Emoji, El Hareketi veya Lakapla Hakaret Suçu İşlenir mi? — TCK m.125

Bu makaleler, toplumsal faydayı gözeten bilimsel bir yaklaşım çerçevesinde hazırlanmış olup, ileride referans teşkil etmesi amacıyla kurumsal arşivimizi oluşturmak için yazılmaktadır. Avukat meslektaşlarımız kaynak göstermek şartıyla kullanabilirler.

Emoji, El Hareketi veya Lakapla Hakaret Suçu İşlenir mi? — TCK m.125 Kapsamında Hukuki İnceleme ve Antalya’nın 2016–2025 Dönemi

Emoji, el hareketi veya lakap kullanılması, somut olayın özelliklerine göre hakaret suçunu oluşturabilir. Belirleyici olan, kullanılan iletişim aracından çok, davranışın taşıdığı anlamdır. Ancak rahatsız edici, alaycı veya kaba bulunan her davranışın cezalandırılması mümkün değildir. Hakaret suçunun kanuni koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

TCK m.125, kişinin onurunu, şerefini ve saygınlığını zedeleyebilecek somut bir fiil veya olgu isnadını ve sövmeyi düzenler. Maddenin uygulanmasında davranışın muhatabı, anlamı ve gerçekleştiği koşullar birlikte değerlendirilir.

Emoji kullanımı bakımından hukuki değerlendirme

TCK’da belirli emojileri tek tek suç sayan bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle yalnızca bir sembolün gönderilmiş olması, hakaret suçunun oluştuğunu göstermeye yetmez.

TCK m.125/2’nin sesli, yazılı veya görüntülü iletiyi kapsayan düzenlemesinden hareketle, dijital bir sembolün de ilettiği anlam bakımından değerlendirilmesi mümkündür. Bu, her emojiye önceden belirlenmiş bir cezai anlam yüklenebileceği anlamına gelmez.

Örneğin bir kişinin fotoğrafının altına bırakılan hayvan sembolü, paylaşımın konusu nedeniyle kullanılmış olabileceği gibi kişiyi aşağılayan bir benzetme amacı da taşıyabilir. Hukuki değerlendirmede fotoğraf, açıklama, önceki mesajlar ve sembolün kime yöneltildiği araştırılmalıdır. Bu örnek, kanuni ölçütlerin açıklanmasına yöneliktir; doğrulanmış bir Antalya mahkûmiyet kararı olarak sunulmamaktadır.

Tek başına gülme, alkış veya benzeri bir tepki işaretinden kesin biçimde hakaret sonucu çıkarılamaz. Anayasa m.26 kapsamında ifade özgürlüğü ile kişinin şeref ve itibarının korunması arasında, olayın bağlamına dayanan bir değerlendirme yapılmalıdır. Anayasa Mahkemesi de hakaret incelemelerinde ifadelerin arka planının ve kamusal tartışmayla ilişkisinin dikkate alınmasını aramaktadır.

El hareketiyle hakaret işlenebilir mi?

Hakaretin mutlaka kelimelerle gerçekleştirilmesi gerekmez. Sövme anlamı taşıyan bir el işareti, şekil veya mimik de değerlendirmeye konu olabilir. Burada hareketin açıkça aşağılayıcı bir anlam taşıyıp taşımadığı ve belirli kişiye yönelip yönelmediği önemlidir.

Bir tartışmada el kaldırılması, parmakla yön gösterilmesi veya uzaklaşma işareti yapılması, yalnızca muhatabın rahatsız olması nedeniyle hakaret sayılmaz. Hareketin niteliği belirlenmeli; varsa görüntü kaydı olayın öncesi ve sonrasıyla incelenmelidir.

TCK m.21 bakımından kast da araştırılır. Yanlışlıkla oluşan bir görüntü ile bilerek gerçekleştirilen bir davranış aynı şekilde değerlendirilemez. Bununla birlikte, failin yalnızca “şaka yaptım” demesi de diğer deliller değerlendirilmeden sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Lakap takılması hangi durumda hakaret olur?

Lakap kullanımı bakımından iki ayrı sorun bulunmaktadır: Lakabın aşağılayıcı olup olmadığı ve kimin hedef alındığının belirlenebilmesi.

TCK m.126 gereğince kişinin adının açıkça yazılması zorunlu değildir. İfadenin belirli bir kişiye yöneldiği tereddütsüz anlaşılabiliyorsa mağdurun belirlenmesi koşulu gerçekleşebilir. Dolayısıyla kişinin çevresinde bilinen lakabıyla hedef alınması, gerçek adının kullanılmamış olması nedeniyle kendiliğinden cezasız kalmaz.

Buna karşılık her lakap aşağılayıcı değildir. Kişinin benimsediği bir hitap ile onu küçük düşüren, fiziksel özelliğini veya kişiliğini aşağılayan bir adlandırma farklıdır. Lakabın anlamı, kullanım biçimi ve konuşmanın bütünü incelenmelidir. Aynı sözcük, farklı olaylarda farklı hukuki değerlendirmelere konu olabilir.

Doğrudan ileti, gıyapta hakaret ve aleniyet ayrımı

Emoji veya lakapla gerçekleştirildiği ileri sürülen davranışlarda da şu ayrımlar korunmalıdır:

Gerçekleşme biçimi İncelenecek hukuki koşul
Mağdura doğrudan gönderilen mesaj veya görüntü TCK m.125/2 kapsamında mağdurun muhatap alınması
Mağdurun yokluğunda başkalarına aktarılan içerik TCK m.125/1 kapsamında en az üç kişiyle ihtilat
Herkesin erişebileceği paylaşım TCK m.125/4 bakımından aleniyet
Gerçek isim yerine lakap kullanılması TCK m.126 bakımından mağdurun belirlenebilirliği

Doğrudan mağdura gönderilen bir iletide üç üçüncü kişinin öğrenmesi koşulu aranmaz. Buna karşılık üçüncü kişiye gönderilen içeriğin mağdur tarafından tesadüfen öğrenilmesi, kendiliğinden doğrudan ileti yoluyla hakaret oluşturmaz. Failin iletme kastı ve gerekiyorsa ihtilat koşulu araştırılır.

Antalya’da son on yılın kamu verileri

Tamamlanmış son on takvim yılı olan 2016–2025 dönemi bakımından, Antalya’da emoji, el hareketi ve lakapla hakareti ayrı ayrı sayan kesintisiz bir kamu istatistiği bu incelemede tespit edilememiştir.

Bu nedenle Antalya’da bu yöntemlerle kaç olay yaşandığı, kaç kişinin mahkûm edildiği veya olayların yıllar içinde hangi oranda değiştiği konusunda kesin rakam verilemez. Genel hakaret istatistikleri, bu üç davranış türünün sayısı olarak kullanılamaz.

Erişilebilen Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı merkez birimi verileri, aşağıdaki ortalama soruşturma bitirilme sürelerini göstermektedir:

Yıl Genel “hakaret” kategorisi İleti yoluyla hakaret
2016 Karşılaştırılabilir süre bu incelemede doğrulanamadı Doğrulanamadı
2017 Doğrulanamadı Doğrulanamadı
2018 Doğrulanamadı Doğrulanamadı
2019 56 gün 69 gün
2020 66 gün 60 gün
2021 63 gün 67 gün
2022 61 gün 50 gün
2023 63 gün 33 gün
2024 64 gün 33 gün
2025 64 gün* 33 gün*

2019 değerleri faaliyet raporunun 35–36’ncı sayfalarından; sonraki yıllar ilgili resmî faaliyet raporlarının merkez başsavcılığı tablolarından alınmıştır.

2025 raporundaki bu değerler 2024 raporuyla aynıdır. Bazı diğer tablolarda da aynı rakamlar bulunduğundan, bunlar bağımsız olarak doğrulanmış bir yıllık değişim şeklinde yorumlanmamıştır.

Bu tablo olay sayısını, suçun işlendiğinin kesinleştiğini veya mahkûmiyet oranını göstermemektedir. Ayrıca merkez başsavcılığı verileri, Antalya ilindeki bütün bağımsız adli birimlerin toplamı değildir. “Veri doğrulanamadı” ifadesi de ilgili yılda olay yaşanmadığı anlamına gelmez.

Antalya’dan gelen somut bir dosyanın hukuki önemi

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10.09.2025 tarihli, E.2023/9253, K.2025/13140 sayılı kararında, Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesinden gelen bir sosyal medya hakareti dosyası incelenmiştir.

Yargıtay, gıyapta hakaret bakımından üç kişiyle ihtilatın nasıl gerçekleştiğinin delilleriyle açıklanmamasını hukuka aykırı bulmuştur. Paylaşımın herkese açık yapılmadığı anlaşılmasına rağmen aleniyet artırımının yeterince gerekçelendirilmemesi de bozma nedeni sayılmıştır.

Bu karar doğrudan emoji, el hareketi veya lakap hakkında verilmiş bir karar olarak gösterilemez. Bununla birlikte, dijital içeriklerde içeriğin kime ulaştığının ve kimlere açık olduğunun ayrı ayrı ispatlanması gerektiğini göstermektedir. Bozma kararı, tek başına kesinleşmiş beraat anlamına da gelmez.

Bu incelemede kamu kaynaklarından doğrulanabilen, Antalya’ya özgü ve doğrudan bu üç davranış türünü ayrı ayrı ele alan kararlar tespit edilemediğinden, bunlara ilişkin yerel olay veya mahkûmiyet örneği üretilmemiştir.

İspat ve güncel yaptırım hükümleri

CMK m.160 uyarınca soruşturmada şüphelinin lehine ve aleyhine deliller toplanmalıdır. CMK m.217 gereğince hüküm, hukuka uygun elde edilen ve yargılamada tartışılan delillere dayanmalıdır. Bu kapsamda mesajın tamamı, hesabın kim tarafından kullanıldığı, görüntünün bütünlüğü ve tanıkların olayı doğrudan algılayıp algılamadığı önem taşır. Suçun sanık tarafından işlendiği sabit değilse CMK m.223/2-e kapsamında beraat gündeme gelir.

TCK m.125/1’de temel yaptırım üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Aleniyet hâlinde m.125/4 uyarınca ceza altıda bir artırılır. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ise m.125/3-a kapsamında değerlendirilir.

TCK m.131 ve m.73 kapsamında şikâyete bağlı hâllerde, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aylık süre önemlidir. Güncel düzenlemede hakaret için fiil tarihinden itibaren iki yıllık üst sınır da bulunmaktadır; eski dosyalarda geçiş hükümleri ayrıca değerlendirilir.

25 Aralık 2025’te yürürlüğe giren değişiklikle, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret istisnası dışında hakaret önödeme kapsamına alınmıştır. Kanuni koşullar gerçekleştiğinde önödeme, dava açılmaması veya açılmış davanın düşmesi sonucunu doğurabilir. Önceden uzlaşmanın sağlandığı dosyalar yönünden CMK geçici m.8 dikkate alınmalıdır. Bu nedenle Antalya’nın on yıllık kayıtları incelenirken farklı dönemlerde uygulanan usuller de birbirinden ayrılmalıdır.

İçerik Yayınlanma Tarihi: Cts, 10/31/2026 - 11:28