Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar

Bu makaleler, toplumsal faydayı gözeten bilimsel bir yaklaşım çerçevesinde hazırlanmış olup, ileride referans teşkil etmesi amacıyla kurumsal arşivimizi oluşturmak için yazılmaktadır. Avukat meslektaşlarımız kaynak göstermek şartıyla kullanabilirler.

Toplam 2 konu bulundu

Cinsel Saldırı ve Tecavüz Suçunun Cezası Nedir? — TCK m.102

Cinsel saldırı suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suç; bir kişinin rızası dışında gerçekleştirilen cinsel davranışlarla vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesiyle oluşur.

Halk arasında kullanılan “tecavüz” kelimesi, Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç adı değildir. Vücuda organ veya başka bir cisim sokulması şeklinde gerçekleştirilen eylemler, TCK m.102/2 kapsamında cinsel saldırı suçunun daha ağır cezayı gerektiren biçimini oluşturur.

Cinsel Saldırı Suçu Nedir?

Cinsel saldırı suçunun oluşabilmesi için cinsel amaç taşıyan davranışın mağdurun vücuduna temas ederek gerçekleştirilmesi gerekir. Mağdurun rızasının bulunmaması suçun temel unsurlarındandır.

Öpme, elleme, sarılma veya cinsel amaçla vücudun belirli bölgelerine dokunma gibi davranışlar, olayın özelliklerine göre cinsel saldırı olarak değerlendirilebilir.

Fiziksel temas bulunmadan gerçekleştirilen cinsel içerikli söz, mesaj veya davranışlar ise şartları varsa TCK m.105’te düzenlenen cinsel taciz suçunu oluşturabilir.

Basit Cinsel Saldırının Cezası Nedir?

TCK m.102/1 uyarınca cinsel davranışlarla bir kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Bu düzenleme kapsamında adli para cezası seçeneği bulunmamaktadır. Ancak mahkeme, suçun işleniş biçimini ve somut olayın özelliklerini dikkate alarak kanundaki sınırlar içinde temel cezayı belirler.

Sarkıntılık Düzeyinde Cinsel Saldırının Cezası

Cinsel saldırı oluşturan davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

Sarkıntılık; genellikle kısa süreli, ani ve devamlılık göstermeyen cinsel davranışları ifade eder. Ancak bir eylemin sarkıntılık mı yoksa daha ağır nitelikte cinsel saldırı mı olduğu yalnızca süresine göre belirlenmez. Davranışın niteliği, yoğunluğu, mağdur üzerindeki etkisi ve olayın gerçekleşme biçimi birlikte değerlendirilir.

Tecavüz Suçunun Cezası Nedir?

Halk arasında “tecavüz” olarak adlandırılan fiil, TCK m.102/2’de düzenlenen vücuda organ veya başka bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen cinsel saldırıdır.

Bu durumda fail hakkında on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmedilir. Kanunda yalnızca alt sınır belirtilmiştir. Süreli hapis cezasının genel üst sınırı ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ceza mahkeme tarafından belirlenir.

Fiilin cinsel organla gerçekleştirilmesi şart değildir. Mağdurun vücuduna başka bir organın veya cismin sokulması da TCK m.102/2 kapsamında değerlendirilebilir.

Eşe Karşı Cinsel Saldırı Suç Olur mu?

Evlilik, eşlerden birine diğer eşin bedeni üzerinde sınırsız tasarruf hakkı vermez. Eşin rızası dışında gerçekleştirilen cinsel davranışlar da cinsel saldırı suçunu oluşturabilir.

Vücuda organ veya başka bir cisim sokulması şeklindeki cinsel saldırının eşe karşı işlenmesi hâlinde soruşturma ve kovuşturma mağdur eşin şikâyetine bağlıdır.

Dolayısıyla evlilik ilişkisi suçun oluşmasını engellemez. Eşin açık veya örtülü biçimde rıza göstermemesi ya da rızasını geri çekmesi durumunda cinsel davranışın sürdürülmesi hukuka uygun kabul edilmez.

Cinsel Saldırı Suçunda Cezayı Artıran Durumlar

TCK m.102/3 uyarınca cinsel saldırı suçunun aşağıdaki şekillerde işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır:

  • Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi,
  • Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması,
  • Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı bulunan kişiye karşı işlenmesi,
  • Üvey baba, üvey anne, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi,
  • Silahla işlenmesi,
  • Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi,
  • İnsanların toplu olarak yaşamak zorunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan yararlanılması.

Örneğin failin mağdurun amiri, işvereni, bakıcısı veya üzerinde nüfuz sahibi bir kişi olması, somut olayın şartlarına göre cezanın artırılmasına neden olabilir.

Birden Fazla Kişinin Birlikte İşlemesi

Cinsel saldırının birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi nitelikli hâl kabul edilir ve ceza yarı oranında artırılır.

Birlikte işleme değerlendirilirken her kişinin suçun gerçekleştirilmesine nasıl katıldığı araştırılır. Failin yalnızca olay yerinde bulunması tek başına yeterli değildir. Suça iştirak iradesi ve gerçekleştirilen hareketler somut delillerle belirlenir.

Silahla Cinsel Saldırının Cezası

Suçun silahla işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Silahın mutlaka kullanılması veya mağdurun yaralanmasına neden olması gerekmez. Silahın mağdurun direncini kırmak, korkutmak veya kaçmasını engellemek amacıyla kullanılması da nitelikli hâl kapsamında değerlendirilebilir.

Silahın ayrıca tehdit veya yaralama amacıyla kullanılması durumunda başka suçların oluşup oluşmadığı da değerlendirilir.

Mağdur Yaralanırsa Ayrıca Ceza Verilir mi?

Cinsel saldırı sırasında kullanılan cebir ve şiddetin, kasten yaralama suçunun ağır sonuçlarına neden olması hâlinde fail hakkında ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.

Her cinsel saldırıda eylemin doğasında bulunan zor kullanma nedeniyle otomatik olarak ayrıca yaralama cezası verilmez. Ancak kullanılan şiddet, cinsel saldırının gerçekleştirilmesi için gerekli kabul edilebilecek seviyeyi aşmış ve mağdurda ağır yaralanmaya neden olmuşsa ayrıca cezalandırma gündeme gelir.

Cinsel Saldırı Sonucunda Ölüm veya Bitkisel Hayat

Suç sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi hâlinde fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilir.

Bu sonucun cinsel saldırı fiiliyle bağlantılı olması gerekir. Mağdurun ölümü veya bitkisel hayata girmesi ile gerçekleştirilen saldırı arasındaki nedensellik bağı adli raporlar ve diğer delillerle değerlendirilir.

Mağdur Çocuksa Hangi Kanun Maddesi Uygulanır?

Cinsel saldırı suçunun mağduru kural olarak on sekiz yaşını tamamlamış kişidir. Cinsel davranışın çocuğa karşı gerçekleştirilmesi durumunda eylem, olayın özelliklerine göre TCK m.103’te düzenlenen çocuğun cinsel istismarı kapsamında değerlendirilir.

Çocuklara yönelik cinsel eylemlerde yaş, algılama yeteneği, cebir, tehdit ve hile kullanılıp kullanılmadığı gibi hususlar suçun hukuki niteliğinin belirlenmesinde önemlidir.

Rıza Varsa Cinsel Saldırı Suçu Oluşur mu?

Hukuken geçerli bir rızanın bulunması durumunda cinsel saldırı suçu oluşmaz. Ancak rızanın kişinin özgür iradesine dayanması gerekir.

Tehdit, cebir, korkutma, uyuşturucu madde etkisi, bilinç kaybı veya kişinin kendisini savunamayacak durumda olması hâlinde verilen görünürdeki kabul hukuken geçerli rıza sayılmayabilir.

Başlangıçta rıza gösterilmiş olması da kişinin bu rızayı daha sonra geri çekmesine engel değildir. Rıza geri çekildiği hâlde cinsel davranışın sürdürülmesi suç oluşturabilir.

Cinsel Saldırı Suçunda Şikâyet Süresi

TCK m.102/1 kapsamında kalan temel cinsel saldırı ve sarkıntılık fiilleri mağdurun şikâyetine bağlıdır. TCK m.73 uyarınca şikâyet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır.

Vücuda organ veya başka bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen cinsel saldırı kural olarak şikâyete bağlı değildir ve resen soruşturulur. Ancak bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde soruşturma ve kovuşturma mağdur eşin şikâyetine bağlıdır.

Şikâyete bağlı olmayan nitelikli hâllerde, suçun yetkili makamlar tarafından öğrenilmesi üzerine resen soruşturma başlatılabilir.

Cinsel Saldırı Şikâyeti Nasıl Yapılır?

Şikâyet veya ihbar;

  • Cumhuriyet başsavcılığına,
  • Polis merkezine veya
  • Jandarma birimine

yapılabilir.

Mağdur doğrudan ceza davası açmaz. Olayın bildirilmesinden sonra soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülür. Toplanan delillerin yeterli şüphe oluşturması hâlinde iddianame düzenlenerek görevli ceza mahkemesinde kamu davası açılır.

CMK m.234 uyarınca cinsel saldırı mağduru, belirli koşullarda baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme hakkına sahiptir.

Cinsel Saldırı Suçunda Uzlaştırma Var mı?

Cinsel saldırı, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardandır. CMK m.253/3 gereğince cinsel saldırı suçunda uzlaştırma uygulanmaz.

Suçun şikâyete bağlı olan temel biçimi bakımından da dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez. Şikâyetten vazgeçmenin hukuki sonucu ise suçun şikâyete bağlı olup olmamasına göre değişir.

Cinsel Saldırı Suçu Nasıl İspatlanır?

Cinsel saldırı iddiasında bütün deliller birlikte değerlendirilir. Somut olaya göre kullanılabilecek deliller şunlardır:

  • Mağdur ve şüpheli beyanları,
  • Adli muayene raporları,
  • Biyolojik bulgular ve kriminal incelemeler,
  • Kamera kayıtları,
  • Mesajlar ve dijital yazışmalar,
  • Telefon ve konum kayıtları,
  • Tanık anlatımları,
  • Olay sonrasında yapılan başvurular,
  • Yırtılmış veya üzerinde biyolojik bulgu bulunan kıyafetler,
  • Hastane ve psikolojik değerlendirme kayıtları.

Fiziksel bulgu bulunmaması tek başına suçun gerçekleşmediğini göstermez. Aynı şekilde yalnızca bir iddianın bulunması da otomatik olarak mahkûmiyet sonucunu doğurmaz. Ceza mahkemesi bütün delilleri birlikte değerlendirerek suçun sabit olup olmadığına karar verir.

Delillerin değiştirilmeden korunması, mesajların silinmemesi ve hukuka aykırı yöntemlerle delil elde edilmemesi önemlidir.

Her olay; mağdurun yaşı, tarafların ilişkisi, rızanın bulunup bulunmadığı, eylemin niteliği ve mevcut deliller dikkate alınarak ayrı değerlendirilir. Bu metin genel bilgilendirme amacı taşımakta olup somut bir olay hakkında hukuki görüş niteliğinde değildir.

18 Yaşından Küçük Biriyle Cinsel İlişkinin Cezası — TCK m.104

18 Yaşından Küçük Biriyle Cinsel İlişkinin Cezası

18 yaşından küçük biriyle cinsel ilişkinin cezası, çocuğun 15 yaşını tamamlayıp tamamlamadığına, fiilin rızaya dayanıp dayanmadığına ve taraflar arasındaki ilişkiye göre değişir. Her olay doğrudan TCK m.104 kapsamında değerlendirilmez.

Yaşa Göre Hangi Kanun Maddesi Uygulanır?

Durum Uygulanabilecek hüküm Temel sonuç
Çocuk 15 yaşını tamamlamamışsa TCK m.103 Rıza bulunduğu iddiası fiili hukuka uygun hâle getirmez.
Çocuk 15 yaşını tamamlamış ancak fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemişse TCK m.103 Çocuğun açıkladığı rıza geçerli kabul edilmez.
Çocuk 15 yaşını tamamlamış fakat 18 yaşını doldurmamışsa; cebir, tehdit veya hile yoksa TCK m.104 Şikâyet üzerine 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gündeme gelir.
15–17 yaş grubundaki çocuğa karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden varsa TCK m.103 Çocuğun cinsel istismarı hükümleri uygulanır.
Kişi 18 yaşını doldurmuşsa TCK m.104 uygulanmaz Fiilin özelliklerine göre başka suçlar oluşabilir.

İlgili düzenlemeler 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 ve 104. maddelerinde bulunmaktadır.

TCK m.104 Kapsamında Suçun Cezası Nedir?

TCK m.104/1’e göre cebir, tehdit ve hile olmaksızın, 15 yaşını tamamlamış fakat 18 yaşını doldurmamış çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Bu suçun oluşabilmesi için:

  • Mağdurun 15 yaşını tamamlamış ve 18 yaşını doldurmamış olması,
  • Kanundaki anlamıyla cinsel ilişkinin gerçekleşmesi,
  • Cebir, tehdit veya hile bulunmaması gerekir.

Sadece sevgili olmak, buluşmak, mesajlaşmak veya flört etmek tek başına TCK m.104’teki suçu oluşturmaz. Bununla birlikte cinsel içerikli mesajlar, görüntüler veya başka davranışlar olayın özelliklerine göre TCK m.103, 105, 134 ya da 226 kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.

15 Yaşından Küçük Çocuğun Rızası Geçerli midir?

TCK m.103 bakımından 15 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, çocuğun cinsel istismarı kapsamında değerlendirilir. Çocuğun:

  • İlişkiye rıza gösterdiğini söylemesi,
  • Tarafların sevgili olması,
  • Ailenin ilişkiyi bilmesi veya onaylaması,
  • Tarafların daha sonra evlenmek istemesi

fiili hukuka uygun hâle getirmez.

TCK m.103’te cinsel istismarın temel cezası 8 yıldan 15 yıla kadar hapis, davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde ise 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıdır. Mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması durumunda cezanın alt sınırı ayrıca yükselmektedir.

Fiilin vücuda organ veya başka bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde ceza 16 yıldan az olamaz. Mağdur 12 yaşını tamamlamamışsa ceza 18 yıldan az olamaz.

15–17 Yaş Arasındaki Çocuğun Rızası Cezayı Kaldırır mı?

Hayır. TCK m.104’ün temel şekli zaten cebir, tehdit ve hile bulunmayan cinsel ilişkiyi düzenlemektedir. Bu nedenle çocuğun ilişkiye rıza göstermiş olması, fiilin otomatik olarak cezasız kalmasını sağlamaz.

Ancak 15–17 yaş grubundaki çocuğun iradesi;

  • Cebir,
  • Tehdit,
  • Hile,
  • Alkol veya uyuşturucu etkisi,
  • Uyku veya bilinç kaybı,
  • Baskı, korku ya da bağımlılık ilişkisi,
  • İradeyi etkileyen başka bir nedenle

ortadan kaldırılmış veya etkilenmişse olay TCK m.104 yerine daha ağır cezalar öngören TCK m.103 kapsamında çocuğun cinsel istismarı olarak değerlendirilebilir.

Ayrıca çocuk 15 yaşını tamamlamış olsa bile fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemişse yine TCK m.103 uygulanır.

Evlenme Yasağı Bulunan Kişiyle İlişkinin Cezası

TCK m.104/2’ye göre suçun, mağdurla arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde ceza 10 yıldan 15 yıla kadar hapistir. Bu durumda mağdurun şikâyeti aranmaz.

Türk Medeni Kanunu m.129 kapsamında evlenme yasağı bulunan kişiler arasında özellikle şunlar yer alır:

  1. Üstsoy ile altsoy,
  2. Kardeşler,
  3. Amca, dayı, hala veya teyze ile yeğen,
  4. Evlat edinen ile evlatlık ve kanunda belirtilen yakınlar,
  5. Evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu.

Bu kişiler bakımından “çocuk rıza gösterdi” savunması şikâyet şartını veya cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Bakım ve Gözetim Yükümlülüğü Bulunan Kişinin Cezası

Suçun;

  • Evlat edinme öncesinde çocuğun bakımını üstlenen kişi veya
  • Koruyucu aile ilişkisi kapsamında çocuğu koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi

tarafından işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz. TCK m.104/3 gereğince 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası uygulanır.

Fail de 18 Yaşından Küçükse Ne Olur?

TCK m.104’te failin mutlaka yetişkin olması gerektiğine ilişkin açık bir şart bulunmamaktadır. Bu nedenle tarafların ikisinin de 18 yaşından küçük olması, olayın kendiliğinden cezasız kalacağı anlamına gelmez.

Bununla birlikte çocukların ceza sorumluluğu TCK m.31’e göre ayrıca değerlendirilir:

  1. Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur.
  2. 12–15 yaş grubunda algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği araştırılır.
  3. 15–18 yaş grubunda çocuklara özgü ceza indirimi uygulanır.

Her iki tarafın da çocuk olduğu olaylarda tarafların yaşları, fiilin niteliği, kimin hangi davranışı gerçekleştirdiği ve iradeyi etkileyen bir durum bulunup bulunmadığı birlikte incelenir.

“Yaşını 18 Söyledi” Savunması Cezayı Kaldırır mı?

Mağdurun yaşını büyük söylediği iddiası tek başına otomatik olarak cezasızlık sağlamaz. TCK m.30’daki hata hükümleri kapsamında failin yaş konusunda gerçekten hataya düşüp düşmediği ve bu hatanın kastı etkileyip etkilemediği somut delillerle değerlendirilir.

Mesaj kayıtları, tarafların tanışma şekli, okul bilgileri, sosyal medya paylaşımları ve failin mağdurun gerçek yaşını öğrenebileceği koşullar dikkate alınabilir.

Şikâyet Süresi Ne Kadardır?

TCK m.104/1 kapsamındaki temel suçun soruşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır. TCK m.73’e göre şikâyet süresi, şikâyet hakkı bulunan kişinin fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır.

Mağdur çocuk olduğunda şikâyet hakkının kullanılması ve kanuni temsil konusu; çocuğun yaşı, temsil ilişkisi ve olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.

TCK m.104/2 ve m.104/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde ise şikâyet aranmaz. Savcılık suçu öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma başlatabilir. TCK m.103 kapsamındaki çocukların cinsel istismarı suçu da kural olarak resen soruşturulur.

Şikâyetten Vazgeçilirse Dava Düşer mi?

TCK m.104/1 kapsamında şikâyetten vazgeçme, TCK m.73’teki şartlar doğrultusunda soruşturma veya davanın sonucunu etkileyebilir. Ancak hüküm kesinleştikten sonra yapılan vazgeçme cezanın infazını durdurmaz.

Şikâyet aranmayan TCK m.104/2, m.104/3 ve TCK m.103 kapsamındaki suçlarda şikâyetin geri alınması soruşturmayı veya davayı kendiliğinden sona erdirmez.

Bu Suçta Uzlaştırma Olur mu?

Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu m.253/3 uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma uygulanmaz.

Bu nedenle TCK m.104/1 şikâyete bağlı olmasına rağmen tarafların uzlaştırma bürosunda uzlaşması mümkün değildir.

Şikâyet Nereye Yapılır?

CMK m.158 gereğince şikâyet veya ihbar:

  • Cumhuriyet başsavcılığına,
  • Polis merkezine,
  • Jandarma karakoluna

yapılabilir. Mağdur doğrudan ceza davası açmaz. Cumhuriyet savcısı CMK m.160 kapsamında soruşturma yürütür; yeterli şüpheye ulaşılması hâlinde CMK m.170 uyarınca iddianame düzenler.

Hangi Deliller İncelenebilir?

Bu tür soruşturmalarda özellikle şu deliller değerlendirilebilir:

  • Nüfus ve doğum kayıtları,
  • Hukuka uygun şekilde elde edilmiş mesajlar,
  • Sosyal medya ve telefon kayıtları,
  • Hastane ve adli tıp raporları,
  • Kamera görüntüleri,
  • Tanık anlatımları,
  • Tarafların ifadeleri,
  • Gebelik ve DNA incelemeleri.

Çocuğa ait özel veya cinsel içerikli görüntülerin başkalarına gönderilmesi, yayımlanması ya da çoğaltılması ayrıca suç oluşturabilir. Bu tür içerikler sosyal medyada paylaşılmamalı; mevcut deliller doğrudan soruşturma makamlarına teslim edilmelidir.

18 yaşından küçük biriyle cinsel ilişkinin cezası yalnızca “18 yaşından küçüktü” bilgisine bakılarak belirlenemez. Çocuk 15 yaşını tamamlamamışsa veya fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemişse TCK m.103; 15 yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını doldurmamışsa ve cebir, tehdit ya da hile bulunmuyorsa TCK m.104 gündeme gelir.

TCK m.104’ün temel şeklinde ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapis, evlenme yasağı bulunan veya kanunda belirtilen bakım ve gözetim yükümlülüğüne sahip kişiler bakımından ise 10 yıldan 15 yıla kadar hapistir. Kesin hukuki nitelendirme; yaş kayıtları, rıza ve irade durumu, taraflar arasındaki ilişki ve olayın gerçekleşme biçimi incelenerek yapılır.

Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın hukuki değerlendirmesi yerine geçmez.

İçerik Yayınlanma Tarihi: