Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Esas: 2018/240 ve Karar: 2020/43 vermiş olduğu karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/240 Esas 2020/43 Karar Sayılı İlamı
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2018/240
Karar No: 2020/43
Karar Tarihi: 21.01.2020
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/240 Esas 2020/43 Karar Sayılı İlamı
Hukuk Genel Kurulu 2018/240 E. , 2020/43 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “sözleşmenin feshi, tapu iptal ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü.
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 12.03.2008 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... arasında 16.05.1992 tarihli adi yazılı “Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” başlıklı sözleşme ile müvekkilinin maliki bulunduğu 1121 Ada 18 Parsel sayılı taşınmaz üzerindeki inşaat yapımının davalı ... tarafından üstlenildiğini, müvekkilinin bu sözleşmeye dayanarak taşınmazdaki hissesini davalı ...’a devir ve temlik ettiğini, karşılığında da davalı yüklenicinin binayı anahtar teslimi olarak müvekkiline teslim etmeyi taahhüt ettiğini, davalı yüklenicinin hisseli olan dava konusu taşınmaz üzerinde sözleşme gereğince edimini ifa etmediğini, binanın ruhsatının bulunmadığını, 3194 sayılı İmar Kanunu’na aykırı olarak kaçak yapı oluşturulduğunu, davalı yüklenicinin inşaatı yarım bıraktığı gibi diğer davalılara da taşınmazdan hisseler verdiğini, davalıların bir kısmının sadece hissesi olup karşılığında bağımsız bölümü dahi olmadığını, bu davalılar tarafından izaleyi şuyu davası açıldığını ve taşınmazın tümünün satış işlemlerine başlanıldığını, davalının geçersiz akit ile müvekkilden devir aldığı hissesinin ve yine yüklenicinin edimine halef olan yükleniciden pay alan diğer davalıların hiçbir şekilde iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceğini, yükleniciden pay alan diğer davalıların söz konusu payı hak edebilmelerinin yüklenicinin edimini sözleşme gereğince ifası koşuluna bağlı olduğunu ileri sürerek 16.05.1992 tarihli sözleşmenin feshine, davalı müteahhidin sözleşme edimlerini yerine getirmeden diğer davalılara devretmiş olduğu payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5.1. Davalı ... 02.03.2009 tarihli cevap dilekçesinde; sağlık sorunları ve maddi sıkıntılar sebebiyle inşaatı tamamlayamadığını, kendisinden daire alanların tümünün parasını iade etmesine rağmen yazılı bir belge vermedikleri gibi tapularını da iade etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
5.2. Davalı ... vekili 20.10.2008 havale tarihli cevap dilekçesinde; davacının amacının açılan izaleyi şüyu davası ile kıymet takdiri sonucu yapılacak olan satışı engellemek olduğunu, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gerekli olan şekil şartlarını taşımadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
5.3. Davalı ... vekili 05.11.2009 havale tarihli davaya ve bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde; yapıldığı belirtilen adi yazılı sözleşme tarihinde davacının dava konusu taşınmazda hissesinin bulunmadığını ve malik sıfatının olmadığını, davacının 1121 Ada 18 parsel sayılı taşınmazdaki 602/2400 hisseyi satış yoluyla 27.09.2000 tarihinde edindiğini, sözleşmenin şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, davacının amacının Bakırköy 9. İcra Dairesinin yapacağı satışı engellemek olduğunu, tapuya verilmiş bir şerh bulunmadığından davacının iyiniyetli hareket ettiğinden bahsedilemeyeceğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 1023. maddesi gereğince dava dışı İdris Bayır’dan satış yoluyla iktisap edilen ayni hakkın iptalini ve davacı adına tescilini talep etmenin hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
5.4. Davalı ... duruşmadaki beyanında davanın reddini savunmuştur.
5.5. Diğer davalılar usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamış ve duruşmalara katılmamıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.06.2010 tarihli ve 2008/87 E.,2010/188 K. sayılı kararı ile; alınan bilirkişi raporuna göre 16.05.1992 tarihli sözleşmeye istinaden yapı yapan müteahhit ...’ın projesiz, ruhsatsız, işlemsiz, kaçak bina yaparak istisna akdinin gereğini yerine getirmediği, tamamı kaçak olan binanın herhangi bir ekonomik değerinin bulunmadığı, sözleşmenin feshinin bu nedenle kabulünün gerektiği, davacının bir talebinin de; davalı ...’ın edimini yerine getirmeden kendisine devredilen ve diğer davalılara devrettiği hisselerin iptaline ilişkin olduğu, müteahhitten hisse alan kişilerin TMK’nın 2 ve 3. maddesindeki unsurları özellikle aramasının gerektiği, müteahhidin edimini yerine getirip getirmeyeceği hususunu öngörebilmeleri gerektiğinden, bu davalılar yönünden davanın kabulünün gerektiği, davalı ... ve ... açısından yapılan incelemede ise, celp edilen resmî akit tablolarında bu iki kişinin dava dışı İdris Bayır isimli kişiden hisse aldıkları anlaşıldığından TMK’nın 2, 3 ve 1023. maddesinin bu davalılar lehine oluştuğu, mahkemenin benzer bir dosyasında, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 20.07.2006 tarihli ve 2006/3461 E., 2006/4647 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, bu iki davalıyla ilgili açılan davanın ispat edilememesi nedeniyle reddi gerektiği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne; 16.05.1992 tarihli harici daire karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine, davacının ... ve ... aleyhlerine açmış olduğu davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden açılan tapu iptal ve tescil istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 23. Hukuk Dairesince 09.05.2012 tarihli ve 2012/1909 E.,2012/3453 K. sayılı kararı ile;
“…1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ..."ün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Davacının temyiz itirazlarına gelince;
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan tapu paylarına hak kazanabilmesi için inşaatı sözleşmesine, plan ve projesi ile imar mevzuatına uygun bir şekilde tamamlaması gerekir. Dava konusu uyuşmazlıkta ise sözleşme konusu inşaatın kaçak ve ruhsatsız olduğu ve yasal hâle getirilmesinin de mümkün bulunmadığı saptanmış bulunmaktadır. Belirtilen yasal sebeple yüklenicinin herhangi bir tapu devrine hak kazandığından bahsedilebilmesi mümkün değildir. İnşaatın devamı sırasında yükleniciye devredilen tapu payları ise avans niteliğinde olup, inşaatın kaçak olması sebebiyle daha önce tapuda yapılan pay devirlerinin haklı bir dayanağı kalmamıştır. Yükleniciden pay devralan üçüncü kişiler de, tapu devirlerinin inşaatın usulüne uygun biçimde gerçekleşmesi halinde geçerlilik kazanacağını bilmeleri gerektiğinden iyiniyetli olduklarını ileri süremezler. Bu durumda mahkemece, tapuda yükleniciden kayden pay temlik alan davalılar ... ve ..."e ait 4/120"er tapu paylarının da iptaline karar verilmesi gerekirken bu davalılara yönelik tescil isteminin reddi doğru olmamış, hükmün belirtilen sebeple bozulması uygun bulunmuştur…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Dosya kendisine gönderilen Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.07.2014 tarihli ve 2014/225 E.,2014/355 K. sayılı kararı ile; Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin benzer bir olayda vermiş olduğu 20/07/2006 tarihli ve 2006/3461 E., 2006/4647 K. sayılı kararında müteahhit olan tarafın değil bunun dışında hisse satın alan kişilerin TMK 2 ve 3. maddeleri gereğince iyi niyetli sayıldığı, ayrıca bu kişilerin TMK’nın 1023. maddesi gereğince tapunun alenilik ilkesine güvenerek işbu dosyanın taraflarından olmayan İdris Bayır’dan hisse aldıkları, İdris Bayır’ın satın aldığı tarih ile sattığı tarih arasında 2 yıl kadar süre geçtiği, bu iki davalının iyi niyetli oldukları kabul edilerek önceki karar da direnilmesine, diğer davalılar ile ilgili verilen önceki karar zımnen kesinleşmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; adi yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edimini yerine getirmeyen ve kaçak inşaat yapan yüklenicinin, arsa payını sattığı dava dışı kişiden pay temlik alan davalılar ... ve ... lehine TMK’nın 2, 3, 1023. maddelerinin uygulanma imkânı bulunup bulunmadığı, burada varılacak sonuca göre bu davalılara ait 4/120"er tapu paylarının iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Dava, sözleşmenin feshi ile tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
13. Arsa payı karşılığı kat yapım sözleşmeleri, inşaat sözleşmelerinin bir türüdür. Bu sözleşmelerde genel olarak, müteahhit (yüklenici) kendi malzemesi ile yapacağı inşaattan bir bölümü arsa sahibine vermeyi yükümlenmesine karşılık, arsa sahibi de üzerinde inşaat yapılacak arsanın belli bir payını tapuda müteahhit adına intikal ettirmeyi taahhüt eder. Bu suretle, müteahhidin yapıp teslim edeceği daireler ve bağımsız bölümlerin bedel olarak karşılığı, arsa üzerinden verilecek pay ile aynî olarak ödenmektedir. Bu tür sözleşmelerde, müteahhidin arsa sahibine vereceği bağımsız bölüm veya bölümler, arsa sahibince tahsis edilecek arsa üzerinde yapılacak inşaattan olabileceği gibi, müteahhidin (yüklenicinin) bir başka yerdeki inşaatından da olabilir. Sözleşme bu özelliğine göre, müteahhit (yüklenici) yönünden inşaat yapmak yükümlülüğü, arsa sahibi yönünden ise, tapuda pay geçirim taahhüdünü içerdiğinden, inşaat yapma ve satış vaadi olarak karmaşık, iki tipli bir nitelik taşımaktadır (Kostakoğlu, C.:İçtihatlı İnşaat Hukuku ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri, İstanbul, 2011, s.61).
14. Karma nitelik taşıyan arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinde arsa sahibi taşınmazdaki bir bölümün mülkiyetini yükleniciye geçirmek vaadinde bulunduğundan bu sözleşmenin resmî şekilde yapılması davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut uyuşmazlık bakımından dikkate alınması gereken 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun (BK) 213, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706, Noterlik Kanunu"nun 60 ve 89.,Tapu Kanunu"nun 26. maddeleri gereğince geçerlilik koşuludur. Ancak,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 E., 1988/2 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, bazı istisna hâllerin gerçekleşmesi durumunda, TMK’nın 2. maddesi gereğince zorunlu şekil koşuluna uygun şekilde yapılmayan kat karşılığı inşaat sözleşmesi de tarafları bağlayıcı nitelikte olabilmektedir. Öngörülen bu şekle uymaksızın imzalanan sözleşmelerin sonradan geçerlilik kazanması için ya tapuda pay devrinin yapılmış olması ya da ifanın tamamlanmış olması gerekir. Yine, şekil bakımından geçersiz olan bir kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre yapılan karşılıklı ve kısmi ifada da tarafların yaptıkları sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir.
15. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, tapulu taşınmazın veya tapulu taşınmaz payının devrini içermesi nedeniyle karşı tarafın kabulü yoksa tek taraflı olarak feshedilemez; feshe hâkim karar verir (Yavuz, N: Türk Borçlar Kanunu’na Göre Eser Ve Hizmet Sözleşmeleri, Ankara, 2011, s. 731).
16. Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse, iyi niyetten maksat "hakkın doğumuna engel olacak bir hususun, hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir". Belirtilen ilke, TMK’nın 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddede; "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden, iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır (Yavuz, s.775). Söz konusu kişinin gerçekten iyiniyetli olması sözleşme yaptığı tapu malikinin gerçek hak sahibi olduğuna inanması kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen gerçek hak sahibi olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesinin imkânsız olması gerekir. Bu görüşten hareketle kötü niyet iddiasının defi değil itiraz olduğu, her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece resen nazara alınacağı gerek 08.10.1991 tarihli ve 1990/4 E. 1991/13 K. sayılı inançları birleştirme kararında ve gerekse bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmiş, benimsenen bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.05.2001 tarihli ve 2001/1-422 E., 2001/434 K. sayılı kararında da kapsamlı olarak açıklanmıştır.
17. Kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre inşaat yapan müteahhidin, yaptığı işin karşılığı olan arsa payını, BK’nın 364. maddesi hükmü doğrultusunda, kural olarak arsa sahibine verilmesi gereken dairelerin teslimi anında talep hakkı doğar. Ancak taraflar yasa hükmünün aksine, arsa payının devrine ilişkin özel koşullar kararlaştırabilir. Örneğin, üzerinde inşaat yapılacak arsanın müteahhide verilmesi öngörülen payının, peşinen devri kabul edilebileceği gibi, müteahhide isabet edecek bağımsız bölümlerin kat irtifaklı arsa paylarını, inşaatın belirli aşamalarında devri de kararlaştırılabilir (Kostakoğlu, s.927). İnşaatın tamamlanmasından önce müteahhide pay devri yapılması, inşaat yapımı sırasında müteahhide gerekli olan sermayenin sağlanarak işin bir an önce bitirilmesi amacını gütmektedir. Peşinen tapuda yapılan bu pay devri bir nevi avans niteliğindedir.
18. Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri karşılıklı edimler içerdiğinden, yüklenicinin peşinen kendisine devredilen tapuya hak kazanabilmesi için sözleşmede açık bir hüküm bulunmadıkça kendi edimini yüklendiği özen borcu uyarınca kanuna, sözleşme hükümlerine fen ve sanat kurallarına uygun olarak ifa etmiş olması gerekmektedir. Eş söyleyişle yüklenici edimini tam olarak yerine getirdiğinde, kendi adına düşen bağımsız bölümlerin tescilini isteyebilecektir.Yükleniciden pay satın alan üçüncü kişiler de yüklenicinin halefi olduklarından ancak, yüklenici edimi tam olarak yerine getirip tapuyu almaya hak kazandığı takdirde hak sahibi olacaklardır. Nitekim yüklenici edimini yerine getirmediği takdirde arsa sahibine sözleşmenin feshi ile devredilen tapunun iptalini isteme hakkı doğmaktadır. Zira ani edimli türden olan eser sözleşmeleri kural olarak geriye etkili olarak sonuç doğurmaktadır (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 25.01.1984 tarihli ve 1983/3 E., 1984/1 K. sayılı kararında da kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin kendi kusuruyla işi muayyen bir zamanda bitirmeyerek temerrüde düşmesi hâlinde, uyuşmazlığın kural olarak BK’nın 106-108. maddeleri gereğince çözümlenmesi gerektiği, ancak olayın niteliği ve özelliği haklı gösteriyorsa TMK’nın 2. maddesi uyarınca sözleşmenin ileriye etkili sonuç doğuracağına karar vermek gerektiği belirtilmiştir).
19. İnşaatın kısa sürede tamamlanması amacıyla inşaatın başında bu sözleşme uyarınca tapuda devir yapılmasına rağmen, yüklenici edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeden dönüldüğünde artık tapuda yapılan devrin sebebi ortadan kalkacak ve kayıt yolsuz tescile dönüşecektir. Avans niteliğindeki bu paylar, yüklenici temerrüde düştüğünde arsa sahibi tarafından geri istenebilir ve yüklenici ile bağımsız bölüm almak üzere sözleşme yapan üçüncü kişiler, tapuda yapılan devre rağmen bu payları arsa sahibine iade etmek zorundadır. Bu durumda üçüncü kişiler için TMK’nın 1023. maddesi uygulanamaz. Zira üçüncü kişiler yüklenicinin halefidir. Bu sözleşmenin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden yapıldığını, yüklenici inşaatı tamamladığında bağımsız bölümü alabileceğini bilirler veya bilmeleri gerekir. Bu sebeple TMK’nın 1023 hükmünün uygulanması için aranan iyiniyet şartı, üçüncü kişi açısından gerçekleşmez Nitekim Anayasa Mahkemesi 2014/12321 başvuru numaralı ve 20.07.2017 tarihli kararında da bu durumda yükleniciden tapuda devir suretiyle pay alan üçüncü kişilerin mülkiyet haklarının ihlal edilmediğine karar vermiştir.
20. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı yüklenici ... arasında 16.05.1992 tarihli adi yazılı daire karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Varlığı inkâr edilmeyen bu sözleşme gereğince davacının taşınmazdaki hissesi davalı yükleniciye 17.10.1994 tarihinde devir ve temlik edilerek sözleşme geçerli ve tarafları bağlayıcı hâle gelmiştir. Yüklenici tarafından taşınmaz üzerindeki paylar yapılan sözleşmeye özgülenerek üçüncü kişi olan davalılara devredilmiştir. Davacı tarafça yüklenicinin kaçak, ruhsatsız yapı yaptığı ve inşaatı yarım bıraktığı öne sürülerek sözleşmenin geriye etkili olarak feshi ve devredilen payların iptali talep edilmiş olup davalı yüklenici, rahatsızlığı sebebiyle inşaatı yarım bıraktığını belirtmiş, sözleşme konusu inşaatın kaçak, ruhsatsız olduğu ve yasal hâle getirilmesinin de mümkün bulunmadığı, ekonomik değerinin de bulunmadığı saptanmıştır. Yerel mahkemece, yüklenici edimini yerine getirmediğinden sözleşmenin feshinin gerektiği, yükleniciden pay alan üçüncü kişilerin yüklenicinin edimini yerine getirip getiremeyeceğini öngörmeleri gerektiğinden bu davalılar hakkında TMK’nın 1023. maddesine dayanılamayacağı, ancak davalı ... ve ...’in yüklenicinin payını devrettiği dava dışı İdris Bayır isimli kişiden hisseleri devraldıklarından TMK’nın 2., 3 ve 1023. maddesinin bu iki davalının lehine oluştuğu belirtilmiştir. Yüklenici sözleşmeye göre özgülenen payı dava dışı İdris Bayır’a 24.10.1994 tarihinde devretmiş, hisseler davalı ... ve ... tarafından 10.06.1996 tarihinde devralınmıştır. Bu iki davalının henüz inşaat aşamasındaki binadan sözleşmeye göre özgülenen bağımsız bölümü almak amacıyla pay aldığı olayları gelişim sürecinden açıkça anlaşılmaktadır. Yarım bırakılan bu inşaatla ilgili olarak çok basit bir incelemeyle dahi arsanın yükleniciye ait olmadığı anlaşılabilecek durumdadır. Zira henüz tamamlanmamış inşaatta pay satın alan bir kimsenin, inşaatı görmemesi, gerçek malikin ve satan kişinin kim olduğunu bilmemesi mümkün değildir. Eş söyleyişle bu iki davalı, araya dava dışı üçüncü kişi girse dahi alıcının, arsanın gerçekte yükleniciye ait olmadığını, kat karşılığı ona bu payın verildiğini, yüklenicinin edimini yerine getirmemesi hâlinde kendisine bırakılan bağımsız bölümler ve arsa paylarında hakkının doğmayacağını bilmekte ve bilebilecek durumda olduklarından arsa maliki tarafından avans olarak verilen arsa payının iptal edileceği riskini göze alarak tapuyu devralmaktadır. Hakkında iyiniyet iddiası ileri sürülemeyeceği gibi TMK’nın 1023.maddesinin de uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Sözleşme yüklenicinin edimini yerine getirmemesi nedeniyle geriye etkili olarak feshedildiğinden, mahkemece davalılar ... ve ..."e ait 4/120"er tapu paylarının da iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
IV. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Makaleler | Ceza Hukuku Avukat Uğur Azap Antalya Hukuk Ofisi
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/240 Esas 2020/43 Karar Sayılı İlamıHukuk Genel KuruluEsas No: 2018/240Karar No: 2020/43Karar Tarihi: 21.01.2020Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/240 Esas 2020/43 Karar Sayılı İlamıHukuk Genel Kurulu 2018/240 E. , 2020/43 K."İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi1. Taraflar arasındaki “sözleşmenin feshi, tapu iptal ve... +Devamını oku
-
Suça teşebbüs nedir?Suça teşebbüs, failin suçu işlemeye başlaması ancak kendi iradesi dışında tamamlayamamasıdır. Bu durumda, fail tamamlanmış suçtan daha az ceza alır.
-
Hürriyete Karşı SuçlarTehditTCK Madde 106(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan 44 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “altı aydan iki” ibaresi “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiştir. 45 18/6/2014 tarihli ve... +Devamını oku
-
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkenceCeza kanunu Madde 95- (1) İşkence fiilleri, mağdurun;a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,b) Konuşmasında sürekli zorluğa,c) Yüzünde sabit ize,d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,Neden olmuşsa, yukarıdaki Ceza kanunu Maddeye göre belirlenen ceza,... +Devamını oku
-
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmeMadde 281- (1) Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez.(2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından... +Devamını oku
-
Cebir TCK Madde 108(1) Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK Madde 109(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden... +Devamını oku
-
Malvarlığına Karşı SuçlarHırsızlıkTCK Madde 141 Hırsızlık(1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.(2) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)Nitelikli hırsızlıkNitelikli hırsızlık TCK Madde 142(1) Hırsızlık suçunun;a) Kime ait olursa olsun... +Devamını oku
-
Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirmeMadde 244- (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile... +Devamını oku
-
Nitelikli hırsızlıkNitelikli hırsızlık TCK Madde 142(1) Hırsızlık suçunun;a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,b) (Mülga: 18/6/2014-6545/62 md.)c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,d) Bir... +Devamını oku
-
Askerî komutanlıkların gasbıMadde 317- (1) Kanunen yetkili olmadıkları veya Devlet tarafından memur edilmedikleri halde, bir asker kıtasının veya donanmasının veya savaş gemisinin veya savaş hava filosunun veya bir kale veya müstahkem mevkiin veya bir askerî üssün veya tesisin, bir liman veya şehrin komutasını alanlara müebbet hapis cezası verilir.(2) Kanunen yetkili olmaları veya Devlet... +Devamını oku
-
Hırsızlık Suçu: TCK m.142 Kapsamında Hukuki ve Cezai DeğerlendirmeTürk Ceza Kanunu’nun 142. maddesi, hırsızlık suçunu düzenleyen ana hüküm olup, bu suç, başkasının malını haksız olarak almayı ve bu şekilde malvarlığına zarar verme fiilini kapsar.TCK m.142/1’de, “bir kimsenin malını haksız olarak alma” suçu tanımlanmış ve bu suçun cezası, hapis cezası ile belirlenmiştir. Hırsızlık suçu, toplumda... +Devamını oku
-
Yabancı devlet bayrağına karşı hakaretMadde 341- (1) Resmen çekilmiş olan yabancı devlet bayrağını veya diğer egemenlik alametlerini alenen tahkir eden kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Bu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması, ilgili devletin şikayetine bağlıdır.
-
Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşmaMadde 307- (1) Devletin silahlı kuvvetlerine ait olan veya hizmetine verilmiş bulunan kara, deniz ve hava ulaşım araçlarını, yolları, müesseseleri, depoları ve diğer askerî tesisleri, bunlar henüz tamamlanmamış bulunsalar bile, kısmen veya tamamen tahrip eden veya geçici bir süre için olsa bile kullanılmayacak hale getiren... +Devamını oku
-
Karşılıklılık koşuluCeza kanunu Madde 343- (1) Bu bölümde yazılı hükümlerin uygulanması, karşılıklılık koşuluna bağlıdır.
-
Şerefe Karşı Suçlar Türk Ceza KanunuHakaretTCK Madde 125(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...)50 veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç... +Devamını oku
-
Şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılmasını gerektiren sebeplerMadde 273- (1) Kişinin;a) Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması,b) Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması,Halinde, verilecek cezada indirim... +Devamını oku
-
Malvarlığına Karşı SuçlarHırsızlıkYağma TCK Madde (TCK 148)(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla... +Devamını oku
-
Görevi yaptırmamak için direnme Madde 265(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden... +Devamını oku
-
Suç işlemeye tahrikMadde 214- (1) Suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak, birbirini öldürmeye tahrik eden kişi, onbeş yıldan yirmidört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(3) Tahrik konusu suçların işlenmesi halinde, tahrik eden kişi, bu suçlara azmettiren... +Devamını oku
-
İki Kişi Arasındaki Özel Mesajın “Arkadaş Ortamında Gösterilmesi”: Dar Senaryo Üzerinden Ayrıntılı Hukuki AnalizI. Senaryonun ÇerçevesiA ile B arasında WhatsApp üzerinden özel nitelikli mesajlaşmalar yapılmaktadır. İlişkinin bozulması sonrası B, bu yazışmaların ekran görüntüsünü alarak 4–5 kişilik bir arkadaş ortamında (örneğin bir ev buluşmasında veya küçük bir WhatsApp grubunda) A’nın rızası... +Devamını oku
-
Kanuna aykırı eğitim kurumuMadde 263 (Mülga – 17/4/2013-6460/13 md.)Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanmaMadde 264- (1) Bir rütbe veya kamu görevinin veya mesleğin, resmi elbisesini yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giyen veya hakkı olmayan nişan veya madalyaları takan kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Elbisenin sağlayacağı kolaylık ve... +Devamını oku
-
Malvarlığına Karşı SuçlarHırsızlıkTCK Madde 141 Hırsızlık(1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.(2) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)Nitelikli hırsızlıkNitelikli hırsızlık TCK Madde 142(1) Hırsızlık suçunun;a) Kime ait olursa olsun kamu kurum... +Devamını oku
-
DilencilikMadde 229- (1) Çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bu suçun üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımları ya da eş tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.(3) Bu suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş... +Devamını oku
-
Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetkiMADDE 14(1) Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenir.(2) Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilir.(3) Bu... +Devamını oku
-
İnsan ticaretiCeza kanunu Madde 80- (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/3 md.) Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek... +Devamını oku
-
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Suçu: TCK m.188 Kapsamında Hukuki ve Cezai DeğerlendirmeTürk Ceza Kanunu’nun 188. maddesi, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu kapsamlı biçimde düzenlemekte olup, bu madde uyarınca uyuşturucu satmak, en ağır cezalara tabi suçlardan biridir. TCK m.188/1’e göre, “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti yapan kişi, 10 yıldan az olmamak... +Devamını oku
-
ŞantajTCK Madde 107(1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14 md.) Kendisine veya başkasına yarar... +Devamını oku
-
Mal veya hizmet satımından kaçınmaMadde 240- (1) Belli bir mal veya hizmeti satmaktan kaçınarak kamu için acil bir ihtiyacın ortaya çıkmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
-
Koruma, Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün İhlâliTerkCeza kanunu Madde 97- (1) Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse,... +Devamını oku
-
Askerî yasak bölgelere girmeMadde 332- (1) Devletin askerî yararı gereği girilmesi yasaklanmış olan yerlere, gizlice veya hile ile girenlere iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiil, savaş zamanında işlenirse faile üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
-
Nitelikli Yağma Suçu: Türk Ceza Hukuku Açısından İncelemeYağma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 148. ve 149. maddelerinde düzenlenmiş olup malvarlığına karşı işlenen en ağır suçlardan biridir.TCK m.148’e göre, bir kişi başkasının taşınır malını, cebir veya tehdit kullanarak teslim alır ya da alınmasına katlanmasını sağlarsa yağma suçunu işlemiş olur.Bu suç, hırsızlık ile kasten yaralama veya tehdit... +Devamını oku
-
Antalya Avukat Uğur Azap Hukuk Bürosu, kişilerin ve kurumların karşılaştıkları hukuki meselelerin yürürlükteki mevzuat doğrultusunda incelenmesi, hukuki durumlarının açıklanması ve gerekli işlemlerin takip edilmesi amacıyla hizmet vermektedir. Büronun çalışma anlayışında hukukun üstünlüğü, mesleki bağımsızlık, gizlilik, dürüstlük ve özen ilkeleri esas alınmaktadır.Hukuki bir uyuşmazlığın sağlıklı... +Devamını oku
-
İşkence ve EziyetİşkenceCeza kanunu Madde 94- (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/4 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt... +Devamını oku
-
IBAN Kiralamanın Cezası ve Savunma Süreçleri – Türk Ceza Hukuku Açısından Akademik İnceleme1. GirişGünümüzde dijital bankacılığın yaygınlaşması ile birlikte, bankacılık sistemleri suç örgütleri tarafından da istismar edilmeye başlanmıştır. Bu istismarın başlıca örneklerinden biri, "IBAN kiralama" olarak bilinen ve bireylerin banka hesaplarının üçüncü kişilerce kullanılmasıdır. Özellikle... +Devamını oku
-
İnsan üzerinde deneyTCK Madde 90(1) İnsan üzerinde bilimsel bir deney yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) İnsan üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için;a) Deneyle ilgili olarak yetkili kurul veya makamlardan gerekli iznin alınmış olması,31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu madde... +Devamını oku
-
Kamu görevlisinin ticareti Madde 259(1) Yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak, bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
-
Çocukların cinsel istismarıCeza kanunu Madde 103- (Değişik: 18/6/2014-6545/59 md.)(1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/13... +Devamını oku
-
Telefon Numarası, Adres veya Fotoğraf Paylaşmanın CezasıBir kişinin telefon numarasını, ev adresini veya tanınmasını sağlayan fotoğrafını rızası dışında başkalarına vermek ya da internette yayımlamak, paylaşımın hukuka aykırı olması hâlinde suç oluşturabilir. Bu davranışlar özellikle Türk Ceza Kanunu’nun 135 ve 136. maddeleri kapsamında değerlendirilir.TCK m.135 kişisel verilerin hukuka aykırı... +Devamını oku
-
Suçun unsurları nelerdir?Suçun unsurları, kanuni unsur, maddi unsur ve manevi unsurdur. Kanuni unsur, suçun yasada tanımlanmış olmasıdır. Maddi unsur, suçun fiilen işlenmesidir. Manevi unsur ise failin kusurlu olmasıdır.Kusur nedir?Kusur, failin suçu işlerken bilinçli ve iradi davranmasıdır. Kast ve taksir olarak ikiye ayrılır. Kast, suçu bilerek ve isteyerek işlemektir. Taksir ise dikkat ve özen... +Devamını oku
-
Ceza Mahkemelerinde Sık Görülen Davalar Nelerdir?Asliye ceza mahkemelerinde görülen, TCK’da düzenlenmiş aşağıdaki suçlarla ilgili davalarla ilgilenirler:Bilgileri halka açık kaynaklardan ve yapay zeka kaynaklı bilgilerden derledik.Yağma (Gasp) suçu (TCK md. 148, 149),Kasten adam öldürme suçu (TCK md. 81, 82),Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (TCK md. 87/4),Taksirle ölüme neden olma (TCK... +Devamını oku
-
Görevi yaptırmamak için direnme Madde 265(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden... +Devamını oku
-
Şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılmasını gerektiren sebeplerMadde 273- (1) Kişinin;a) Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması,b) Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması,Halinde, verilecek cezada indirim... +Devamını oku
-
Düşman devlete maddi ve mali yardımMadde 308- (1) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin savaş halinde olduğu devlete, savaşta Türkiye Cumhuriyeti Devletinin aleyhine kullanılabilecek her türlü eşyayı karşılıklı veya karşılıksız, doğrudan veya dolaylı olarak veren vatandaş, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu hüküm, Türkiye'de oturan yabancı hakkında da uygulanır.(2) Savaş... +Devamını oku
-
Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı SuçlarHaberleşmenin gizliliğini ihlalMadde 132( 1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa... +Devamını oku
-
Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf Madde 261(1) İlgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olduğunu bilerek, kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde, karşılık ödenmek suretiyle de olsa, zorla tasarrufta bulunan kamu görevlisi, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
-
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlaliMadde 233- (1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan... +Devamını oku
-
Kötü muameleCeza kanunu Madde 232- (1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan... +Devamını oku
-
Ceza Kanunu Nitelikli dolandırıcılık Madde 158(1) Dolandırıcılık suçunun;a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin... +Devamını oku
-
Telefon Numarası, Adres veya Fotoğraf Paylaşmanın CezasıBir kişinin telefon numarasını, ev adresini veya tanınmasını sağlayan fotoğrafını rızası dışında başkalarına vermek ya da internette yayımlamak, paylaşımın hukuka aykırı olması hâlinde suç oluşturabilir. Bu davranışlar özellikle Türk Ceza Kanunu’nun 135 ve 136. maddeleri kapsamında değerlendirilir.TCK m.135 kişisel verilerin hukuka aykırı... +Devamını oku
-
Cinsel taciz; bir kişinin vücut dokunulmazlığı ihlal edilmeden, cinsel amaçla rahatsız edilmesidir. Bu nedenle cinsel içerikli sözler söylemek, mesaj göndermek, ahlaka aykırı cinsel teklifte bulunmak veya istenmeyen cinsel görüntüler paylaşmak TCK m.105 kapsamında suç oluşturabilir. Fiziksel temas bulunması ise eylemin cinsel saldırı veya çocuğun cinsel istismarı olarak değerlendirilmesine neden... +Devamını oku
-
Adli Para Cezası Nedir? (TCK md. 52)Kanuni Düzenleme ve Uygulamadaki YeriGirişCeza hukukunun temel amaçlarından biri, toplum düzenini koruyacak şekilde suç işlenmesini önlemek ve işlenen suçlara orantılı ve etkili yaptırımlar uygulamaktır. Bu yaptırımlardan biri de adli para cezasıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 52. maddesi, adli para cezasının kapsamı, hesaplanması, ödenme şekli ve sonuçları gibi... +Devamını oku
Страницы
- « первая
- ‹ предыдущая
- …
- 5
- 6
- 7
- 8
- 9
- 10
- 11
- 12
- 13
- …
- следующая ›
- последняя »