Birine “Hırsız” veya “Dolandırıcı” Demek Suç mu? — TCK m.125 ve 127
Bu makaleler, toplumsal faydayı gözeten bilimsel bir yaklaşım çerçevesinde hazırlanmış olup, ileride referans teşkil etmesi amacıyla kurumsal arşivimizi oluşturmak için yazılmaktadır. Avukat meslektaşlarımız kaynak göstermek şartıyla kullanabilirler.

Birine “Hırsız” veya “Dolandırıcı” Demek Suç mu? — TCK m.125 ve 127
Antalya’da 2016–2025 Dönemine İlişkin Mevcut Veriler ve Hukuki Değerlendirme
Bir kişiye “hırsız” veya “dolandırıcı” demek, sözün kullanıldığı koşullara göre hakaret suçunu oluşturabilir. Bununla birlikte her kullanım otomatik olarak mahkûmiyet sonucunu doğurmaz. İfadenin somut bir suç isnadı mı, kişiyi aşağılayan bir yakıştırma mı, yoksa hukuki başvuru kapsamında açıklanan bir iddia mı olduğu değerlendirilmelidir.
TCK m.125/1, kişinin onur, şeref ve saygınlığına somut bir fiil veya olgu isnadıyla yahut sövmek suretiyle saldırılmasını cezalandırır. Suçun temel şeklinin yaptırımı üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. Mağduru muhatap alan mesaj, e-posta veya sesli ileti de m.125/2 kapsamında değerlendirilebilir. mevzuat.adalet.gov.tr
Sözün anlamı, kullanıldığı olayla birlikte belirlenir
Bir tartışmada kişiye aşağılayıcı biçimde “hırsız” denilmesiyle, belirli bir para hareketinin belgeleri gösterilerek yetkili makamlardan araştırma istenmesi aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir. Sözlerin tamamı, taraflar arasındaki uyuşmazlık, açıklamanın muhatabı ve dayandığı olgular birlikte incelenir.
İfade özgürlüğü ile kişinin şeref ve itibarının korunması arasında denge kurulurken açıklamanın bağlamı, kamusal tartışmaya katkısı, hedef alınan kişinin konumu ve sözlerin etkisi de dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla bir kelimenin tek başına değerlendirilmesi, olayın hukuki niteliğini belirlemek için yeterli olmayabilir. Anayasa Mahkemesi
TCK m.127: Söylenenin doğru olması hangi durumda önem taşır?
TCK m.127/1, isnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispatlanması hâlinde ceza verilmemesini düzenler. Ancak bu hüküm, kişilere sınırsız biçimde suçlayıcı sıfatlar kullanma hakkı tanımaz.
Kanundaki sistem şöyledir:
- İsnat edilen suç nedeniyle muhatap hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı varsa isnat ispatlanmış sayılır.
- Bunun dışındaki hâllerde ispat isteminin kabulü, fiilin doğruluğunun anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.
- TCK m.127/2’ye göre, ispat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi hâlinde cezaya hükmedilir.
Bu nedenle kesinleşmiş bir suçun varlığı, kişiyi aşağılamak amacıyla geçmişinin sürekli kullanılmasını hukuka uygun hâle getirmez. Somut suç isnadının ispatı ile ispatlanmış bir olayı hakaret aracına dönüştürmek ayrılmalıdır. cdn.tbmm.gov.tr
Örneğin bir olayın araştırılmasını istemek ile aynı kişiyi farklı ortamlarda küçük düşürücü bir sıfatla anmak farklıdır. “Elimde belge var” savunması da tek başına yeterli değildir; belgenin hangi fiili gösterdiği ve açıklamanın hangi bağlamda yapıldığı incelenir.
Şikâyet ve savunma hakkının sınırları
TCK m.128, yargı mercileri veya idari makamlar önündeki başvuru, iddia ve savunmalarda yapılan somut isnatları belirli koşullarla korur. İsnatların gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir. Bu koruma, dilekçe içine yazılan her aşağılayıcı ifadeyi kapsayan genel bir dokunulmazlık değildir. mevzuat.adalet.gov.tr
Öte yandan bir kişinin işlemediğini bildiği fiili, hakkında soruşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla yetkili makamlara ya da basın ve yayın yoluyla isnat etmek, koşulları varsa TCK m.267’deki iftira suçunu gündeme getirir. Somut olgulara dayanan şikâyetin sonuçsuz kalması ise tek başına iftira işlendiğini göstermez. mevzuat.adalet.gov.tr
Antalya’da yaşanmış somut dosya: Sigorta şirketlerine gönderilen e-posta
Resmî karar kaydından doğrulanan Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 13 Eylül 2023 tarihli, 2022/15884 E., 2023/20979 K. sayılı kararı, bu konuya doğrudan ilişkindir.
Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinden gelen dosyada kişi, kredi kartının izinsiz kullanıldığını belirterek sigorta şirketlerinin genel müdürlüklerine şikâyet e-postası göndermiştir. E-postada sigorta acentesi hakkında “dolandırıcı” ve “üçkâğıtçı” ifadeleri kullanılmıştır.
Yerel mahkeme; açıklamanın şirketleri bilgilendirme ve işlem yapılmasını isteme bağlamını, hakaret kastının bulunmadığı yönündeki değerlendirmesini ve gıyapta hakaret bakımından üç kişiyle ihtilat koşulunun oluşmamasını esas alarak beraat kararı vermiştir. Dosyada, şikâyete konu kişinin kredi kartının kötüye kullanılması suçundan mahkûmiyetinin kesinleştiği de belirlenmiştir. Yargıtay beraat hükmünü onamıştır.
Bu karar, “dolandırıcı demek suç değildir” şeklinde genellenemez. Karar, açıklamanın bağlamı ve suçun bütün unsurları değerlendirilerek verilmiştir; yalnızca TCK m.127 nedeniyle cezasızlık kararı olarak da sunulmamalıdır. İlk yargılama 2015’e uzandığından dosya, rapor döneminde gerçekleşmiş yeni bir olay olarak sayılamaz; 2022–2023 tarihli yargısal incelemeler dönem içindedir.
Antalya’nın son 10 yılına ilişkin sayısal durum
İnceleme dönemi, tamamlanmış son 10 takvim yılı olan 2016–2025 olarak belirlenmiştir. Erişilen resmî raporlarda, yalnızca “hırsız” veya “dolandırıcı” ifadeleri nedeniyle yürütülen hakaret dosyalarını ayıran kesintisiz bir seri doğrulanamamıştır.
Mevcut karşılaştırılabilir göstergelerden biri, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığındaki genel hakaret soruşturmalarının ortalama bitirilme süresidir:
| Yıl | Raporda bildirilen ortalama süre |
|---|---|
| 2016–2018 | Bu araştırmada ilgili gösterge doğrulanamadı. |
| 2019 | 56 gün. rayp.adalet.gov.tr |
| 2020 | 66 gün. rayp.adalet.gov.tr |
| 2021 | 63 gün. rayp.adalet.gov.tr |
| 2022 | 61 gün. rayp.adalet.gov.tr |
| 2023 | 63 gün. rayp.adalet.gov.tr |
| 2024 | 64 gün. rayp.adalet.gov.tr |
| 2025 | 64 gün. rayp.adalet.gov.tr |
Bu değerler olay veya mahkûmiyet sayısı değildir. İki ifadeye özgü dosya sayısını, TCK m.127’nin uygulanma oranını veya yargılamanın kesinleşmesine kadar geçen toplam süreyi göstermez. Ayrıca merkez başsavcılık verileri bütün Antalya ilindeki adliyelerin toplamı olarak kabul edilemez. Antalya Adalet Komisyonu raporunun kurumsal kapsamı da merkez ile Kemer ve Korkuteli mülhakat adliyeleridir. rayp.adalet.gov.tr
Bu nedenle mevcut verilerden “Antalya’da bu sözler nedeniyle açılan davalar yüzde şu kadar arttı” veya “sanıkların çoğu ceza aldı” sonucu çıkarılamaz. Böyle bir değerlendirme, dosyaların kullanılan ifadeye, uygulanan maddeye ve kesinleşmiş karar sonucuna göre ayrıştırılmasını gerektirir.
Güncel usulün değerlendirmeye etkisi
25 Aralık 2025’te yayımlanan değişiklikle hakaret suçu, TCK m.125/3-a kapsamındaki kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret hâli hariç, önödeme kapsamına alınmıştır. Koşullarına uygun ödeme yapılması, soruşturmada kamu davası açılmaması veya açılmış davanın düşmesi sonucunu doğurabilir. Önödeme, beraat veya isnadın doğru olduğunun kabulü anlamına gelmez. Geçmiş dosyalarda uygulanacak hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.
Bir kişiye “hırsız” veya “dolandırıcı” denilmesine ilişkin hukuki incelemede belirleyici olan; ifadenin bağlamı, dayandığı somut olay, muhatabı, açıklanma biçimi ve suçun kanuni unsurlarıdır. TCK m.127, belirli şartlarda isnadın ispatına sonuç bağlarken aynı zamanda ispatlanmış bir fiilin kişiyi aşağılamak için kullanılmasını da cezai sorumluluk dışında bırakmamaktadır.
Birine “Hırsız” veya “Dolandırıcı” Demek Suç mu? — TCK m.125 ve 127
Antalya’da 2016–2025 Dönemine İlişkin Mevcut Veriler ve Hukuki Değerlendirme
Bir kişiye “hırsız” veya “dolandırıcı” demek, sözün kullanıldığı koşullara göre hakaret suçunu oluşturabilir. Bununla birlikte her kullanım otomatik olarak mahkûmiyet sonucunu doğurmaz. İfadenin somut bir suç isnadı mı, kişiyi aşağılayan bir yakıştırma mı, yoksa hukuki başvuru kapsamında açıklanan bir iddia mı olduğu değerlendirilmelidir.
TCK m.125/1, kişinin onur, şeref ve saygınlığına somut bir fiil veya olgu isnadıyla yahut sövmek suretiyle saldırılmasını cezalandırır. Suçun temel şeklinin yaptırımı üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. Mağduru muhatap alan mesaj, e-posta veya sesli ileti de TCK m.125/2 kapsamında değerlendirilebilir.
Sözün anlamı, kullanıldığı olayla birlikte belirlenir
Bir tartışmada kişiye aşağılayıcı biçimde “hırsız” denilmesiyle, belirli bir para hareketinin belgeleri gösterilerek yetkili makamlardan araştırma istenmesi aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir. Sözlerin tamamı, taraflar arasındaki uyuşmazlık, açıklamanın muhatabı ve dayandığı olgular birlikte incelenir.
İfade özgürlüğü ile kişinin şeref ve itibarının korunması arasında denge kurulurken açıklamanın bağlamı, kamusal tartışmaya katkısı, hedef alınan kişinin konumu ve sözlerin etkisi de dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla bir kelimenin tek başına değerlendirilmesi, olayın hukuki niteliğini belirlemek için yeterli olmayabilir.
TCK m.127: Söylenenin doğru olması hangi durumda önem taşır?
TCK m.127/1, isnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispatlanması hâlinde ceza verilmemesini düzenler. Ancak bu hüküm, kişilere sınırsız biçimde suçlayıcı sıfatlar kullanma hakkı tanımaz.
Kanundaki sistem şöyledir:
- İsnat edilen suç nedeniyle muhatap hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı varsa isnat ispatlanmış sayılır.
- Bunun dışındaki hâllerde ispat isteminin kabulü, fiilin doğruluğunun anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.
- TCK m.127/2’ye göre, ispat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi hâlinde cezaya hükmedilir.
Bu nedenle kesinleşmiş bir suçun varlığı, kişiyi aşağılamak amacıyla geçmişinin sürekli kullanılmasını hukuka uygun hâle getirmez. Somut suç isnadının ispatı ile ispatlanmış bir olayı hakaret aracına dönüştürmek birbirinden ayrılmalıdır.
Örneğin bir olayın araştırılmasını istemek ile aynı kişiyi farklı ortamlarda küçük düşürücü bir sıfatla anmak farklıdır. “Elimde belge var” savunması da tek başına yeterli değildir; belgenin hangi fiili gösterdiği ve açıklamanın hangi bağlamda yapıldığı incelenir.
Şikâyet ve savunma hakkının sınırları
TCK m.128, yargı mercileri veya idari makamlar önündeki başvuru, iddia ve savunmalarda yapılan somut isnatları belirli koşullarla korur. İsnatların gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir. Bu koruma, dilekçe içine yazılan her aşağılayıcı ifadeyi kapsayan genel bir dokunulmazlık değildir.
Öte yandan bir kişinin işlemediğini bildiği fiili, hakkında soruşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla yetkili makamlara ya da basın ve yayın yoluyla isnat etmek, koşulları varsa TCK m.267’deki iftira suçunu gündeme getirir.
Somut olgulara dayanan şikâyetin sonuçsuz kalması ise tek başına iftira işlendiğini göstermez. Şikâyet edilen kişinin beraat etmesi veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, şikâyetçinin mutlaka suç işlediği anlamına gelmez. İftira bakımından kanunda belirtilen diğer unsurların da gerçekleşmesi gerekir.
Antalya’da yaşanmış somut dosya: Sigorta şirketlerine gönderilen e-posta
Resmî karar kaydından doğrulanan Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 13 Eylül 2023 tarihli, 2022/15884 E., 2023/20979 K. sayılı kararı, bu konuya doğrudan ilişkindir.
Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinden gelen dosyada kişi, kredi kartının izinsiz kullanıldığını belirterek sigorta şirketlerinin genel müdürlüklerine şikâyet e-postası göndermiştir. E-postada sigorta acentesi hakkında “dolandırıcı” ve “üçkâğıtçı” ifadeleri kullanılmıştır.
Yerel mahkeme; açıklamanın şirketleri bilgilendirme ve işlem yapılmasını isteme bağlamını, hakaret kastının bulunmadığı yönündeki değerlendirmesini ve gıyapta hakaret bakımından üç kişiyle ihtilat koşulunun oluşmamasını esas alarak beraat kararı vermiştir.
Dosyada, şikâyete konu kişinin kredi kartının kötüye kullanılması suçundan mahkûmiyetinin kesinleştiği de belirlenmiştir. Yargıtay beraat hükmünü onamıştır.
Bu karar, “dolandırıcı demek suç değildir” şeklinde genellenemez. Karar, açıklamanın bağlamı ve suçun bütün unsurları değerlendirilerek verilmiştir. Yalnızca TCK m.127 nedeniyle cezasızlık kararı olarak da sunulmamalıdır.
İlk yargılama 2015’e uzandığından dosya, rapor döneminde gerçekleşmiş yeni bir olay olarak sayılamaz. Bununla birlikte 2022–2023 tarihli yargısal incelemeler, değerlendirilen dönem içerisindedir.
Antalya’nın son 10 yılına ilişkin sayısal durum
İnceleme dönemi, tamamlanmış son 10 takvim yılı olan 2016–2025 olarak belirlenmiştir. Erişilen resmî raporlarda, yalnızca “hırsız” veya “dolandırıcı” ifadeleri nedeniyle yürütülen hakaret dosyalarını ayıran kesintisiz bir istatistik serisi doğrulanamamıştır.
Mevcut karşılaştırılabilir göstergelerden biri, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığındaki genel hakaret soruşturmalarının ortalama bitirilme süresidir:
| Yıl | Raporda bildirilen ortalama süre |
|---|---|
| 2016–2018 | Bu araştırmada ilgili gösterge doğrulanamadı. |
| 2019 | 56 gün |
| 2020 | 66 gün |
| 2021 | 63 gün |
| 2022 | 61 gün |
| 2023 | 63 gün |
| 2024 | 64 gün |
| 2025 | 64 gün |
Bu değerler olay veya mahkûmiyet sayısı değildir. İki ifadeye özgü dosya sayısını, TCK m.127’nin uygulanma oranını veya yargılamanın kesinleşmesine kadar geçen toplam süreyi göstermez.
Tablodaki süreler, genel hakaret kategorisindeki soruşturmaların sonuçlandırılmasına ilişkindir. Mahkeme yargılaması, istinaf ve temyiz aşamalarının tamamının bu sürelerde bittiği anlamına gelmez. İlgili göstergeye ulaşılamayan yıllar da o yıllarda olay yaşanmadığı şeklinde yorumlanamaz.
Ayrıca merkez başsavcılık verileri, bütün Antalya ilindeki adliyelerin toplamı olarak kabul edilemez. Antalya Adalet Komisyonu raporunun kurumsal kapsamı da merkez ile Kemer ve Korkuteli mülhakat adliyeleridir.
Bu nedenle mevcut verilerden “Antalya’da bu sözler nedeniyle açılan davalar belirli bir oranda arttı” veya “sanıkların çoğu ceza aldı” sonucu çıkarılamaz. Böyle bir değerlendirme, dosyaların kullanılan ifadeye, uygulanan maddeye ve kesinleşmiş karar sonucuna göre ayrıştırılmasını gerektirir.
Güncel usulün değerlendirmeye etkisi
25 Aralık 2025’te yayımlanan değişiklikle hakaret suçu, TCK m.125/3-a kapsamındaki kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret hâli hariç, önödeme kapsamına alınmıştır.
Koşullarına uygun ödeme yapılması, soruşturma aşamasında kamu davası açılmaması veya açılmış davanın düşmesi sonucunu doğurabilir. Önödeme, beraat veya isnadın doğru olduğunun kabulü anlamına gelmez. Geçmiş dosyalarda uygulanacak hükümler, düzenlemelerin zaman bakımından uygulanması dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.
Bir kişiye “hırsız” veya “dolandırıcı” denilmesine ilişkin hukuki incelemede belirleyici olan; ifadenin bağlamı, dayandığı somut olay, muhatabı, açıklanma biçimi ve suçun kanuni unsurlarıdır. TCK m.127, belirli şartlarda isnadın ispatına sonuç bağlarken ispatlanmış bir fiilin kişiyi aşağılamak için kullanılmasını cezai sorumluluk dışında bırakmamaktadır.