyle soruşturma başlamadan önce,
  • Amacına ulaşmadan,
  • Mağdura kişisel bir zarar vermeden,
  • Mağduru kendiliğinden,
  • Güvenli bir yerde

serbest bırakırsa cezasında üçte ikisine kadar indirim yapılabilir.

Mağdurun kendi imkânıyla kaçması, polis tarafından kurtarılması veya failin amacına ulaştıktan sonra serbest bırakması bu hükmün uygulanması için yeterli değildir.

Suç Şikâyete Bağlı mı?

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatabilir.

Mağdurun daha sonra şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı veya açılmış kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez. Bu suç bakımından TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz.

Uzlaştırma Uygulanır mı?

TCK m.109 kapsamında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu uzlaştırmaya tabi değildir. Tarafların daha sonra anlaşması veya mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi kamu davasını kendiliğinden düşürmez.

Taraflar arasında evlilik, akrabalık veya duygusal ilişki bulunması da bu durumu değiştirmez.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Nasıl İspatlanır?

Somut olayın özelliklerine göre şu deliller kullanılabilir:

  • Kamera görüntüleri,
  • Telefon mesajları,
  • Tehdit içerikli yazışmalar,
  • Telefon ve konum kayıtları,
  • Tanık anlatımları,
  • Kapı ve kilit incelemeleri,
  • Sağlık ve darp raporları,
  • Acil yardım çağrıları,
  • Mağdur ve şüpheli beyanları,
  • Olay yerindeki fiziksel bulgular.

Mağdurun kilitli kaldığı süre, nasıl kurtulduğu, çıkmak istediğini belirtip belirtmediği ve failin hangi yöntemle çıkışı engellediği araştırılır.

Her olay; mağdurun gerçek iradesi, hareket özgürlüğünün etkili biçimde kısıtlanıp kısıtlanmadığı, kullanılan cebir veya tehdit ve taraflar arasındaki ilişki dikkate alınarak ayrı değerlendirilir. Bu metin genel bilgilendirme amacı taşımakta olup somut bir olay hakkında hukuki görüş niteliğinde değildir.

İçerik Yayınlanma Tarihi: