Borcu Ödememek Hapis Cezasına Neden Olur mu? — Anayasa m.38/8; TCK m.157
Bu makaleler, toplumsal faydayı gözeten bilimsel bir yaklaşım çerçevesinde hazırlanmış olup, ileride referans teşkil etmesi amacıyla kurumsal arşivimizi oluşturmak için yazılmaktadır. Avukat meslektaşlarımız kaynak göstermek şartıyla kullanabilirler.

Borcu Ödememek Hapis Cezasına Neden Olur mu? — Anayasa m.38/8 ve TCK m.157 Kapsamında Antalya’nın 2016–2025 Dönemine İlişkin Hukuki İnceleme
Bir borcun vadesinde ödenmemesi, tek başına hapis cezasına neden olmaz. Kredi, kredi kartı, kira, senet veya kişisel borç ilişkisinde ödeme yapılmaması ile dolandırıcılık ve icra sürecindeki belirli yükümlülüklerin ihlali birbirinden ayrılmalıdır.
Anayasa m.38/8 bu konuda temel güvenceyi düzenler:
“Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.”
Bu hüküm, ödeme gücü bulunmayan kişinin yalnızca sözleşme borcunu yerine getiremediği için özgürlüğünden yoksun bırakılmasını engeller. Ancak borç ilişkisinden bağımsız olarak kanunda düzenlenen bir suçun veya tazyik hapsini gerektiren bir davranışın gerçekleşmesi ayrıca değerlendirilir. Anayasa Mahkemesi
Ödenmeyen borcun hukuki sonucu
Sözleşmeden doğan borcun ödenmemesi hâlinde alacaklı, koşulları varsa alacak davası açabilir veya icra takibi başlatabilir. Takibin durumuna göre borçlunun haczedilebilir mal, hak ve alacakları üzerinde işlem yapılabilir.
Borcun bulunması, icra takibinin kesinleşmesi veya borçlunun üzerinde haczedilebilir mal bulunamaması, kendiliğinden dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Ödeme yapılmamış olması, ceza sorumluluğunun bütün koşullarının gerçekleştiğinin kanıtı değildir.
Bununla birlikte, hapis yasağı borcu ortadan kaldırmaz. Alacak, faiz ve takip giderleri bakımından hukuki sorumluluk devam edebilir.
TCK m.157 bakımından dolandırıcılık ile borç ilişkisi arasındaki fark
Dolandırıcılıkta yalnızca yerine getirilmeyen bir ödeme sözü bulunmaz. TCK m.157 bakımından hileli davranış, bu davranışın neden olduğu aldanma, ekonomik zarar ve failin veya başkasının elde ettiği yarar birlikte araştırılır.
Hile ile malvarlığı üzerindeki tasarruf arasında neden bağlantısı bulunmalıdır. Başka bir ifadeyle mağdurun para veya mal vermesi, aldatıcı davranışın sonucu olmalıdır. Borcun sonradan ödenmemesinden hareketle başlangıçta dolandırıcılık yapıldığı otomatik olarak kabul edilemez. mevzuat.adalet.gov.tr
Örneğin gerçek bir ticari faaliyet yürütülürken sonradan ekonomik güçlük yaşanması ile gerçekte bulunmayan bir iş veya yetki ileri sürülerek para alınması aynı değildir. İkinci durumda da ceza sorumluluğu için iddiaların somut delillerle doğrulanması gerekir.
Önceden doğmuş bir borcun ödenmesini geciktiren davranışlar bakımından da borcun hangi aşamada ve hangi sebeple doğduğu önemlidir. Önceki borç, sonradan gerçekleştirilen davranış nedeniyle doğmamışsa dolandırıcılığın neden bağlantısı koşulu gerçekleşmeyebilir. Ancak bu durum, varsa sahtecilik gibi başka suçların incelenmesini engellemez.
TCK m.157’de temel yaptırım bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. TCK m.158’deki nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda ilgili özel düzenleme uygulanır. mevzuat.adalet.gov.tr
İcra dosyasındaki ödeme taahhüdünün ihlali
İcra ve İflas Kanunu m.340, sıradan bir borç ilişkisinden farklı bir durumu düzenler. Kanundaki koşullara uygun olarak kararlaştırılmış ödeme şartının, makbul bir sebep olmaksızın ihlal edilmesi hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelebilir.
Her ödeme sözü bu sonucu doğurmaz. Telefonla “ödeyeceğim” denilmesi, mesaj gönderilmesi veya yalnızca senet imzalanması, kendiliğinden İİK m.340 kapsamındaki geçerli ödeme taahhüdü değildir.
Taahhüdün geçerliliği değerlendirilirken borç miktarı, ödeme tarihleri, faiz, harç ve giderler ile gerekli kabul beyanları incelenir. Yargıtay uygulamasında, borçlunun hangi tutarı ödemeyi üstlendiğinin açıkça belirlenmesi aranmaktadır.
Tazyik hapsi, TCK kapsamında verilen suç karşılığı hapis cezasıyla aynı hukuki nitelikte değildir. İİK m.340 uyarınca borcun tamamının veya o tarihe kadar yatırılması gereken tutarın ödenmesi tahliyeyi sağlayabilir. Aynı borç nedeniyle uygulanabilecek toplam tazyik hapsi üç ayı geçemez.
Ödeme güçlüğünün makbul sebep oluşturup oluşturmadığı ise olayın delilleri üzerinden değerlendirilmelidir. İİK m.347 kapsamında şikâyet süresi, fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her durumda fiilden itibaren bir yıldır. mevzuat.adalet.gov.tr
Nafaka, karşılıksız çek ve malvarlığını azaltma bakımından özel hükümler
Nafaka borcu, sıradan sözleşme borcuyla aynı kapsamda değerlendirilmez. İİK m.344, nafakaya ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde, kanuni koşullar altında ve alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi öngörür. Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açılması, mevcut yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Çek ile bono da farklıdır. 5941 sayılı Çek Kanunu m.5 kapsamında karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme yönünden özel sorumluluk düzenlenmiştir. Bu suç nedeniyle verilen adli para cezasının ödenmemesi, m.5/11 uyarınca hapse çevrilme sonucunu doğurabilir. Bir bononun ödenmemesi, tek başına bu hükme tabi değildir.
Borçlunun alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla malvarlığını azaltması ise koşulları varsa İİK m.331 kapsamında ayrıca incelenir. Burada araştırılan, ödeme güçlüğünün yanında kanunda tanımlanan zarar verici davranış ve diğer unsurlardır. iidb.adalet.gov.tr
Antalya’da 2016–2025 dönemine ilişkin kamu verileri
Antalya için yalnızca “sözleşme borcunu ödeyemediği için hapse giren kişiler” başlığı altında, kesintisiz ve karşılaştırılabilir bir on yıllık kamu istatistiği bu incelemede tespit edilememiştir. İcra ceza mahkemelerindeki bütün dosyalar da bu şekilde sınıflandırılamaz.
Resmî faaliyet raporlarında ödeme şartının ihlali, nafaka hükümlerine uymama ve karşılıksız çek gibi farklı başlıklar bulunmaktadır. Aşağıdaki tablo, karşılaştırmanın kapsamını belirli tutmak amacıyla yalnızca Antalya 1. İcra Ceza Mahkemesinin yayımlanan ortalama dava bitirilme sürelerini göstermektedir:
| Yıl | Ödeme şartını ihlal | Nafaka hükümlerine uymama |
|---|---|---|
| 2016–2018 | Bu incelemede doğrulanamadı | Bu incelemede doğrulanamadı |
| 2019 | 226 gün | 238 gün |
| 2020 | 245 gün | 252 gün |
| 2021 | 216 gün | 130 gün |
| 2022 | İncelenen tabloda ayrı satır bulunmuyor | 109 gün |
| 2023 | İncelenen tabloda ayrı satır bulunmuyor | 90 gün |
| 2024 | 97 gün | 105 gün |
| 2025 | 87 gün | 83 gün |
Değerler, ilgili yılların Antalya Adliyesi faaliyet raporlarındaki mahkeme tablolarından alınmıştır. Bunlar dosya sayısı, mahkûmiyet sayısı veya hapiste geçirilen süre değildir. antalya.adalet.gov.tr
2022 ve 2023 tablolarında ödeme şartını ihlal başlığının bulunmaması, o yıllarda hiç dosya görülmediği anlamına gelmez. Ayrıca tek mahkemenin verileri Antalya ilinin tamamını temsil etmez. Dosya sayıları ve dosyaların özellikleri bilinmeden, sürelerdeki değişimden borçluluk veya suç oranına ilişkin sonuç çıkarılamaz.
Antalya’da yaşanmış bir dolandırıcılık olayının hukuki değerlendirmesi
Antalya’da 17 Kasım 2017 tarihinde gerçekleşen ve yargıya taşınan bir olayda, kendisini polis olarak tanıtan kişi tarafından aranan mağdurun, kimlik ve hesap bilgilerinin bir terör örgütünün eline geçtiği iddiasıyla 15.250 TL göndermesi sağlanmıştır.
Olay, sıradan bir borcun geri ödenmemesi olarak değerlendirilmemiştir. Kamu görevlisi sıfatının kullanılmasıyla oluşturulan aldatma ve para transferindeki sorumluluk araştırılmıştır.
Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019 yılında verdiği beraat kararı, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesince kaldırılmış; sanık hakkında 3 yıl 4 ay hapis ve 25.400 TL adli para cezasına hükmedilmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 02.05.2023 tarihli, E.2022/8059, K.2023/3430 sayılı kararıyla hükmü onamıştır.
Bu dosyada yaptırımın dayanağı, ödenmeyen bir borç değil, TCK m.158/1-l kapsamında değerlendirilen nitelikli dolandırıcılık eylemine katılımdır. Bir borç dosyasıyla benzerlik kurulabilmesi için aynı suç unsurlarının ayrıca ortaya konulması gerekir. mevzuat.adalet.gov.tr
Somut dosyada incelenmesi gereken hususlar
Borç ilişkisinin sözleşmeden kaynaklanan bir uyuşmazlık mı, dolandırıcılık mı veya icra yükümlülüğünün ihlali mi olduğunun belirlenmesi için sözleşme, ödeme kayıtları, yazışmalar ve varsa icra taahhüdü birlikte incelenmelidir.
CMK m.160, şüphelinin lehine ve aleyhine delillerin toplanmasını; CMK m.217, hükmün hukuka uygun elde edilen ve yargılamada tartışılan delillere dayanmasını gerektirir. Suçun sanık tarafından işlendiği sabit değilse CMK m.223/2-e uygulanır.
Antalya’nın on yıllık kayıtlarında da hukuki ayrım bu esaslarla yapılmalıdır: Sözleşme borcunun ödenmemesi, hileyle menfaat sağlanması ve geçerli icra yükümlülüğünün ihlali farklı koşullara ve farklı yaptırımlara tabidir. Bir dosyanın yalnızca “borç” veya “ödenmedi” şeklinde adlandırılması, hapis uygulanıp uygulanamayacağını belirlemeye yetmez.