Karakolda İfade Verirken Nelere Dikkat Edilmelidir? — CMK m.147

Karakolda ifade verirken öncelikle kişinin hangi sıfatla çağrıldığını öğrenmesi gerekir. Çünkü şüpheli, mağdur, şikâyetçi ve tanık için uygulanacak haklar ve yükümlülükler aynı değildir.
Şüpheli sıfatıyla ifade veren kişi, kimlik bilgilerini doğru açıklamak zorundadır; ancak kendisine yöneltilen suçlamayla ilgili sorulara cevap vermeme, yani susma hakkına sahiptir. Ayrıca ifade başlamadan önce suçlama açıkça anlatılmalı ve avukat yardımından yararlanma hakkı bildirilmelidir.
İfade tutanağı okunmadan ve anlatılanlarla tamamen uyuştuğu kontrol edilmeden imzalanmamalıdır.
Karakolda İfade Vermek Ne Demektir?
Ceza Muhakemesi Kanunu bakımından “ifade alma”, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu olay hakkında dinlenmesidir.
Hâkim veya mahkeme tarafından yapılan dinleme ise “sorgu” olarak adlandırılır.
Karakolda ifade alınması, kişi hakkında mutlaka dava açılacağı veya ceza verileceği anlamına gelmez. İfade, soruşturma kapsamında toplanan delillerden biridir. Cumhuriyet savcısı daha sonra bütün delilleri değerlendirerek dava açılmasına veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir.
İfade Vermeden Önce Hangi Sıfatla Çağrıldığınız Sorulmalıdır?
Karakola çağrılan kişi öncelikle şu sorunun cevabını öğrenmelidir:
- Şüpheli olarak mı çağrıldım?
- Şikâyetçi veya mağdur olarak mı çağrıldım?
- Tanık olarak mı çağrıldım?
- Bilgi sahibi olarak mı dinleneceğim?
Bu ayrım önemlidir. Şüphelinin susma hakkı bulunurken tanığın kural olarak bildiklerini doğru şekilde anlatma yükümlülüğü vardır. Bununla birlikte tanık, kendisini veya kanunda belirtilen yakınlarını ceza soruşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten çekinebilir.
Kişi başlangıçta tanık olarak çağrılmış olsa bile anlatımı sırasında suç şüphesi kendisine yönelirse işlem şüpheli sıfatına uygun hâle getirilmeli ve CMK m.147’deki hakları bildirilmelidir.
CMK m.147’ye Göre Şüphelinin Hakları Nelerdir?
Şüphelinin ifadesi alınırken şu kurallara uyulmalıdır:
- Kimliği tespit edilmelidir.
- Kendisine yüklenen suç anlatılmalıdır.
- Avukat seçme hakkı bulunduğu bildirilmelidir.
- Avukatın ifade sırasında hazır bulunabileceği açıklanmalıdır.
- Avukat tutabilecek durumda değilse ve talep ederse barodan müdafi görevlendirilmelidir.
- Yakalanmışsa istediği yakınına durum bildirilmelidir.
- Susma hakkı olduğu söylenmelidir.
- Lehine olan somut delillerin toplanmasını isteyebileceği anlatılmalıdır.
- Aleyhindeki şüpheleri ortadan kaldıracak açıklamaları yapmasına imkân verilmelidir.
- Kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınmalıdır.
- İfade işlemi tutanağa bağlanmalıdır.
Bu hakların bildirilmesi yalnızca bir kâğıdın imzalatılmasından ibaret değildir. Şüphelinin haklarını anlayabilecek durumda olması gerekir.
Şüpheli Kimlik Bilgilerini Vermek Zorunda mıdır?
CMK m.147’ye göre şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplandırmakla yükümlüdür.
Ad, soyadı, doğum tarihi ve kimliğin belirlenmesine yönelik bilgiler susma hakkı kapsamında değildir. Kimlik hakkında yanlış bilgi verilmesi ayrıca hukuki ve cezai sorunlara neden olabilir.
Ancak kimlik bilgilerinin açıklanması zorunluluğu, suçlamayla ilgili sorulara da cevap verme zorunluluğu bulunduğu anlamına gelmez.
Susma Hakkı Nedir?
Şüpheli, kendisine yüklenen suç hakkında açıklama yapmama hakkına sahiptir. Hiçbir kişi kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya veya suçlu olduğunu kabul etmeye zorlanamaz.
Şüpheli:
- Bütün sorular karşısında susabilir.
- Bazı soruları cevaplandırıp bazılarına cevap vermeyebilir.
- Avukatıyla görüştükten sonra ifade vermek istediğini belirtebilir.
- Kollukta susup Cumhuriyet savcısı veya hâkim huzurunda açıklama yapmayı tercih edebilir.
Susma hakkının kullanılması suçun kabul edildiği anlamına gelmez. Bununla birlikte susma veya açıklama yapma tercihinin dosyanın durumuna göre sonuçları olabileceğinden bu kararın avukatla birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
“Susarsan Suçunu Kabul Etmiş Olursun” Denilebilir mi?
Susma hakkı kanuni bir haktır. Şüphelinin susması tek başına ikrar veya suç delili sayılamaz.
Kişiye “Konuşmazsan suçlu görünürsün”, “Şimdi kabul etmezsen daha ağır ceza alırsın” veya benzeri baskı içeren ifadeler kullanılması, özgür iradeye dayalı ifade ilkesine aykırılık oluşturabilir.
Şüpheli yalnızca ifade vermesi için korkutulamaz, tehdit edilemez veya hukuka aykırı bir menfaat vaadiyle yönlendirilemez.
Avukat Olmadan İfade Verilebilir mi?
Kural olarak yetişkin ve kendisini savunabilecek durumdaki şüpheli, zorunlu müdafilik bulunmayan bir dosyada avukat olmadan ifade verebilir. Ancak kişinin avukat talep etme hakkı vardır.
Kendi avukatını seçemeyecek durumda olduğunu belirten ve müdafi yardımından yararlanmak isteyen şüpheliye baro tarafından avukat görevlendirilir.
Şu kişiler bakımından müdafi görevlendirilmesi talebe bağlı değildir:
- Çocuklar
- Kendisini savunamayacak derecede engelli kişiler
- Sağır ve dilsiz kişiler
- Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan şüpheli veya sanık olan kişiler
Kanunda belirtilen diğer zorunlu müdafilik durumları da saklıdır.
Barodan Görevlendirilen Avukat Ücretli midir?
Şüphelinin özel bir avukat seçememesi ve avukat talep etmesi hâlinde baro tarafından müdafi görevlendirilebilir. Bu görevlendirme için ifade öncesinde şüpheliden doğrudan ücret talep edilmez.
Ancak yargılama sonucuna ve giderlerle ilgili hükümlere göre ödenen müdafi ücreti yargılama giderleri kapsamında değerlendirilebilir. Baro tarafından görevlendirilen müdafi de özel olarak seçilen müdafi gibi hukuki yardım sunmakla görevlidir.
Avukatla Baş Başa Görüşme Hakkı Var mıdır?
Şüpheli, ifade öncesinde avukatıyla başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Avukatın ifade sırasında şüphelinin yanında bulunma ve hukuki yardım sunma hakkı engellenemez.
Avukat:
- Suçlamayı ve mevcut hukuki durumu değerlendirir.
- Şüpheliye haklarını açıklar.
- Usule aykırı sorulara ve uygulamalara itiraz eder.
- Şüphelinin lehine olan hususların tutanağa geçirilmesini ister.
- İfade tutanağının doğru yazılıp yazılmadığını kontrol eder.
Avukat şüpheli yerine ifade vermez; ancak şüphelinin savunma hakkını etkili biçimde kullanmasına yardımcı olur.
Avukatsız Polis İfadesi Delil Olarak Kullanılabilir mi?
CMK m.148/4’e göre müdafi hazır bulunmadan kolluk tarafından alınan ifade, şüpheli veya sanık tarafından hâkim ya da mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Bu hüküm, avukatsız kolluk ifadesinin hiçbir hukuki önem taşımadığı anlamına gelmez. İfadede belirtilen bilgiler soruşturmanın yönünü etkileyebilir ve başka delillerin bulunmasına yol açabilir.
Bu nedenle “Avukat yoksa söylediğim hiçbir şey kullanılamaz” düşüncesiyle dikkatsiz açıklama yapılmamalıdır.
Avukat İfade Sırasında Konuşabilir mi?
Avukatın hukuki yardımda bulunma hakkı vardır. Ancak şüphelinin yerine olay anlatması veya soruların tamamını kendisinin cevaplaması mümkün değildir.
Avukat:
- Sorunun hukuka aykırı olduğunu belirtebilir.
- Müvekkilinin cevap vermeme hakkını hatırlatabilir.
- Sorunun yanlış veya yönlendirici biçimde kurulduğunu söyleyebilir.
- Açıklamaların doğru şekilde tutanağa geçirilmesini isteyebilir.
- İfadeye ek açıklama veya itiraz yazdırabilir.
Avukatın yalnızca sessizce oturması gereken bir kişi olduğu düşüncesi doğru değildir.
İfadeye Gitmeden Önce Dosya Hakkında Bilgi Alınabilir mi?
İfadeye çağrılan kişi, çağrılma sebebini ve hangi olayla ilgili dinleneceğini öğrenmelidir. Resmî davetiyede çağrılma nedeninin açıkça belirtilmesi gerekir.
Müdafi, soruşturma dosyasını inceleyebilir ve belgelerden örnek alabilir. Bununla birlikte soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek belirli durumlarda dosya inceleme yetkisi hâkim kararıyla sınırlandırılabilir.
Şüphelinin kendi ifadesini içeren tutanaklar, bilirkişi raporları ve müdafiin hazır bulunmaya yetkili olduğu işlemlere ilişkin tutanaklar bakımından kanundaki özel hükümler uygulanır.
Telefonla Karakola Çağrılan Kişi Ne Yapmalıdır?
Telefonla aranan kişi öncelikle arayan görevlinin adını, birimini, karakolun adını ve soruşturma bilgilerini öğrenmelidir. Dolandırıcılık ihtimaline karşı karakolun resmî iletişim kanallarından doğrulama yapılabilir.
Şu bilgiler sorulabilir:
- Hangi sıfatla çağrılıyorum?
- Hangi olay veya soruşturma için çağrılıyorum?
- İfade tarihi ve saati nedir?
- Dosya veya soruşturma numarası var mı?
- İfadeye avukatımla gelebilir miyim?
Usulüne uygun resmî çağrı görmezden gelinmemelidir. CMK m.145 uyarınca çağrılan şüpheli veya sanık, mazeretsiz olarak gelmezse hakkında zorla getirme kararı verilebilir.
Karakola Giden Kişi Gözaltına Alınır mı?
İfade vermek için karakola gitmek, kişinin otomatik olarak gözaltına alınacağı anlamına gelmez.
Gözaltı için kanundaki şartların ayrıca oluşması gerekir. İfade işlemi tamamlanan kişi serbest bırakılabilir, Cumhuriyet savcısına sevk edilebilir veya şartları varsa gözaltına alınabilir.
Kişi karakoldan ayrılmasına izin verilip verilmediğini sorabilir. Ayrılmasına izin verilmiyorsa hangi işlem ve karar kapsamında özgürlüğünün kısıtlandığını öğrenme hakkı vardır.
İfade Vermeden Önce Suçlama Açıklanmalı mıdır?
Şüpheliye yalnızca kanun maddesinin numarasının söylenmesi her durumda yeterli olmayabilir. Kişiye hangi eylemle suçlandığı anlaşılabilir şekilde anlatılmalıdır.
Şüpheli en azından:
- Hangi olayın araştırıldığını
- Olayın yaklaşık tarihini
- Kime karşı işlendiğinin iddia edildiğini
- Kendisinin hangi davranışla suçlandığını
anlayabilmelidir.
Suçlamayı anlamayan kişinin sağlıklı bir savunma yapması beklenemez. Bu durumda açıklama istenebilir ve avukatla görüşme talep edilebilir.
İfade Verirken Tahmin Yürütülmeli midir?
Hatırlanmayan bir konu hakkında tahminde bulunmak yerine “Hatırlamıyorum”, “Bilmiyorum” veya “Bu konuda kesin bilgi sahibi değilim” denilmelidir.
Şüphelinin olayları olduğundan farklı anlatması, boşlukları varsayımlarla doldurması veya başkasından duyduğu bilgiyi kendi görmüş gibi aktarması savunmasına zarar verebilir.
Kesin olarak bilinmeyen saat, tarih, miktar ve kişiler hakkında kesin ifadeler kullanılmamalıdır. Sonradan ortaya çıkan kamera, telefon veya banka kayıtlarıyla çelişen anlatımlar güvenilirlik sorunu yaratabilir.
Yalan Söylemek Yerine Susma Hakkı Kullanılabilir mi?
Şüphelinin susma hakkı vardır. Ancak bilerek gerçek dışı açıklamalar yapılması savunmanın güvenilirliğini zedeleyebilir ve olayın niteliğine göre başka hukuki sorunlara yol açabilir.
Özellikle başkasına suç isnat etmek, sahte delil oluşturmak, suç delillerini yok etmek veya başkasının kimlik bilgilerini kullanmak ayrı suçlar meydana getirebilir.
Kişi cevap vermek istemediği konuda gerçeğe aykırı açıklama yapmak yerine susma hakkını kullanabilir.
İfade Sırasında Belge ve Mesaj Gösterilmeli midir?
Şüpheli, kendisini suçlamadan kurtaracak somut delillerin toplanmasını isteyebilir. CMK m.147 uyarınca lehine olan hususları ileri sürmesine imkân tanınmalıdır.
Şu deliller bildirilebilir:
- Kamera görüntüleri
- Mesajlar ve e-postalar
- Konum kayıtları
- Banka hareketleri
- Faturalar ve sözleşmeler
- Tanıkların isimleri
- Sağlık raporları
- İş yeri kayıtları
- Seyahat ve ulaşım belgeleri
Ancak telefonun tamamını teslim etmek veya ilgisiz bütün özel yazışmaları açıklamak yerine, hangi delilin nasıl sunulacağının önceden değerlendirilmesi önemlidir.
Deliller silinmemeli, değiştirilmemeli veya sonradan oluşturulmuş izlenimi verecek işlemler yapılmamalıdır.
Telefon Şifresi Sorulursa Ne Yapılmalıdır?
Kişinin telefonuna el konulması, cihazın içeriğinin incelenmesi ve şifre talep edilmesi birbirinden farklı hukuki konulardır.
Dijital cihazlarda arama, kopyalama ve el koyma CMK m.134 kapsamında özel kurallara tabidir. Şüpheli, telefonun teslimi veya şifrenin açıklanması konusunda işlem yapılmadan önce kararın kapsamını öğrenebilir ve avukat yardımından yararlanabilir.
Telefonun rızayla teslim edildiğine veya içeriğinin incelenmesine izin verildiğine ilişkin bir belge imzalanacaksa bunun kapsamı dikkatle okunmalıdır.
İfade Sırasında Baskı veya Tehdit Yapılabilir mi?
CMK m.148’e göre şüphelinin beyanı özgür iradesine dayanmalıdır.
İfade almak amacıyla şu yöntemler kullanılamaz:
- Kötü davranma
- İşkence
- İlaç verme
- Aşırı yorma
- Aldatma
- Cebir kullanma
- Tehdit etme
- Bedensel veya ruhsal baskı oluşturma
- İradeyi etkileyen araçlar kullanma
- Kanuna aykırı yarar vaat etme
Bu yöntemlerle alınan ifade, kişi sonradan rıza gösterse bile delil olarak kullanılamaz.
“İtiraf Edersen Hemen Çıkarsın” Denilmesi Geçerli midir?
Kolluk görevlileri kanunda bulunmayan bir cezasızlık, serbest kalma veya indirim güvencesi veremez.
“Suçu kabul edersen dosya kapanır”, “Bu kâğıdı imzalarsan hemen çıkarsın” veya “İtiraf edersen ceza almazsın” gibi vaatlere dayanarak ifade verilmemelidir.
Etkin pişmanlık, ceza indirimi, uzlaşma veya başka bir hukuki kurum yalnızca kanuni şartları varsa uygulanabilir. Bunun değerlendirilmesi olayın suç niteliğine ve dosyadaki delillere bağlıdır.
Yorgun, Hasta veya Alkollüyken İfade Alınabilir mi?
İfadenin özgür iradeye dayanması gerekir. Kişi ağır şekilde yorgun, hasta, yaralı, ilaç etkisinde veya ne söylediğini anlayamayacak derecede alkollüyse sağlıklı ifade veremeyebilir.
Böyle bir durumda:
- Sağlık kontrolü talep edilebilir.
- Rahatsızlık tutanağa yazdırılabilir.
- İfadenin uygun zamana bırakılması istenebilir.
- Avukatla görüşme talep edilebilir.
- Gerekirse hastaneye sevk istenebilir.
Kişinin soruları anlayamayacak durumda olduğu hâlde ifade alınması hukuka aykırılık oluşturabilir.
Türkçe Bilmeyen Kişinin İfadesi Nasıl Alınır?
Türkçe bilmeyen veya kendisini yeterli şekilde ifade edemeyen kişi için tercüman görevlendirilmelidir.
Kişinin anlamadığı bir dilde hazırlanan tutanağı imzalaması istenmemelidir. Soruların ve verilen cevapların eksiksiz çevrildiğinden emin olunmalıdır.
İşitme veya konuşma engeli bulunan kişilerin iletişim ihtiyaçlarına uygun yöntemler kullanılmalı ve zorunlu müdafilik hükümleri dikkate alınmalıdır.
Resmî İfade Başlamadan Önce Söylenenler Kullanılabilir mi?
Karakol koridorunda, polis aracında veya ifade odasında “sohbet ediyoruz” denilerek yapılan konuşmaların tamamen kayıtsız ve sonuçsuz kalacağı düşünülmemelidir.
Kişinin söylediği sözler görevliler tarafından tutanağa geçirilebilir, araştırmaya konu edilebilir veya başka delillere ulaşılmasına neden olabilir.
Şüpheli, resmî ifade başlamadan önce de olay hakkında açıklama yapmak zorunda değildir. Avukatıyla görüşmek istediğini ve suçlamayla ilgili sorulara daha sonra cevap vereceğini söyleyebilir.
İfade Tutanakla Aynı Anda mı Yazılmalıdır?
İfade, kişinin söylediği sözleri doğru ve anlaşılır biçimde yansıtmalıdır. Özetleme yapılırken anlatımın anlamı değiştirilmemelidir.
Özellikle şu ifadelere dikkat edilmelidir:
- “Kabul ediyorum”
- “Pişmanım”
- “Ben yaptım”
- “Bilerek yaptım”
- “Haberdardım”
- “Rızası vardı”
- “Şikâyetçiyim”
- “Zararımı karşıladı”
- “Uzlaşmak istiyorum”
- “Avukat istemiyorum”
Bu ifadeler kişinin gerçek iradesini yansıtmıyorsa düzeltilmesi istenmelidir.
İfade Tutanağı Okunmadan İmzalanmalı mıdır?
Hayır. Tutanak baştan sona dikkatlice okunmadan imzalanmamalıdır. Kişi okuma güçlüğü yaşıyorsa tutanağın kendisine okunmasını isteyebilir.
İmza öncesinde şu hususlar kontrol edilmelidir:
- Söylenenler eksiksiz yazılmış mı?
- Cümlelerin anlamı değiştirilmiş mi?
- Söylenmeyen bir kabul veya ikrar eklenmiş mi?
- Sorular ve cevaplar doğru yazılmış mı?
- Avukatın itirazları tutanağa geçirilmiş mi?
- İfade tarihi ve saati doğru mu?
- Hazır bulunan kişilerin isimleri yazılmış mı?
- Boş bırakılan alanlar var mı?
- Tutanak kaç sayfadan oluşuyor?
- Her sayfa aynı dosyaya mı ait?
Yanlışlık varsa düzeltilmesi ve düzeltmenin imza altına alınması istenmelidir.
Tutanak Düzeltilmezse İmzalamamak Mümkün müdür?
İfade veren kişi, gerçeğe aykırı veya eksik tutanağı imzalamak zorunda değildir. İmzadan çekinilmesi hâlinde bunun nedeni tutanağa yazılmalıdır.
Ancak yalnızca imza atmamak, daha önce söylenenlerin veya yapılan işlemin hiç gerçekleşmemiş sayılmasını sağlamaz. En uygun yöntem, yanlış bölümlerin açıkça gösterilmesi, düzeltme talebinin ve itirazların tutanağa geçirilmesidir.
İmzalanan tutanağın bir örneği talep edilmelidir.
İfadeye Sonradan Ekleme Yapılabilir mi?
Kişi önemli bir hususu unuttuğunu fark ederse ek beyanda bulunmak istediğini söyleyebilir. Ancak şüphelinin aynı olayla ilgili yeniden ifadesinin alınması gerekiyorsa CMK m.148/5 uyarınca bu işlem yalnızca Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.
Polisin aynı olayla ilgili olarak tekrar tekrar şüpheli ifadesi alması mümkün değildir. Yeni bir ifade ihtiyacının Cumhuriyet savcısı tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Savunma dilekçesi ve lehe deliller de soruşturma dosyasına daha sonra sunulabilir.
Önceki İfade Sonradan Değiştirilebilir mi?
Şüpheli, kollukta verdiği ifadeyi Cumhuriyet savcısı veya hâkim huzurunda değiştirebilir. Ancak ifadeler arasındaki çelişkinin nedeni kendisine sorulabilir.
İlk ifadenin baskı, korku, yanlış anlama, avukat bulunmaması veya tutanağın yanlış yazılması nedeniyle gerçeği yansıtmadığı ileri sürülüyorsa bunun somut şekilde açıklanması önemlidir.
“İfademi değiştirdim, önceki ifade artık yok sayılır” şeklinde otomatik bir sonuç bulunmaz. Bütün beyanlar ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.
Tanık Olarak İfade Verirken Susma Hakkı Var mıdır?
Tanık ile şüphelinin hakları aynı değildir. Tanık, kural olarak bildiklerini doğru anlatmak ve gerçeğe uygun beyanda bulunmak zorundadır. Gerçeğe aykırı tanıklık cezai sorumluluk doğurabilir.
Bununla birlikte tanık:
- Kendisini ceza soruşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten çekinebilir.
- Kanunda belirtilen yakınları hakkında tanıklıktan çekinebilir.
- Mesleki sır kapsamında kalan konularda şartları varsa çekinme hakkını kullanabilir.
Tanığın anlatımı sırasında kendisi hakkında suç şüphesi oluşursa şüpheli hakları bildirilmeden suçlayıcı şekilde sorgulanmaya devam edilmemelidir.
Şikâyetçi İfade Verirken Nelere Dikkat Etmelidir?
Şikâyetçi veya mağdur, olayı gördüğü ve yaşadığı şekliyle kronolojik olarak anlatmalıdır.
İfadede şu bilgiler açıkça belirtilmelidir:
- Olayın tarihi ve saati
- Olayın gerçekleştiği yer
- Şüphelinin yaptığı hareketler
- Söylenen sözler
- Varsa yaralanma veya maddi zarar
- Tanıkların kimliği
- Kamera veya mesaj kayıtları
- Olaydan sonra yapılan başvurular
- Şikâyetçi olunup olunmadığı
Kesin olarak bilinmeyen bilgiler tahmin edilmemeli, duyuma dayalı bilgiler “başkasından duydum” şeklinde açıklanmalıdır.
Karakolda İfade Verirken En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
Sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Hangi sıfatla çağrıldığını sormamak
- Suçlamayı anlamadan konuşmaya başlamak
- Avukat istemeye çekinmek
- “Bir an önce çıkayım” düşüncesiyle tutanağı okumadan imzalamak
- Hatırlanmayan ayrıntılar hakkında tahmin yürütmek
- Başkasından duyulan olayı görülmüş gibi anlatmak
- Mesaj veya kayıtları silmek
- Söylenmeyen cümlelerin tutanağa yazılmasına itiraz etmemek
- Baskı veya sağlık sorununu tutanağa yazdırmamak
- Gayriresmî konuşmaların kullanılamayacağını düşünmek
- Kanunda bulunmayan ceza indirimi vaatlerine inanmak
- Gerçeğe aykırı belge veya delil oluşturmaya çalışmak
Karakolda İfade Öncesi Kısa Kontrol Listesi
İfade başlamadan önce şu kontroller yapılabilir:
- Hangi sıfatla dinlendiğinizi öğrenin.
- Soruşturma konusu olayı ve suçlamayı sorun.
- Avukatla görüşme hakkınızı değerlendirin.
- Susma hakkınızın bulunduğunu unutmayın.
- Yalnızca bildiğiniz ve hatırladığınız konularda konuşun.
- Lehinize olan delillerin toplanmasını isteyin.
- Baskı, yorgunluk veya hastalık varsa bildirin.
- Tutanağın her sayfasını dikkatlice okuyun.
- Yanlış ve eksik bölümleri düzelttirin.
- Tutanak örneğini talep edin.
Karakolda şüpheli sıfatıyla ifade veren kişinin en önemli hakları; suçlamayı öğrenme, susma, avukat yardımından yararlanma, yakınına haber verilmesini isteme ve lehine olan delillerin toplanmasını talep etme haklarıdır.
Şüpheli kimlik bilgilerini doğru vermek zorundadır; ancak suçlama hakkında konuşmaya zorlanamaz. Kötü davranma, tehdit, yorma, aldatma veya kanuna aykırı menfaat vaadiyle alınan ifadeler delil olarak kullanılamaz.
Avukat olmadan kollukta alınan ifade, hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Buna rağmen kollukta söylenen sözler soruşturmanın ilerleyişini etkileyebileceğinden ifade işlemi dikkatle yürütülmeli ve tutanak okunmadan imzalanmamalıdır.
Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İfade sırasında izlenecek yöntem; kişinin sıfatına, suçlamanın niteliğine, dosyadaki delillere ve soruşturmanın aşamasına göre değişebilir.
Makaleler | Ceza Hukuku Avukat Uğur Azap Antalya Hukuk Ofisi
-
Yabancı devlet temsilcilerine karşı suçCeza kanunu Madde 342- (1) Türkiye Cumhuriyetinde sürekli veya geçici olarak görevlendirilmiş yabancı devlet temsilcileri ile bunların diplomasi memurları veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurları, kendilerine karşı görevlerinden dolayı işlenen suçlar bakımından, kamu görevlisi kabul... +Devamını oku
-
Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklamaMadde 329- (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklayan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiil, savaş zamanında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye... +Devamını oku
-
Yabancı devlet bayrağına karşı hakaretCeza kanunu Madde 341- (1) Resmen çekilmiş olan yabancı devlet bayrağını veya diğer egemenlik alametlerini alenen tahkir eden kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Bu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması, ilgili devletin şikayetine bağlıdır.
-
Halkı askerlikten soğutmaMadde 318- (1) (Değişik: 11/4/2013-6459/13 md.) Askerlik hizmetini yapanları firara sevk edecek veya askerlik hizmetine katılacak olanları bu hizmeti yapmaktan vazgeçirecek şekilde teşvik veya telkinde bulunanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiil, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarısı oranında artırılır.
-
Kamu Güvenine Karşı SuçlarParada sahtecilikMadde 197- (1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(2) Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile... +Devamını oku
-
Bıçak taşımanın suç oluşturup oluşturmadığı; bıçağın türüne, teknik özelliklerine, taşınma amacına ve olayın gerçekleştiği koşullara göre belirlenir. Her bıçağı taşımak otomatik olarak suç değildir. Ancak muşta, sustalı çakı ve saldırı amacıyla özel olarak üretilmiş bazı bıçak ve aletlerin taşınması 6136 sayılı Kanun kapsamında suçtur.6136 sayılı Kanun’un 15. maddesi yalnızca taşımayı değil;... +Devamını oku
-
Resmen teslim olunan mala elkonulması ve bozulmasıMadde 290- (1) Hükmen hak sahiplerine teslim edilen taşınmaz mallara tekrar elkoyan kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Muhafaza edilmek üzere başkasına resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan taşınır malın bu kişinin elinden rızası dışında alınması halinde hırsızlık, cebren alınması... +Devamını oku
-
Cinayet davaları, Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür. Cinayet suçu ağır bir suç olduğundan, Sulh veya Asliye Ceza Mahkemeleri yetkili değildir.
-
Cebir TCK Madde 108(1) Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK Madde 109(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden... +Devamını oku
-
Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu: Türk Ceza Hukuku Açısından İncelemeSuç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, bireysel suçlardan farklı olarak kolektif bir irade ve süreklilik arz eden yapı üzerinden yürütülen suç faaliyetlerini hedef almaktadır.Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesi, bu suçu ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.İlgili maddeye göre, suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya... +Devamını oku
-
Yasaklanan bilgileri teminCeza kanunu Madde 334- (1) Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri temin eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiil, Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış ise faile beş yıldan... +Devamını oku
-
Suçu bildirmemeMadde 278- (İptal: Anayasa Mahkemesinin 30/6/2011 tarihli ve E.:2010/52, K.:2011/113 sayılı Kararı ile.; Değişik: 2/7/2012-6352/91 md.)(1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara... +Devamını oku
-
YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Kanun No. 6458Kabul Tarihi: 4/4/2013 BİRİNCİ KISIMAmaç, Kapsam, Tanımlar ve Geri Gönderme Yasağı BİRİNCİ BÖLÜMAmaç, Kapsam ve TanımlarAmaçMADDE 1(1) Bu Kanunun amacı; yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve... +Devamını oku
-
Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama[1] Madde 228- (1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.[2](2) Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlanması halinde, verilecek ceza bir katı oranında artırılır.(3) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/139 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/134 md... +Devamını oku
-
Yalan yere yeminMadde 275- (1) Hukuk davalarında yalan yere yemin eden davacı veya davalıya bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Dava hakkında hüküm verilmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.(3) Hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın yarısı indirilir.
-
Kusur nedir?Kusur, failin suçu işlerken bilinçli ve iradi davranmasıdır. Kast ve taksir olarak ikiye ayrılır. Kast, suçu bilerek ve isteyerek işlemektir. Taksir ise dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmaktır.
-
DilencilikMadde 229- (1) Çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bu suçun üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımları ya da eş tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.(3) Bu suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş... +Devamını oku
-
Meşru Müdafaa Nedir ve Türk Ceza Hukukundaki Cezai Sonuçları Nelerdir?1. Meşru Müdafaa Nedir?Meşru müdafaa, bir kişinin kendisini veya başkasını haksız bir súldırıya karşı savunmasını ifade eden hukuki bir kavramdır. Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre, meşru müdafaa halinde işlenmiş bir fiil cezalandırılmaz. Burada esas olan, súldırının haksız ve ani olmasıdır.2. Meşru Müdafaanın Hukuki DayanağıTCK'... +Devamını oku
-
Bir kişinin ev adresini, T.C. kimlik numarasını, telefonunu, doğum tarihini veya aile bilgilerini rızası olmadan internette paylaşmak suç oluşturabilir. Bu davranış halk arasında “doxxing” olarak da adlandırılmaktadır.TCK m.136’ya göre kişisel verileri hukuka aykırı şekilde başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.Bilgilerin sosyal... +Devamını oku
-
Hürriyete Karşı SuçlarTehditTCK Madde 106(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan 44 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “altı aydan iki” ibaresi “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiştir. 45 18/6/2014 tarihli ve... +Devamını oku
-
Aile Düzenine Karşı SuçlarKötü muameleMadde 232- (1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini... +Devamını oku
-
Taksir sonucu casusluk fiillerinin işlenmesiCeza kanunu Madde 338- (1) Bu bölümde tanımlanan suçların işlenmesi, ilgili kişilerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmaları sonucu mümkün olmuş veya kolaylaşmış ise, taksirle davranan faile altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî... +Devamını oku
-
FUHUŞ SUÇU: TÜRK CEZA HUKUKU AÇISINDAN BİR DEĞERLENDİRMEFuhuş suçu, kamu düzenini ve ahlakını korumaya yönelik suç tiplerinden biri olarak Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) düzenlenmiştir. Bu suç, esas olarak bireyin cinsel dokunulmazlığına değil, toplumun genel ahlakına ve sağlığına yönelen bir tehdit olarak kabul edilmektedir. TCK’nın 227. maddesi, fuhşa teşvik, aracılık etme, yer temin etme ve bu... +Devamını oku
-
Denetim görevinin ihmaliMadde 251- (1) Zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine kasten göz yuman denetimle yükümlü kamu görevlisi, işlenen suçun müşterek faili olarak sorumlu tutulur.(2) Denetim görevini ihmal ederek, zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkan sağlayan kamu görevlisi, üç aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
-
Resmen teslim olunan mala elkonulması ve bozulmasıMadde 290- (1) Hükmen hak sahiplerine teslim edilen taşınmaz mallara tekrar elkoyan kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Muhafaza edilmek üzere başkasına resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan taşınır malın bu kişinin elinden rızası dışında alınması halinde hırsızlık, cebren alınması... +Devamını oku
-
Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleriMADDE 20(1) Yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz.Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemlerMADDE 21(1) Bir hâkim veya mahkeme, yetkili olmasa bile, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, yargı çevresi içerisinde gerekli işlemleri yapar.
-
Savaşta yalan haber yaymaMadde 323- (1) Savaş sırasında kamunun endişe ve heyecan duymasına neden olacak veya halkın maneviyatını sarsacak veya düşman karşısında ülkenin direncini azaltacak şekilde asılsız veya abartılmış veya özel maksada dayalı havadis veya haber yayan veya nakleden veya temel milli yararlara zarar verebilecek herhangi bir faaliyette bulunan kimseye beş yıldan on yıla kadar... +Devamını oku
-
Nitelikli Dolandırıcılık Suçu: Türk Ceza Hukuku Açısından DeğerlendirmeDolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde düzenlenmiş olup, bir kimsenin hileli davranışlarla aldatılarak malvarlığında zarara uğratılması esasına dayanır. TCK m.157’ye göre, failin hileli davranışlarla mağduru kandırarak kendisine veya başkasına yarar sağlaması halinde basit dolandırıcılık suçu oluşur. Ancak,... +Devamını oku
-
Kaçmaya imkan sağlamaMadde 294- (1) Gözaltına alınanın veya tutuklunun kaçmasını sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Hükümlünün kaçmasını sağlayan kişi, çekilecek olan hapis cezasının süresine göre iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, hükümlünün cezası;a) Müebbet hapis cezası ise, beş yıldan sekiz yıla,b) Ağırlaştırılmış müebbet... +Devamını oku
-
Genel Ahlaka Karşı SuçlarHayasızca hareketlerMadde 225- (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. MüstehcenlikMadde 226- (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği... +Devamını oku
-
Mala zarar vermeMadde 151(1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.(2) (Mülga:9/7/2021-7332/17 md.) Mala zarar vermenin nitelikli halleriMadde 152- (1) Mala zarar verme suçunun;a) Kamu kurum ve... +Devamını oku
-
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamaMadde 282- (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla... +Devamını oku
-
Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlıkMadde 276- (1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(2) Birinci fıkrada belirtilen kişi veya kurullar tarafından... +Devamını oku
-
Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan TicaretiGöçmen kaçakçılığıCeza kanunu Madde 79- (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan,b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan,Kişi, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para... +Devamını oku
-
TÜRK CEZA KANUNU[1] Kanun Numarası : 5237Kabul Tarihi : 26/9/2004Yayımlandığı Resmî Gazete ... +Devamını oku
-
Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılmasıMadde 256- (1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
-
Yalan tanıklıkMadde 272- (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç... +Devamını oku
-
Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanmaMadde 266- (1) Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
-
“Haraç istemek” Türk Ceza Hukuku’nda tek başına bir suç adı değildir; ancak yapılan fiilin niteliğine göre farklı suç tiplerine girer. Özellikle TCK’daki “Yağma (gasp)” suçu ile bağlantılıdır.1. Haraç isteme fiilinin hukuki niteliği“Haraç” demek:Bir kişiden zorla, tehditle veya şiddet kullanarak menfaat talep etmektir.Bu durumda Yağma (TCK m.148) suçunun kapsamına girer.2. İlgili Kanun Maddeleria... +Devamını oku
-
Devlet güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurmaCeza kanunu Madde 339- (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri veya yetkili makamların açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken hususları elde etmeye yarayan ve elde bulundurulması için kabul edilebilir bir neden gösterilemeyen belgelerle veya bu... +Devamını oku
-
Yasaklanan bilgileri açıklamaCeza kanunu Madde 336- (1) Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri açıklayan kimseye üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiil, savaş zamanında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye sokmuş ise... +Devamını oku
-
Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırıMadde 310- (1) Cumhurbaşkanına suikastte bulunan kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fiile teşebbüs edilmesi halinde de suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.(2) Cumhurbaşkanına karşı diğer fiili saldırılarda bulunan kimse hakkında, ilgili suça ilişkin ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur. Ancak, bu suretle verilecek ceza... +Devamını oku
-
İrtikapMadde 250- (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/86 md.) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en... +Devamını oku
-
ŞantajTCK Madde 107(1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14 md.) Kendisine veya başkasına yarar... +Devamını oku
-
Suç için anlaşmaMadde 316- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlardan herhangi birini elverişli vasıtalarla işlemek üzere iki veya daha fazla kişi, maddi olgularla belirlenen bir biçimde anlaşırlarsa, suçların ağırlık derecesine göre üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Amaçlanan suç işlenmeden veya anlaşma dolayısıyla soruşturmaya başlanmadan önce bu... +Devamını oku
-
Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesiCeza kanunu Madde 83- (1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;a) Belli bir... +Devamını oku
-
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaCeza kanunu Madde 87- (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,b) Konuşmasında sürekli zorluğa,c) Yüzünde sabit ize,d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,Neden olmuşsa, yukarıdaki Ceza kanunu Maddeye göre belirlenen... +Devamını oku
-
Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı SuçlarKarşılıklılık koşuluMadde 343- (1) Bu bölümde yazılı hükümlerin uygulanması, karşılıklılık koşuluna bağlıdır.
-
Düşmandan unvan ve benzeri payeler kabulüMadde 325- (1) Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletten akademik derece veya şeref, unvan, nişan ve diğer fahri rütbe veya bunlara ait maaş veya başka yararlar kabul eden vatandaşa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
-
Devletin Güvenliğine Karşı SuçlarDevletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmakMadde 302- (1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/36 md.) Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil... +Devamını oku
-
Cinayet davalarına genellikle ağır ceza avukatları bakar. Ağır ceza mahkemelerinde görülen davalarda, ağır ceza alanında uzmanlaşmış avukatlar sanığı ya da mağduru savunur.Cinayet işlemiş biri avukat olabilir mi?Türk hukuk sisteminde, ağır ceza gerektiren suçlardan (örneğin cinayet) mahkûm olan biri, Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesi gereği avukat olamaz. Avukatlık yapabilmek için belirli etik ve... +Devamını oku
Страницы
- « первая
- ‹ предыдущая
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
- 9
- …
- следующая ›
- последняя »