Birinin Arkasından Küfür Etmek Hakaret Suçu Oluşturur mu? — TCK m.125/1

Bu makaleler, toplumsal faydayı gözeten bilimsel bir yaklaşım çerçevesinde hazırlanmış olup, ileride referans teşkil etmesi amacıyla kurumsal arşivimizi oluşturmak için yazılmaktadır. Avukat meslektaşlarımız kaynak göstermek şartıyla kullanabilirler.

Birinin Arkasından Küfür Etmek Hakaret Suçu Oluşturur mu? — TCK m.125/1 Kapsamında Antalya’nın 2016–2025 Dönemine İlişkin Hukuki ve İstatistiksel İncelemesi

Bir kişinin arkasından küfür edilmesi, belirli koşullarda hakaret suçunu oluşturabilir. Ancak mağdurun bulunmadığı bir ortamda söylenen her aşağılayıcı söz, tek başına cezalandırma için yeterli değildir. Sözün niteliği, kimleri hedef aldığı, kaç kişiye ulaştığı ve failin kastı birlikte değerlendirilir. 

Bu inceleme, tamamlanmış son on takvim yılı olan 2016–2025 dönemini kapsamaktadır. Hukuki açıklamalarda 31 Ekim 2026 itibarıyla doğrulanabilen mevzuat; Antalya değerlendirmesinde ise resmî faaliyet raporları ve yayımlanmış yargı kararları esas alınmıştır.

TCK m.125/1 bakımından hukuki koşullar

TCK m.125/1, kişinin onurunu, şerefini ve saygınlığını zedeleyen somut isnatları veya sövmeyi yaptırıma bağlar. Mağdurun bulunmadığı durumda kanun ayrıca şu koşulu arar:

“Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.” 

“Gıyap”, mağdurun hakareti doğrudan algılamadığı durumu; “ihtilat” ise hakaret içeriğinin başkalarına aktarılmasını ifade eder. Yargıtay uygulamasına göre, fail ve mağdur dışında en az üç kişinin sözlerin içeriğini öğrenmesi gerekir. Bu kişilerin aynı anda aynı yerde bulunması zorunlu değildir. Bununla birlikte, sözlerin üç kişinin duyabileceği bir yerde söylenmesi yeterli görülmez; içeriğin gerçekten öğrenilmesi ve failin ihtilatı bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi aranır. 

Bu çerçevede temel ayrımlar şöyledir:

Olayın gerçekleşme biçimi Hukuki değerlendirme
Mağdurun yokluğunda yalnızca bir veya iki kişiye söylenen sözler Başka bir hukuki nitelendirmeyi gerektiren koşullar yoksa gıyapta hakaret için aranan üç kişiyle ihtilat gerçekleşmez.
Mağdurun yokluğunda en az üç kişiye bilerek aktarılan aşağılayıcı sözler Sözlerin niteliği ve diğer koşullar da uygunsa gıyapta hakaret gündeme gelir.
Doğrudan mağdura gönderilen hakaret içerikli mesaj TCK m.125/2 kapsamında incelenir; üç üçüncü kişinin öğrenmesi aranmaz.
Üçüncü kişiye gönderilen mesajı mağdurun tesadüfen öğrenmesi Kendiliğinden doğrudan ileti yoluyla hakarete dönüşmez; failin iletme kastı ve gıyapta hakaret koşulları araştırılır.

Yargıtay, üçüncü kişiyle yapılan telefon görüşmesinin mağdur tarafından tesadüfen duyulduğu olaylarda da bu ayrımın yapılması gerektiğini belirtmektedir. Dolayısıyla mağdurun sonradan haberdar olması, eksik olan ihtilat koşulunu tek başına tamamlamaz. 

Ayrıca üç kişiyle ihtilat, mutlaka üç tanığın mahkemede dinlenmesi demek değildir. İçeriğin kimlere ulaştığı, hukuka uygun mesaj kayıtları ve diğer delillerle de araştırılabilir. CMK m.217 uyarınca değerlendirme, hukuka uygun elde edilen ve yargılamada tartışılan delillere dayanmalıdır. 

Antalya için eldeki rakamlar neyi gösteriyor?

İncelenen açık kaynaklarda, Antalya ilinin tamamı için yalnızca “mağdurun arkasından küfür edilmesi nedeniyle TCK m.125/1 kapsamında işlem yapılan olayları” ayrı gösteren, kesintisiz bir on yıllık istatistik serisi tespit edilememiştir.

Antalya Adliyesinin faaliyet raporlarında “hakaret” ve “sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret” başlıkları bulunmaktadır. Ancak bu başlıklar, gıyapta hakaret olaylarını her zaman ayrı göstermemektedir. Ayrıca Antalya merkez başsavcılığına ait bir tablo, ildeki bütün bağımsız başsavcılıkların toplamı olarak kabul edilemez. Nitekim 2025 raporunun kurumsal kapsamı Antalya merkez, Kemer ve Korkuteli adliyeleri olarak açıklanmıştır. 

Aşağıdaki rakamlar, raporların Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı merkez birimine ilişkin soruşturmaların ortalama bitirilme süreleri tablolarından alınmıştır. Bunlar olay veya mahkûmiyet sayısı değildir.

Yıl “Hakaret” soruşturmaları İleti yoluyla hakaret soruşturmaları Kaynak
2016 Bu incelemede doğrulanamadı Bu incelemede doğrulanamadı —
2017 Bu incelemede doğrulanamadı Bu incelemede doğrulanamadı —
2018 Bu incelemede doğrulanamadı Bu incelemede doğrulanamadı —
2019 56 gün 69 gün 2019 Faaliyet Raporu, s.35–36
2020 66 gün 60 gün 2020 Faaliyet Raporu, s.37–38. 2020 Faaliyet raporu güncel hal
2021 63 gün 67 gün 2021 Faaliyet Raporu, s.31. rayp.adalet.gov.tr
2022 61 gün 50 gün 2022 Faaliyet Raporu, s.29. rayp.adalet.gov.tr
2023 63 gün 33 gün 2023 Faaliyet Raporu, s.32. rayp.adalet.gov.tr
2024 64 gün 33 gün 2024 Faaliyet Raporu, s.31. rayp.adalet.gov.tr
2025 64 gün* 33 gün* 2025 Faaliyet Raporu, s.31. rayp.adalet.gov.tr

2025 raporunda bu değerler, 2024 raporuyla aynıdır. Bazı diğer soruşturma tablolarında da aynı rakamlar bulunmaktadır. Bu nedenle değerler yayımlandıkları biçimiyle aktarılmış; bağımsız biçimde doğrulanmış bir yıllık değişim olarak yorumlanmamıştır.

Tablo, doğrulanabilen 2019–2024 döneminde genel “hakaret” kategorisinin ortalama soruşturma süresinin 56–66 gün aralığında bulunduğunu göstermektedir. Ancak soruşturmanın bitirilmesi, mutlaka dava açılması veya ceza verilmesi anlamına gelmez. Bu süreler, mahkemedeki yargılama ve kanun yolu aşamalarının toplam süresini de göstermez.

Bu verilerden “Antalya’da arkasından küfür edilme olayları arttı”, “şikâyetlerin belirli yüzdesi mahkûmiyetle sonuçlandı” veya “on yılda şu kadar olay yaşandı” sonucu çıkarılamaz. Böyle bir değerlendirme için olay sayısını, suçun alt türünü ve karar sonucunu birlikte gösteren veriler gerekir.

Antalya’da yargıya taşınmış olayların hukuki değerlendirmesi

Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesinden gelen sosyal medya dosyası

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10.09.2025 tarihli, E.2023/9253, K.2025/13140 sayılı kararında, kişisel sosyal medya hesabındaki paylaşım nedeniyle verilen hakaret mahkûmiyeti incelenmiştir.

Yargıtay, gıyapta hakaret yönünden üç kişiyle ihtilatın nasıl gerçekleştiğinin delilleriyle açıklanmamasını hukuka aykırı bulmuştur. Ayrıca paylaşımın herkese açık yapılmadığı anlaşıldığı hâlde, aleniyet nedeniyle cezanın artırılmasının yeterince gerekçelendirilmediğini belirtmiş ve kararı bozmuştur. Dosyanın Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 

Bu dosyanın gösterdiği hukuki ayrım şudur: İhtilat ile aleniyet farklı koşullardır. Belirli kişilerin içeriği öğrenmesi ile belirsiz sayıdaki kişinin içeriğe erişebilmesi ayrı ayrı incelenmelidir. Bozma kararı ise tek başına kesinleşmiş beraat anlamına gelmez. 

Antalya’daki mahkûmiyetin ifade özgürlüğü bakımından incelendiği dosya

Anayasa Mahkemesinin Sami Küçükbaşkan başvurusu, B. No:2018/5571, 08.09.2021 tarihli kararına konu olayda, Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesi 2017 yılında sosyal medya ifadeleri nedeniyle 7.080 TL adli para cezasına hükmetmiştir. Karar, istinaf incelemesinden de geçmiştir. 

Anayasa Mahkemesi, sözlerin bağlamının, kamusal tartışmayla ilişkisinin ve muhatabın konumunun yeterince değerlendirilmediğini belirterek Anayasa m.26 kapsamında ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu dosya doğrudan her küfür olayına uygulanabilecek bir örnek değildir; hakaret değerlendirmesinde sözlerin olayın bütününden koparılamayacağını göstermektedir. 

Ceza, şikâyet ve güncel usul hükümleri

TCK m.125/1’de temel yaptırım üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Aleniyet hâlinde m.125/4 uyarınca ceza altıda bir artırılır. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret, m.125/3-a kapsamında ayrıca değerlendirilir.

TCK m.131’e göre kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hâl dışında hakaret, şikâyete bağlıdır. TCK m.73 uyarınca genel şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır; şikâyete bağlı hakarette güncel düzenleme ayrıca fiil tarihinden itibaren iki yıllık üst sınır öngörür. Eski dosyalarda geçiş hükümleri dikkate alınmalıdır. 

25 Aralık 2025’te yürürlüğe giren değişiklikle, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret istisnası dışında hakaret suçu önödeme kapsamına alınmıştır. Kanuni koşullar altında önödeme, dava açılmaması veya açılmış davanın düşmesi sonucunu doğurabilir. Bu işlem, mahkûmiyetle aynı hukuki sonucu taşımaz. 

Bununla birlikte, değişiklik yürürlüğe girdiğinde uzlaşmanın zaten sağlandığı dosyalar için CMK geçici m.8 özel düzenleme içerir. Bu nedenle 2016–2025 dönemindeki bütün dosyaların aynı usulle sonuçlandırıldığı varsayılamaz. 

İçerik Yayınlanma Tarihi: Cts, 10/31/2026 - 11:22